حِصْنُ المُسْلِمِ
مِنْ أَذْكَارِ الكِتَابِ وَالسُّنَّةِ
Hisnu'l-Muslim (Kur'an ve Sünnetteki Zikirlerden Müslümanın Sığınağı)
د. سَعِيدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ وَهْفٍ الْقَحْطَانِيُّ
Allah Teâlâ'ya muhtaç olan bir kul
Dr. Saîd b. Ali b. Vehf el-Kahtânî
بِسْمِ اللهِ الرَّحمَنِ الرَّحِيمِ
Hisnu'l-Muslim (Kur'an ve Sünnetteki Zikirlerden Müslümanın Sığınağı)
Bismillâhirrahmânirrahîm
ÖNSÖZ
Hamt, Allah'a mahsustur. O'na hamt eder, O'ndan yardım diler ve O'ndan mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur, kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur. Şahitlik ederim ki, Allah'tan başka hak ilah yoktur; O tektir, O'nun ortağı yoktur. Ve şahitlik ederim ki, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- O'nun kulu ve rasûlüdür. Allah ona, ailesine, ashabına ve Kıyamet Günü'ne kadar onlara iyilikle uyanlara çokça salatu selam etsin. Bundan sonra:
Bu eser, “Kitap ve Sünnet’ten Zikir, Dua ve Rukye ile Tedavi”1 adlı kitabımdan yaptığım bir özettir. Bu özette zikirler bölümünü kısalttım ki, yolculuklarda taşınması kolay olsun.
Sadece zikrin metnine yer verdim ve tahricinde de asıl kaynakta bulunan bir veya iki kaynağı zikretmekle yetindim. Sahabeyi öğrenmek yahut tahric konusunda daha fazla bilgi edinmek isteyenlerin ise asıl kaynağa müracaat etmeleri gerekir. Allah -Azze ve Celle-'den, güzel isimleri ve yüce sıfatlarıyla, bu çalışmayı kendi kerim veçhi için halis kılmasını, hayattayken ve öldükten sonra da bununla beni faydalandırmasını ve onu okuyan, bastıran veya yayılmasına vesile olan kimseleri de onunla faydalandırmasını dilerim. Şüphesiz ki O; bütün noksanlıklardan münezzeh, bütün bunların koruyucusudur ve onu yapmaya kadirdir. Allah'ın salat ve selamı Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, ailesinin, ashabının ve kıyamete kadar en güzel şekilde onlara uyanların üzerine olsun.
Yazar
Safer 1409 Hicri yılında yazılmıştır.
***
ZİKRİN FAZİLETİ
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
﴿فَٱذۡكُرُونِيٓ أَذۡكُرۡكُمۡ وَٱشۡكُرُواْ لِي وَلَا تَكۡفُرُونِ 152﴾
(O halde yalnız beni anın ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin ve sakın bana nankörlük etmeyin!) 2
﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ ذِكۡرٗا كَثِيرٗا41﴾
(Ey iman edenler! Allah’ı çok çok zikredin.)3
﴿...وَالذَّاكِرِينَ اللَّهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتِ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا﴾
(...Allah’ı çok zikreden erkeklerle çok zikreden kadınlar var ya; işte Allah, onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. )4
﴿وَٱذۡكُر رَّبَّكَ فِي نَفۡسِكَ تَضَرُّعٗا وَخِيفَةٗ وَدُونَ ٱلۡجَهۡرِ مِنَ ٱلۡقَوۡلِ بِٱلۡغُدُوِّ وَٱلۡأٓصَالِ وَلَا تَكُن مِّنَ ٱلۡغَٰفِلِينَ 205﴾
(Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma!)5
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«مَثَلُ الَّذِي يَذْكُرُ رَبَّهُ، وَالَّذِي لَا يَذْكُرُ ربَّهُ، مَثَلُ الحَيِّ وَالمَيِّتِ».
«Rabbini zikreden ile Rabbini zikretmeyen kimsenin misali, diri ile ölünün misali gibidir.»6
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«أَلَا أُنبِّئُكُم بِخَيْرِ أَعْمَالِكُمْ، وَأَزْكَاهَا عِنْدَ مَلِيكِكُمْ، وَأَرْفَعِهَا فِي دَرَجَاتِكُمْ، وَخَيْرٍ لَكُمْ مِنْ إِنْفَاقِ الذَّهَبِ وَالوَرِقِ، وَخَيْرٍ لَكُمْ مِنْ أَنْ تَلْقَوْا عَدُوَّكُمْ فَتَضْرِبُوا أَعْنَاقَهُمْ وَيَضْرِبُوا أَعْنَاقِكُم؟» قَالُوا بَلَى. «ذِكْرُ اللَّهِ تَعَالَى».
«Size amellerinizin en hayırlısını, melikiniz olan Allah katında en değerlisini ve derecelerinizin en yüksek olanını, altın ve gümüş infak etmekten daha hayırlı, düşmanla karşılaşıp sizin onların boyunlarını vurmanızdan, onların da sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlı bir şeyi size haber vereyim mi?» Ashab: “Evet” dediler. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah Teâlâ’yı zikretmektir.»7
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى: أَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِي بِي، وَأَنَا مَعَهُ إِذَا ذَكَرَنِي، فَإِنْ ذَكَرَنِي فِي نَفْسِهِ، ذَكَرْتُهُ فِي نَفْسِي، وَإِنْ ذَكَرَنِي فِي مَلَأٍ ، ذَكَرْتُهُ فِي مَلَأٍ خَيْرٍ مِنْهُمْ، وَإِنْ تَقَرَّبَ إِلَيَّ شِبْرًا، تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ ذِرَاعًا، وَإِنْ تَقَرَّبَ إِلَيَّ ذِرَاعًا، تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ بَاعًا، وَإِنْ أَتَانِي يَمْشِي أَتَيْتُهُ هَرْوَلَةً».
«Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı üzereyim. Beni zikrettiği zaman onunla beraberim. Eğer beni yalnız başına anarsa, ben de onu yalnız anarım. Şayet beni bir toplulukla beraberken anarsa, ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım. Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım; bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim.»8
Abdullah b. Büsr –radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, bir adam: “Ey Allah’ın Rasûlü! İslam'ın nafile ibadetleri bana çok fazla geldi. Bana öyle bir şey söyle ki ona sımsıkı sarılayım.” dedi. O da şöyle buyurdu:
«لَا يَزَالُ لِسَانُكَ رَطْبًا مِنْ ذِكْرِ اللَّهِ».
«Dilinin daima Allah’ı zikretmekle ıslak kalmasına devam et.»9
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«مَنْ قَرَأَ حَرْفًا مِنْ كِتَابِ اللَّهِ فَلَهُ بِهِ حَسَنَةٌ، وَالحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا، لَا أَقُولُ: ﴿الــم﴾ حَرْفٌ، وَلَكِنْ: أَلِفٌ حَرْفٌ، وَلَامٌ حَرْفٌ، وَمِيْمٌ حَرْفٌ».
«Kim Allah'ın kitabından bir harf okursa ona bir sevap (hasene) vardır. Sevap (hasene) ise on kat karşılığıyla verilir. "Elif, Lâm, Mim" bir harftir demiyorum. Ancak Elif bir harftir, Lâm bir harftir, Mim bir harftir.»10.
Ukbe b. Âmir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Biz suffede iken, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- dışarı çıkıp şöyle buyurmuştur:
«أَيُّكُمْ يُحِبُّ أَنْ يَغْدُوَ كُلَّ يَوْمٍ إِلَى بُطْحَانَ، أَوْ إِلَى العَقِيقِ، فَيَأْتيَ مِنْهُ بِنَاقَتَيْنِ كَوْمَاوَيْنِ فِي غَيْرِ إِثْمٍ وَلَا قَطِيعَةِ رَحِمٍ؟»
«Sizden hanginiz her gün günah işlemeksizin ve akrabalık bağlarını koparmaksızın Buthan'a veya Akik'e gidip oradan iri hörgüçlü iki deve getirmeyi ister?» “Biz isteriz Ya Rasûlallah!” dedik. Rasûlullah -aleyhisselâm- şöyle buyurmuştur:
«أَفَلَا يَغْدُو أَحَدُكُمْ إِلَى المَسْجِدِ فَيَعْلَمَ، أَوْ يَقْرَأَ آيَتَيْنِ مِنْ كِتَابِ اللَّهِ عز وجل خَيْرٌ لَهُ مِنْ نَاقَتَيْنِ، وَثَلاثٌ خَيْرٌ لَهُ مِنْ ثَلَاثٍ، وَأَرْبَعٌ خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَرْبَعٍ، وَمِنْ أَعْدَادِهِنَّ مِنَ الإِبِلِ».
«Sizden birinizin mescide gidip Aziz ve Celil olan Allah'ın kitabından iki ayet öğrenmesi veya okuması, kendisi için iki deveden daha hayırlıdır. Üç ayet üç deveden, dört ayet dört deveden ve okuduğu ayet sayısınca deveden daha hayırlıdır.»11.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«مَنْ قَعَدَ مَقْعَدًَا لَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ فِيهِ، كَانَتْ عَلَيْهِ مِنَ اللَّهِ تِرَةٌ، وَمَنِ اضْطَجَعَ مَضْجِعًا لَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ فِيهِ كَانَتْ عَلَيْهِ مِنَ اللَّهِ تِرَةٌ».
«Kim bir yere oturur da orada Allah’ı zikretmezse; bu, Allah katından aleyhine bir noksanlık (ve pişmanlık sebebi) olur. Kim de bir yere uzanır da orada Allah’ı zikretmezse, bu da Allah katından aleyhine bir noksanlık (ve pişmanlık sebebi) olur.»12.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«مَا جَلَسَ قَوْمٌ مَجْلِسًَا لَمْ يَذْكُرُوا اللَّهَ فِيهِ، وَلَمْ يُصَلُّوا عَلَى نَبِيِّهِمْ إِلَّا كَانَ عَلَيْهِمْ تِرَةً، فَإِنْ شَاءَ عذَّبَهُمْ، وَإِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُمْ».
«Bir topluluk, bir yerde oturur da Allah'ı anmaz ve peygamberlerine salavat getirmezlerse, bu onlar için bir pişmanlık olur. Allah dilerse onları cezalandırır, dilerse bağışlar.»13.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«مَا مِنْ قَوْمٍ يَقُومُونَ مِنْ مَجْلِسٍ لَا يَذْكُرُونَ اللَّهَ فِيهِ إِلَّا قَامُوا عَنْ مِثْلِ جِيفَةِ حِمَارٍ، وَكَانَ لهُمْ حَسْرةً».
«Herhangi bir topluluk, oturdukları meclisten Allah’ı zikretmeden kalkarlarsa, merkep leşi yanından kalkmış gibi olurlar. O meclis de onlar için bir pişmanlık olur.»14.
1- UYKUDAN UYANINCA YAPILAN DUALAR
«الحَمْدُ للَّهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا، وَإِلَيْهِ النُّشُورُ».
«Bizi öldürdükten (uykudan) sonra dirilten Allah'a hamdolsun. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak olan da O’dur.»15.
«لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَريكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، سُبْحَانَ اللَّهِ، وَالحَمْدُ للَّهِ، وَلَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَاللَّهُ أَكبَرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ العَلِيِّ العَظِيمِ، رَبِّ اغْفرْ لِي».
«Allah'tan başka (hak) ilah yoktur. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur ve hamt O’nadır ve O'nun her şeye gücü yeter. Allah’ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim. Hamt, Allah’a mahsustur. Allah'tan başka hak ilah yoktur. Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet, sadece yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyla elde edilir. Rabbim, beni bağışla!»16.
«الحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي عَافَانِي فِي جَسَدِي، وَرَدَّ عَلَيَّ رُوحِي، وَأَذِنَ لِي بِذِكْرِهِ».
«Bedenime afiyet veren, ruhumu bana iade eden ve kendisini zikretmeme izin veren Allah’a hamdolsun.»17.
﴿إِنَّ فِي خَلۡقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَٱخۡتِلَٰفِ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ لَأٓيَٰتٖ لِّأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ 190 ٱلَّذِينَ يَذۡكُرُونَ ٱللَّهَ قِيَٰمٗا وَقُعُودٗا وَعَلَىٰ جُنُوبِهِمۡ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلۡقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ رَبَّنَا مَا خَلَقۡتَ هَٰذَا بَٰطِلٗا سُبۡحَٰنَكَ فَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ 191 رَبَّنَآ إِنَّكَ مَن تُدۡخِلِ ٱلنَّارَ فَقَدۡ أَخۡزَيۡتَهُۥۖ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنۡ أَنصَارٖ192 رَّبَّنَآ إِنَّنَا سَمِعۡنَا مُنَادِيٗا يُنَادِي لِلۡإِيمَٰنِ أَنۡ ءَامِنُواْ بِرَبِّكُمۡ فَـَٔامَنَّاۚ رَبَّنَا فَٱغۡفِرۡ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرۡ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ ٱلۡأَبۡرَارِ 193 رَبَّنَا وَءَاتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَىٰ رُسُلِكَ وَلَا تُخۡزِنَا يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۖ إِنَّكَ لَا تُخۡلِفُ ٱلۡمِيعَادَ 194 فَٱسۡتَجَابَ لَهُمۡ رَبُّهُمۡ أَنِّي لَآ أُضِيعُ عَمَلَ عَٰمِلٖ مِّنكُم مِّن ذَكَرٍ أَوۡ أُنثَىٰۖ بَعۡضُكُم مِّنۢ بَعۡضٖۖ فَٱلَّذِينَ هَاجَرُواْ وَأُخۡرِجُواْ مِن دِيَٰرِهِمۡ وَأُوذُواْ فِي سَبِيلِي وَقَٰتَلُواْ وَقُتِلُواْ لَأُكَفِّرَنَّ عَنۡهُمۡ سَيِّـَٔاتِهِمۡ وَلَأُدۡخِلَنَّهُمۡ جَنَّٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ ثَوَابٗا مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِۚ وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسۡنُ ٱلثَّوَابِ 195 لَا يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِي ٱلۡبِلَٰدِ 196 مَتَٰعٞ قَلِيلٞ ثُمَّ مَأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ 197 لَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ رَبَّهُمۡ لَهُمۡ جَنَّٰتٞ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا نُزُلٗا مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِۗ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٞ لِّلۡأَبۡرَارِ 198 وَإِنَّ مِنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ لَمَن يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡكُمۡ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِمۡ خَٰشِعِينَ لِلَّهِ لَا يَشۡتَرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنٗا قَلِيلًاۚ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ أَجۡرُهُمۡ عِندَ رَبِّهِمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ 199 يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱصۡبِرُواْ وَصَابِرُواْ وَرَابِطُواْ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ 200﴾
(Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır. 190
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni tüm noksanlıklardan tenzih ederiz. Bizi ateş azabından koru!” derler. 191
Rabbimiz! Sen kimi Cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur. 192
Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilerle beraber al. 193
Rabbimiz! Peygamberlerinle vadettiklerini bize ver, Kıyamet Günü bizi rezil etme. Sen şüphesiz sözünden caymazsın. 194
Rableri, onlara şu karşılığı verdi: "İçinizden gerek erkek gerek kadın olsun (salih) amel işleyenin amelini karşılıksız bırakarak boşa çıkarmayacağım. Kiminiz kiminizdensiniz (sizler sevap ve cezada denksiniz). Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan Cennetler'e koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır. 195
Kâfirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın. 196
Az bir geçimlik sonra varacakları yer Cehennem'dir. Orası ne kötü yerleşim yeridir.197
Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için, Allah tarafından bir ikram olarak, altlarından ırmaklar akan, ebedî olarak kalacakları Cennetler vardır. İyiler için Allah katındaki (nimetler) daha hayırlıdır. 198
Ehl-i Kitap'tan öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’tan korkarak iman ederler. Allah’ın ayetlerini az bir değere satmazlar. İşte onlara Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. 199
Ey iman edenler! Sabredin. Kararlılıkta yarışın, düşmana karşı hazırlıklı olun (birbirinize dayanıp bağlanın), (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki, kurtuluşa eresiniz. 200)
[Âl-i İmrân Suresi: 190-200]18.
2. ELBİSE GİYERKEN YAPILACAK DUA
«الحَمْدُ للَّهِ الَّذِي كَسَانِي هَذَا (الثَّوْبَ) وَرَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلَا قُوَّة...».
«Bana bu giysiyi giydiren ve benim hiçbir kuvvet ve kudretim olmadan onu rızık olarak bana veren Allah'a hamdolsun...»19.
3. YENİ ELBİSE GİYERKEN YAPILAN DUA
«اللَّهُمَّ لَكَ الحَمْدُ أَنْتَ كَسَوْتَنِيهِ، أَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِهِ وَخَيْرِ مَا صُنِعَ لَهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهِ وَشَرِّ مَا صُنِعَ لَهُ».
«Allah'ım! Hamt sana mahsustur. Onu bana sen giydirdin. Senden onu hayırlı kılmanı ve yapılışına uygun kullanmanın hayrını nasip etmeni dilerim. Şerrinden ve yapılışına uygun kullanılmasının şerrinden de sana sığınırım.»20.
4. YENİ ELBİSE GİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA
«تُبْلِي وَيُخْلِفُ اللَّهُ تَعَالَى».
«Bunu, üzerinde eskitesin. Allah'u Teâlâ yenisini versin.»21.
«اِلبَسْ جَدِيدًا، وَعِشْ حَمِيدًا، وَمُتْ شَهِيدًا».
«Yeni giy, övülmüş olarak yaşa ve şehit olarak öl.»22.
5. ELBİSE ÇIKARIRKEN YAPILAN DUA
«بِسْمِ اللَّه».
«Bismillâh»23.
6- TUVALETE GİRMEDEN ÖNCE YAPILAN DUA
«[بِسْمِ اللَّهِ] اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الخُبْثِ وَالخَبَائِثِ».
«[Bismillah] Allahümme innî eûzu bike mine'l hubsi ve'l habâisi.»24.
7. TUVALETTEN ÇIKTIKTAN SONRA YAPILAN DUA
«غُفْرَانَكَ».
«Allah'ım! Senden beni bağışlamanı dilerim.»25
8. ABDESTTEN ÖNCE YAPILAN DUA
«بِسْمِ اللَّهِ».
«Bismillah»26.
9- ABDESTTEN SONRA YAPILAN DUA
«أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ..».
«Şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ibadet edilecek hak ilah yoktur; yine şehadet ederim ki, Muhammed –sallallahu aleyhi ve sellem- Allah’ın kulu ve rasûlüdür.»27.
«اللَّهُمَّ اجْعَلْنِي مِنَ التَّوَّابِينَ وَاجْعَلْنِي مِنَ المُتَطَهِّرِينَ».
«Allah'ım! Beni, tevbe eden ve günahlarından temizlenen kullarından eyle.»28.
«سُبْحانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتوبُ إِلَيْكَ».
«Allah'ım! Sana hamt ederek, seni tüm noksan sıfatlardan tenzih ederim. Senden başka hak ilah olmadığına şehadet ederim. Senden bağışlanma diler ve sana tevbe ederim.»29
10. EVDEN ÇIKARKEN YAPILAN DUA
«بِسْمِ اللَّهِ، تَوَكَّلْتُ عَلَى اللَّهِ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّّا بِاللَّهِ».
«Allah'ın adıyla başlarım, Allah'a tevekkül ettim, güç ve kuvvet ancak Allah'ındır.»30.
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَضِلَّ، أَوْ أُضَلَّ، أَوْ أَزِلَّ، أَوْ أُزَلَّ، أَوْ أَظْلِمَ، أَوْ أُظْلَمَ، أَوْ أَجْهَلَ، أَوْ يُجْهَلَ عَلَيَّ».
«Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki, ben sapıklığa düşmekten veya sapıklığa düşürülmekten, zillete düşmemden/ayağımın kaymasından veya zillete düşürülmekten/ayağımın kaydırılmasından, zulmetmekten veya zulmedilmekten, cehalete düşmekten veya cahil bırakılmaktan sana sığınırım.»31.
11. EVE GİRERKEN YAPILAN DUA
«بِسْمِ اللَّهِ وَلَجْنَا، وَبِسْمِ اللَّهِ خَرَجْنَا، وَعَلَى اللَّهِ رَبِّنَا تَوَكَّلْنَا، ثُمَّ لِيُسَلِّمْ عَلَى أَهْلِهِ».
«Allah'ın adıyla girdik, Allah'ın adıyla çıktık ve sadece Rabbimiz Allah'a tevekkül ettik. Sonra da ailesine selam versin.»32.
12- CAMİYE GİDERKEN YAPILAN DUA
«اللَّهُمَّ اجْعَلْ فِي قَلْبِي نُورًا، وَفِي لِسَانِي نُورًا، وَفِي سَمْعِي نُورًا، وَفِي بَصَرِي نُورًا، وَمِنْ فَوْقِي نُورًا، وَمِنْ تَحْتِي نُورًا، وَعَنْ يَمِينِي نُورًا، وَعَنْ شِمَالِي نُورًا، وَمِنْ أَمَامِي نُورًا، وَمِنْ خَلْفِي نُورًا، وَاجْعَلْ فِي نَفْسِي نُورًا، وَأَعْظِمْ لِي نُورًا، وَعَظِّمْ لِي نُورًا، وَاجْعَلْ لِي نُورًا، وَاجْعَلْنِي نُورًا، اللَّهُمَّ أَعْطِنِي نُورًا، وَاجْعَلْ فِي عَصَبِي نُورًا، وَفِي لَحْمِي نُورًا، وَفِي دَمِي نُورًا، وَفِي شَعْرِي نُورًا، وَفِي بَشَرِي نُورًا».
«Ey Allah’ım! Kalbimde bir nur, dilimde bir nur, kulağımda bir nur ve gözümde bir nur kıl. Üstümden bir nur, altımdan bir nur kıl; sağımdan bir nur, solumdan bir nur kıl; önümden bir nur, arkamdan bir nur kıl. Nefsimde bir nur kıl. Benim için büyük bir nur ve yüce bir nur kıl. Benim için bir nur kıl ve beni nurlu kıl. Ey Allah’ım! Bana bir nur ver. Sinirlerimde bir nur, etimde bir nur, kanımda bir nur, saçımda bir nur ve tenimde bir nur kıl.»33.
«اللَّهُمَّ اجْعَلْ لِي نُورًا فِي قَبْرِي... وَنُورًا فِي عِظَامِي» «وَزِدْنِي نُورًا، وَزِدْنِي نُورًا، وَزِدْنِي نُورًا» «وَهَبْ لِي نُورًا عَلَى نُورٍ».
«Ey Allah’ım! Kabrimde bir nur... ve kemiklerimde bir nur kıl.»34 «Ve nurumu artır, nurumu artır, nurumu artır.»35 «Bana nur üstüne nur bağışla.»36.
13. CAMİYE GİRERKEN YAPILAN DUA:
(Sağ ayağıyla girer.)37 ve şöyle der:
«أَعُوذُ بِاللَّهِ العَظِيمِ، وَبِوَجْهِهِ الكَرِيمِ، وَسُلْطَانِهِ القَدِيمِ، مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ»
«Allah’ın rahmetinden kovulmuş Şeytan'dan yüce Allah’a, O’nun kerîm vechine ve ezelî hükümranlığına sığınırım.»38
«بِسْمِ اللَّهِ، وَالصَّلَاةُ» «وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ»
«Allah'ın adıyla, salât»39 «ve selâm Rasûlullah'ın üzerine olsun»40
«اللَّهُمَّ افْتَحْ لِي أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ».
«Allah'ım! Bana rahmetinin kapılarını aç.»41.
14. CAMİDEN ÇIKARKEN YAPILAN DUA:
(Sol ayağı ile çıkar)42 ve şöyle der:
«بِسْمِ اللَّهِ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ،
«Allah'ın adıyla, salât ve selâm, Rasûlullah'ın üzerine olsun,
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِك،
Allah'ım! Senin fazlından isterim,
اللَّهُمَّ اعْصِمْنِي مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ».
Allah'ım! Beni, rahmetinden kovulmuş olan Şeytan'dan koru.»43.
15. EZAN İLE İLGİLİ DUA VE ZİKİRLER:
Müezzinin söylediklerinin aynısını söyler; (Hayye ale's-salâh) ve (Hayye ale'l-felâh)'da ise şöyle der:
«لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ».
Manası: «Güç ve kuvvet ancak Allah'tandır.»44
Şöyle der:
«وَأَنَا أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، رَضِيتُ بِاللَّهِ رَبًَّا، وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولًا، وَبِالإِسْلَامِ دِينًَا».
«Ben de tek olan ve ortağı bulunmayan Allah’tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed'in -sallallahu aleyhi ve sellem- O’nun kulu ve rasûlü olduğuna şahitlik ederim. Rab olarak Allah'tan razı oldum, rasûl olarak Muhammed'den -sallallahu aleyhi ve sellem- razı oldum ve din olarak İslam'dan razı oldum.»45
(Bu, müezzinin şehadet getirmesinin ardından söylenir.)46.
(Müezzinin söylediklerini tekrar ettikten sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salâtu selâm getirir.)47.
Şöyle dua eder:
«اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ، وَالصَّلَاةِ القَائِمَةِ، آتِ مُحَمَّدًا الوَسِيلَةَ وَالفَضِيلَةَ، وَابْعَثْهُ مَقَامًَا مَحمُودًا الَّذِي وَعَدْتَهُ، [إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ المِيعَادَ]».
«Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın Rabbi Allah'ım! Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e vesileyi ve fazileti ver. Onu, kendisine vadettiğin Makâm-ı Mahmûd'a ulaştır. [Şüphesiz ki sen sözünden dönmezsin.]»48.
(Ezan ile kamet arasında kendisi için dua eder; zira o vakit yapılan dua reddedilmez.)49.
16. (TEKBİRDEN SONRA OKUNAN) İFTİTAH DUASI:
«اللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَايَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ المَشْرِقِ وَالمَغْرِبِ، اللَّهُمَّ نَقِّنِي مِنْ خَطَايَايَ كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ، اللَّهُمَّ اغْسِلْني مِنْ خَطَايَايَ، بِالثَّلْجِ وَالماءِ وَالبَرَدِ».
«Allah'ım! Doğu ve batının arasını uzaklaştırdığın gibi, beni de günahlarımdan uzaklaştır. Allah'ım! Beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi, beni de günahlarımdan temizle. Allah'ım! Beni günahlarımdan kar, su ve dolu ile arındır (temizle).»50.
«سُبْحانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، وَتَبارَكَ اسْمُكَ، وَتَعَالَى جَدُّكَ، وَلَا إِلَهَ غَيْرُكَ».
«Allah'ım! Sana hamdederek seni her türlü eksik ne noksan sıfatlardan tenzih ederim. Senin adın mübarektir. Varlığın her şeyden üstündür. Senden başka hak ilah yoktur.»51.
«وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًَا وَمَا أَنَا مِنَ المُشْرِكِينَ، إِنَّ صَلَاتِي، وَنُسُكِي، وَمَحْيَايَ، وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ العَالَمِينَ، لَا شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا مِنَ المُسْلِمِينَ، اللَّهُمَّ أَنْتَ المَلِكُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، أَنْتَ رَبِّي وَأَنَا عَبْدُكَ، ظَلَمْتُ نَفْسِي وَاعْتَرَفْتُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي ذُنُوبي جَمِيعًَا إِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنوبَ إِلَّا أَنْتَ، وَاهْدِنِي لِأَحْسَنِ الأَخْلاقِ لَا يَهْدِي لِأَحْسَنِها إِلَّا أَنْتَ، وَاصْرِفْ عَنِّي سَيِّئَهَا، لَا يَصْرِفُ عَنِّي سَيِّئَهَا إِلَّا أَنْتَ، لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ، وَالخَيْرُ كُلُّهُ بِيَدَيْكَ، وَالشَّرُّ لَيْسَ إِلَيْكَ، أَنَا بِكَ وَإِلَيْكَ، تَبارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتوبُ إِلَيْكَ».
«Gökleri ve yeri yoktan var edene, hanif olarak yüzümü çevirdim ve ben müşriklerden değilim. Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir. Onun hiçbir ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanlardanım. Allah'ım! Sen her şeyin malikisin. Senden başka hiçbir (hak) ilah yoktur. Sen benim Rabbimsin, ben senin kulunum. Nefsime zulmettim. Günahımı itiraf ediyorum. Bütün günahlarımı bağışla; çünkü senden başka günahları bağışlayacak yoktur. Ahlakın en güzeline beni hidayet eyle. En güzel ahlaka senden başka kimse hidayet edemez. Kötü ahlakı benden uzaklaştır. Senden başka hiçbir varlık kötü ahlakı uzaklaştıramaz. Devamlı senin emrine itaat eder, devamlı senin buyruklarına uyarım. Hayrın tamamı senin iki elindedir. Şer ise sana nispet edilmez. Benim varlığım seninledir ve ben sana sığınırım. Şanın pek mübarektir ve sen pek yücesin. Senden mağfiret dilerim, sana tövbe ederim»52.
«اللَّهُمَّ رَبَّ جِبْرَائِيلَ، وَمِيْكَائِيلَ، وَإِسْرَافِيلَ، فَاطِرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ، عَالِمَ الغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ أَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ، اهْدِنِي لِمَا اخْتُلِفَ فِيهِ مِنَ الحَقِّ بِإِذْنِكَ إِنَّكَ تَهْدِي مَنْ تَشَاءُ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقيمٍ».
«Ey Cebrâîl'in, Mîkâil'in ve İsrâfîl'in Rabbi! Göklerin ve yerin yaratanı, gizli ve aşikârı bilen Allah'ım! Ayrılığa düştükleri şeylerde kulların arasında sen hükmedersin. İhtilafa düşülen şeyde beni, izninle hakka ulaştır. Şüphesiz sen, dilediğini doğru yola iletirsin.»53.
«اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًَا، اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا، اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا، وَالحَمْدُ لِلَّهِ كَثيرًا، وَالحَمْدُ لِلَّهِ كَثيرًا، وَالحَمْدُ لِلَّهِ كَثيرًا، وَسُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلًا».
«Allah her şeyden daha büyüktür, Allah her şeyden daha büyüktür, Allah her şeyden daha büyüktür. Allah'a çokça hamdolsun, Allah'a çokça hamdolsun, Allah'a çokça hamdolsun. Sabah akşam Allah'ı tenzih ederim.»
Üç defa
«أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ: مِنْ نَفْخِهِ، وَنَفْثِهِ، وَهَمْزِهِ».
«Kibirlenmesinden(nefhihi), kötü söz/şiir fısıldamasından (nefsihi) ve delilik/sara vermesinden (hemzihi) dolayı Şeytan'dan Allah'a sığınırım.»54.
«اللَّهُمَّ لَكَ الحَمْدُ، أَنْتَ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، وَلَكَ الحَمْدُ أَنْتَ قَيِّمُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، [وَلَكَ الحَمْدُ أَنْتَ رَبُّ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ] [وَلَكَ الحَمْدُ لَكَ مُلْكُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ] [وَلَكَ الحَمْدُ أَنْتَ مَلِكُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ] [وَلَكَ الحَمْدُ] [أَنْتَ الحَقُّ، وَوَعْدُكَ الحَقُّ، وَقَوْلُكَ الحَقُّ، وَلِقاؤُكَ الحَقُّ، وَالجَنَّةُ حَقٌّ، وَالنَّارُ حَقٌّ، وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ، وَمحَمَّدٌ ﷺ حَقٌّ، وَالسَّاعَةُ حَقٌّ] [اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمتُ، وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ، وَبِكَ خاصَمْتُ، وَإِلَيْكَ حاكَمْتُ. فَاغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ، وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ، وَمَا أَعْلَنْتُ] [وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي] [أَنْتَ المُقَدِّمُ، وَأَنْتَ المُؤَخِّرُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ] [أَنْتَ إِلَهِي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ] [وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ]».
«Allah'ım! Hamt sanadır.55 Sen, göklerin, yerin ve içindekilerin nurusun. Hamt sanadır, sen gökleri, yeri ve içindekileri ayakta tutansın. (Hamt sanadır. Sen göklerin, yerin ve içindekilerin Rabbisin.) (Hamt sanadır. Göklerin, yerin ve içindekilerin mülkü senindir.) (Hamt sanadır. Sen göklerin ve yerin Melikisin.) (Hamt sanadır.) (Sen haksın, vaadin haktır, sözün haktır, seninle karşılaşmak haktır, Cennet haktır, Cehennem haktır, peygamberler haktır, Muhammed ﷺ haktır ve Kıyamet haktır.) (Allah'ım! Sana teslim oldum, sana tevekkül ettim, sana iman ettim, sana yöneldim, senin için düşmanlık ettim ve seni hakem kıldım. Geçmişte ve gelecekte, gizli ve açık olarak işlediğim günahlarımı ve senin benden daha iyi bildiklerini de bağışla.) (Sen Mukaddim (öne geçiren) ve Muahhir'sin (geriye bırakan). Senden başka hak ilah yoktur.) (Sen benim ilahımsın, senden başka hak ilah yoktur.) (Güç ve kuvvet yalnızca Allah'tandır.)»56.
17. RÜKÛDA YAPILAN DUA:
«سُبْحانَ رَبِّيَ العَظِيمِ».
«Azamet sahibi olan Allah'ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim».
Üç kere okunur57.
«سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي».
«Rabbimiz olan Allah'ım! Sana hamdederek seni tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Allah'ım beni bağışla.»58.
«سُبُّوُحٌ، قُدُّوسٌ، رَبُّ المَلَائِكَةِ وَالرُّوحِ».
«Rükû ve secdem, tüm noksanlıklardan, ortak edinmekten, ulûhiyete ve yaratana lâyık olmayan şeylerden uzak ve temiz olan, meleklerin ve Rûh'un (Cebrâîl'in) Rabbi (Allah) içindir.»59.
«اللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَلَكَ أَسْلَمْتُ، خَشَعَ لَكَ سَمْعِي، وَبَصَرِي، وَمُخِّي، وَعَظْمِي، وَعَصَبِي، [وَمَا استَقَلَّتْ بِهِ قَدَمِي]».
«Allah’ım! Sana rükû ettim, sana iman ettim ve sana teslim oldum. Kulağım, gözüm, iliğim, kemiğim, sinirim [ve ayaklarımın taşıdığı her şey] sana boyun eğdi.»60
«سُبْحَانَ ذِي الجَبَرُوتِ، وَالمَلَكُوتِ، وَالكِبْرِيَاءِ، وَالعَظَمَةِ».
«Mutlak kudret, hükümranlık, büyüklük ve yücelik sahibini tüm noksanlıklardan tenzih ederim.»61.
18. RÜKÛDAN DOĞRULURKEN YAPILAN DUA:
«سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ».
«Allah, kendisine hamt edenin hamdini işitip kabul etti»62.
«رَبَّنَا وَلَكَ الحَمْدُ، حَمْدًا كَثيرًا طَيِّبًا مُبارَكًا فِيهِ».
«Rabbimiz! Çok, temiz ve mübarek bir hamt yalnızca Sanadır.»63.
«مِلْءَ السَّمَوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ، وَمَا بَيْنَهُمَا، وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَيءٍ بَعْدُ. أَهلَ الثَّناءِ وَالمَجْدِ، أَحَقُّ مَا قَالَ العَبْدُ، وَكُلُّنَا لَكَ عَبْدٌ، اللَّهُمَّ لَا مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلَا يَنْفَعُ ذَا الجَدِّ مِنْكَ الجَدُّ».
«Gökler dolusu, yerle gökler arasındaki mesafe dolusunca ve bundan sonra dilediğin şeyler dolusunca (hamt yalnızca Sanadır) ey övgü ve şeref sahibi! Bir kulun -ki hepimiz senin kulunuz- söylediği şu söze en layık olan Sensin: Allahım! Senin verdiğine engel olacak, Senin engel olduğunu da verecek hiç kimse yoktur. Makam sahibinin sahip olduğu şeyler, senin yanında kendisine hiçbir fayda vermez.»64.
19. SECDEDE YAPILAN DUA:
«سُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى».
«En yüce (yüksek) olan Rabbimi tüm noksanlıklardan tenzih ederim»
Üç kere okunur65.
«سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي».
«Rabbimiz olan Allah'ım! Sana hamdederek Seni tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Allah'ım beni bağışla.»66.
«سُبُّوحٌ، قُدُّوسٌ، رَبُّ المَلَائِكَةِ وَالرُّوحِ».
«Rükû ve secdem, tüm noksanlıklardan, ortak edinmekten, ulûhiyete ve yaratana lâyık olmayan şeylerden uzak ve temiz olan, meleklerin ve Rûh'un (Cebrâîl'in) Rabbi (Allah) içindir.»67.
«اللَّهُمَّ لَكَ سَجَدْتُ وَبِكَ آمَنْتُ، وَلَكَ أَسْلَمْتُ، سَجَدَ وَجْهِيَ لِلَّذِي خَلَقَهُ، وَصَوَّرَهُ، وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ، تَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الخَالِقِينَ».
«Allah’ım! Sana secde ediyor, sana iman ediyor ve sana teslim oluyorum. Yüzüm, kendisini yaratana ve şekil verene, göz ve kulak verene secde etmektedir. En güzel yaratıcı olan Allah, ne yücedir.»68.
«سُبْحَانَ ذِي الجَبَرُوتِ، وَالمَلَكُوتِ، وَالكِبْرِيَاءِ، وَالعَظَمَةِ».
«Mutlak kudret, hükümranlık, büyüklük ve yücelik sahibini tüm noksanlıklardan tenzih ederim.»69.
«اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ذَنْبِي كُلَّهُ: دِقَّهُ وَجِلَّهُ، وَأَوَّلَهُ وَآخِرَهُ، وَعَلَانِيَّتَهُ وَسِرَّهُ».
«Allah'ım! Günahımın hepsini; küçüğünü büyüğünü, öncesini sonrasını, açık olanını, gizli olanını bağışla!»70.
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقوبَتِكَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْكَ، لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ، أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ».
«Allah'ım! Öfkenden rızana, cezalandırmandan affına sığınırım. Senden yine sana sığınırım. Sana övgüyü saymakla bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.»71.
20- İKİ SECDE ARASINDAKİ OTURUŞTA YAPILAN DUA:
«رَبِّ اغْفِرْ لِي، رَبِّ اغْفِرْ لِي».
«Rabbim! Beni bağışla. Rabbim! Beni bağışla»72.
«اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي، وَارْحَمْنِي، وَاهْدِنِي، وَاجْبُرْنِي، وَعَافِنِي، وَارْزُقْنِي، وَارْفَعْنِي».
«Allah'ım! Beni bağışla, bana merhamet et, bana hidayet et, benden zorluğu gider, bana afiyet ver, beni rızıklandır ve beni yücelt.»73.
21. TİLÂVET SECDESİNDE YAPILAN DUA:
«سَجَدَ وَجْهِيَ لِلَّذِي خَلَقَهُ، وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ بِحَوْلِهِ وَقُوَّتِهِ، فَتَبارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الخَالِقِينَ».
«Yüzüm, kendisini yaratan ve kendi güç ve kuvvetiyle ona kulak ve göz verene secde etmektedir. (Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şanı ne yücedir!)»
[Mü'minûn Suresi: 14]74.
«اللَّهُمَّ اكْتُبْ لِي بِهَا عِنْدَكَ أَجْرًا، وَضَعْ عَنِّي بِهَا وِزْرًا، وَاجْعَلْهَا لِي عِنْدَكَ ذُخْرًا، وَتَقَبَّلْهَا مِنِّي كَمَا تَقَبَّلْتَهَا مِنْ عَبْدِكَ دَاوُدَ».
«Allah'ım! Bununla bana katında bir ecir yaz, bununla üzerimden bir günahı kaldır, onu benim için katında bir azık kıl ve kulun Dâvûd'dan kabul ettiğin gibi onu benden de kabul et.» .75.
22- TEŞEHHÜDDE (TAHIYYATTA) YAPILAN DUA:
«التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ، وَالصَّلَواتُ، وَالطَّيِّبَاتُ، السَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسولُهُ».
(Bütün tâzimler, ibâdetler ve güzel sözler ancak Allah içindir. Ey Nebi! Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun. Selâm, bizim ve Allah’ın salih kullarının üzerine olsun. Allah’tan başka hak ilah olmadığına şehâdet ederim. Ve yine Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet ederim)76.
23. TEŞEHHÜDDEN SONRA OKUNAN SALAVÂT:
«اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا صَلَّيتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ، اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ».
«Allah'ım! İbrahim’i ve İbrahim’in ailesini meleklerinin yanında methettiğin gibi, Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-’i ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ailesini de meleklerinin yanında methet. Şüphesiz sen; çok övülensin, şeref sahibisin. Allah'ım! İbrahim’i ve İbrahim’in ailesini mübarek kıldığın gibi, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’i ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ailesini de mübarek kıl. Şüphesiz sen; çok övülensin, şeref sahibisin.»77.
«اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى أَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى أَزْواجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ».
«Allahım! Muhammed’i, eşlerini ve soyunu, İbrahim ailesini meleklerinin yanında methettiğin gibi methet. Muhammed’e, eşlerine ve soyuna, İbrahim ailesine bereket verdiğin gibi bereket ver. Sen gerçekten övülmeye layık ve yücesin.»78.
24. NAMAZDA SELAMDAN ÖNCE YAPILAN DUALAR:
«اللَّهُــمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ القَبْرِ، وَمِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ، وَمِنْ فِتْنَةِ المَحْيَا وَالمَمَاتِ، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ المَسِيحِ الدَّجَّالِ».
«Allah'ım! Kabir azabından sana sığınırım. Cehennem azabından sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnelerinden sana sığınırım. Deccal 'in fitnelerinden sana sığınırım.»79
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ القَبْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ المَسِيحِ الدَّجَّالِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ المَحْيَا وَالمَمَاتِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ المَأْثَمِ وَالمَغْرَمِ».
«Allah'ım! Kabir azabından, Mesih Deccâl'in fitnesinden, hayatın ve ölümün fitnesinden sana sığınırım. Allah'ım! Günah ve borçtan sana sığınırım.»80
«اللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْمًا كَثِيرًا، وَلَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ، فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَارْحَمْنِي، إِنَّكَ أَنْتَ الغَفُورُ الرَّحِيمُ».
«Allahım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Katından bir mağfiretle beni bağışla ve bana merhamet eyle. Şüphesiz sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.»81.
«اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ، وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ، وَمَا أَعْلَنْتُ، وَمَا أَسْرَفْتُ، وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، أَنْتَ المُقَدِّمُ، وَأَنْتَ المُؤَخِّرُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ».
«Allahım! İşlediğim günahları, yapmam gerekip de yapmadığım ibadetleri, gizli ve aşikâr işlediğim günahları, haddi aştığım ve benden daha iyi bildiğin tüm günahlarımı bağışla. Dilediğini kendine itaatte öne alansın, dilediğini de bundan geciktirensin. Senden başka hak ilah yoktur.»82.
«اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ، وَحُسْنِ عِبادَتِكَ».
«Allahım! Seni zikretmem, sana şükretmem ve sana güzelce ibadet etmem için bana yardım et.»83.
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ البُخْلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الجُبْنِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أُرَدَّ إِلَى أَرْذَلِ العُمُرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا وَعَذَابِ القَبْرِ».
«Allah'ım! Cimrilikten sana sığınırım, korkaklıktan sana sığınırım, ömrümün sonunda güç ve takatten düşmekten sana sığınırım. Dünya fitnesi ve kabir azabından sana sığınırım.»84.
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الجَنَّةَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ».
«Allahım! Senden Cennet'i (kazanmayı) dilerim ve Cehennem azabından sana sığınırım.»85.
«اللَّهُمَّ بِعِلْمِكَ الغَيْبَ وَقُدْرَتِكَ عَلَى الخَلقِ أَحْيِنِي مَا عَلِمْتَ الحَيَاةَ خَيْرًا لِي، وَتَوَفَّنِي إِذَا عَلِمْتَ الْوَفَاةَ خَيْرًا لِي، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَشْيَتَكَ فِي الغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، وَأَسْأَلُكَ كَلِمَةَ الحَقِّ فِي الرِّضَا وَالغَضَبِ، وَأَسْأَلُكَ القَصْدَ فِي الغِنَى وَالفَقْرِ، وَأَسْأَلُكَ نَعِيمًا لَا يَنْفَدُ، وَأَسْأَلُكَ قُرَّةَ عَيْنٍ لَا تَنْقَطِعُ، وَأَسْأَلُكَ الرِّضَا بَعْدَ القَضَاءِ، وَأَسْأَلُكَ بَرْدَ العَيْشِ بَعْدَ المَوْتِ، وَأَسْأَلُكَ لَذَّةَ النَّظَرِ إِلَى وَجْهِكَ، وَالشَّوْقَ إِلَى لِقَائِكَ فِي غَيرِ ضَرَّاءَ مُضِرَّةٍ، وَلَا فِتْنَةٍ مُضِلَّةٍ، اللَّهُمَّ زَيِّنَا بِزِينَةِ الإِيمَانِ، وَاجْعَلْنَا هُدَاةً مُهْتَدِينَ».
«Allahım! Gayb ilmin ve yaratma kudretin ile benim için hayatın hayırlı olduğunu bildiğin sürece beni yaşat. Ölümün benim için daha hayırlı olduğunu bildiğinde de beni vefat ettir. Allah'ım! Gizli ve aşikâr hallerimde senden hakkıyla korkmayı dilerim. Senden (kulların) rıza ve öfke anında hak sözü söylemeyi dilerim. Zenginlik ve fakirlikte senden itidalli olmayı dilerim. Senden tükenmek bilmeyen Cennet nimetleri dilerim. Bitmeyen bir göz aydınlığı (sevinç ve mutluluk) dilerim. Senden, (hakkımda hayır veya şer olarak takdir ettiğin) kazaya rıza göstermeyi ve ölümden sonra rahata kavuşmayı dilerim. Yüzüne bakmanın lezzetini isterim. Zarar verici bir hastalık ve saptırıcı fitneye uğramadan sana kavuşmanın özlemini dilerim. Allah'ım! Bizi iman ziynetiyle süsle ve bizi hidâyete ermiş, doğru yolun rehberleri kıl.»86.
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ يَا أَللَّهُ بِأَنَّكَ الوَاحِدُ الأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ، وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ، أَنْ تَغْفِرَ لِي ذُنُوبِي إِنَّكَ أَنْتَ الغَفُورُ الرَّحِّيمُ».
«Allah'ım! Ey Allah! Sen ki birsin, teksin, her şeyin kendisine muhtaç olduğu Samed’sin. Doğmamış ve doğurmamışsın. Hiçbir benzeri olmayansın. Bu sebeple senden günahlarımı bağışlamanı dilerim. Şüphesiz sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.»87.
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّ لَكَ الحَمْدَ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ وَحْدَكَ لَا شَرِيكَ لَكَ، المَنَّانُ، يَا بَدِيعَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ يَا ذَا الجَلَالِ وَالإِكْرَامِ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ إِنِّي أَسْأَلُكَ الجَنَّةَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ».
«Allah’ım! Hamd Sana mahsustur; Sen’den istiyorum. Senden başka hak ilah yoktur. Sen birsin. Senin ortağın yoktur. Sen, çokça verensin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Ey celâl ve ikram sahibi! Ya Hayy, Ya Kayyûm! Senden Cennet'i dilerim ve Cehennem'den sana sığınırım.»88.
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّي أَشْهَدُ أَنَّكَ أَنْتَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ الأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ».
«Allah'ım! Senin Allah olduğuna, senden başka hak ilah olmadığına, bir ve Samed olduğuna, doğmamış ve doğurmamış olduğuna, hiçbir benzerinin olmadığına şehâdet etmemi vesile kılarak senden dilerim.»89.
25. SELAM VERDİKTEN SONRA YAPILAN DUALAR:
«أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ
«Allah'tan af dilerim
(Üç kere okunur.)
اللَّهُمَّ أَنْتَ السَّلَامُ، وَمِنْكَ السَّلَامُ، تَبَارَكْتَ يَا ذَا الجَلَالِ وَالإِكْرَامِ».
«Allahümme ente's-selâmu ve minke's-selâm. Tebârekte yâ ze'lcelâli ve'l-ikrâm.»90.
«لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
«Allah'tan başka hak ilah yoktur. O tektir. O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamt o'na aittir. O her şeye kadirdir.
[Üç defa]
اللَّهُمَّ لَا مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلَا يَنْفَعُ ذَا الجَدِّ مِنْكَ الجَدُّ».
Allah'ım! Senin verdiğine engel olacak kimse yoktur, senin engel olduğuna da verecek kimse yoktur. Makam sahibinin sahip olduğu şeyler, senin yanında kendisine hiçbir fayda vermez.»91.
«لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ، وَلَهُ الحَمدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَلَا نَعْبُدُ إِلَّا إِيَّاهُ لَهُ النِّعْمَةُ وَلَهُ الفَضْلُ وَلَهُ الثَّنَاءُ الحَسَنُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ الكَافِرُونَ».
«Bir ve ortağı olmayan Allah’tan başka hak ilah yoktur. Mülk O’nundur, hamt O’nadır, O’nun her şeye gücü yeter. Ondan başka güç ve kuvvet yoktur. O'ndan başka hak ilah yoktur. Ancak ona ibadet ederiz, nimet O'nundur, fazilet O'nundur. Güzel övgü O'nadır. Allah'tan başka hak ilah yoktur. Kâfirler hoş görmese de dini yalnızca O'na halis kılarız.»92.
«سُبْحَانَ اللَّهِ، وَالحَمْدُ لِلَّهِ، وَاللَّهُ أَكْبَرُ
«Allah, bütün eksiklik ve noksanlıklardan münezzehtir. Hamt yalnızca Allah'ındır ve Allah, en büyüktür.»
(Otuz üç defa okunur.)
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ».
«Allah'tan başka hak ilah yoktur. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamt O'nadır ve O'nun her şeye gücü yeter.»93
﴿قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ1 ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ2 لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ3 وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدُۢ4﴾
(De ki: O Allah birdir. 1
Allah Samed'dir. 2
Doğurmamıştır, doğurulmamıştır. 3
O'nun hiçbir dengi yoktur. 4)
[İhlâs Suresi: 1-4 Ayetler].
﴿قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ1 مِن شَرِّ مَا خَلَقَ2 وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ3 وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّٰثَٰتِ فِي ٱلۡعُقَدِ4 وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ5﴾
(De ki: Ben, sabahın Rabbine sığınırım. 1
Yarattığı varlıkların şerrinden. 2
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.3
Düğümlere üfleyenlerin şerrinden. 4
Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden. 5)
[Felâk Suresi: 1-5 Ayetler].
﴿قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ1 مَلِكِ ٱلنَّاسِ2 إِلَٰهِ ٱلنَّاسِ3 مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ4 ٱلَّذِي يُوَسۡوِسُ فِي صُدُورِ ٱلنَّاسِ5 مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ6﴾
(De ki: İnsanların Rabbine sığınırım. 1
İnsanların hükümdarına. 2
İnsanların ilahına. 3
Sinsi/(Allah anıldığında geri kaçan) vesvesecinin şerrinden. 4
Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir. 5
Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olur).6)
[Nâs Suresi: 1-6 Ayetler].
Her farz namazdan sonra (okunur.)94.
﴿ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَيُّ ٱلۡقَيُّومُۚ لَا تَأۡخُذُهُۥ سِنَةٞ وَلَا نَوۡمٞۚ لَّهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۗ مَن ذَا ٱلَّذِي يَشۡفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦۚ يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيۡءٖ مِّنۡ عِلۡمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَۚ وَسِعَ كُرۡسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفۡظُهُمَاۚ وَهُوَ ٱلۡعَلِيُّ ٱلۡعَظِيمُ255﴾
(Allah; O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir hak ilâh olmayandır; Hayy'dır (diridir); Kayyûm'dur. (kendi zâtıyla kâimdir.) O'nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan, O'nun yanında kim şefaat edebilir? Onların önünde ve arkasında olan her şeyi bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.)
[ Bakara Suresi: 255] Her farz namazdan sonra (okunur.)95.
«لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ»
«Allah'tan başka hak ilah yoktur. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamt O’nadır. Diriltir ve öldürür ve O'nun her şeye gücü yeter.»
(Bu zikir) akşam ve sabah namazından sonra on defa okunur.96.
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْمًا نافِعًا، وَرِزْقًا طَيِّبًا، وَعَمَلًا مُتَقَبَّلًا».
«Allah'ım! Senden faydalı ilim, helal rızık ve kabul olunmuş amel isterim.»
بَعْدَ السَّلامِ مِنْ صَلَاةِ الفَجْرِ.
Sabah namazında selam verdikten sonra97.
26. İSTİHÂRE DUASI:
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anhuma- şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize, Kur'an'dan bir sure öğretir gibi her işimizde istihareyi öğretir ve şöyle buyururdu:
«إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الفَرِيضَةِ، ثُمَّ لْيَقُلْ:
«Sizden biriniz bir işe niyetlendiğinde, farz dışında iki rekât namaz kılsın, sonra şöyle desin:
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ العَظِيمِ؛ فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلَا أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلَا أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلَّامُ الغُيُوبِ، اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأمْرَ - وَيُسَمِّي حَاجَتَهُ - خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي – أَوْ قَالَ: عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ - فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي – أَوْ قَالَ: عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ – فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدُرْ لِيَ الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ، ثُمَّ أَرْضِنِي بِهِ».
Allah’ım! Senin ilminle senden hayır diliyor, kudretinle senden güç istiyorum ve senin büyük lütfunla senden istiyorum. Şüphesiz senin gücün yeter, benim ise gücüm yetmez. Sen bilirsin, ben bilemem. Sen gaybı en iyi bilensin. Allah’ım! Allah’ım! Eğer Sen bu işin – (burada ihtiyacını söyler) – dinim, geçimim ve işimin sonucu bakımından benim için hayırlı olduğunu biliyorsan – yahut: dünyam ve âhiretim için hayırlı ise – onu bana takdir et, onu bana kolaylaştır ve sonra onu benim için bereketli kıl. Eğer Sen bu işin dinim, geçimim ve işimin sonucu bakımından benim için şerli olduğunu biliyorsan – yahut: dünyam ve âhiretim için şerli ise – onu benden uzaklaştır, beni de ondan uzaklaştır; hayır nerede ise onu bana takdir et, sonra da beni onunla razı kıl.»98.
Yaratana istihare eden, Mümin kullarla istişare eden ve işinde sebat gösteren kimse pişman olmaz. Nitekim Allah -Subhânehû ve Teâlâ- şöyle buyurmuştur:
﴿...وَشَاوِرۡهُمۡ فِي ٱلۡأَمۡرِۖ فَإِذَا عَزَمۡتَ فَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِ...﴾.
(... İş konusunda onlarla istişare et. Bir kere de karar verip azmettin mi artık Allah’a tevekkül et! ...)99.
27. SABAH VE AKŞAM YAPILAN DUALAR:
«Hamt yalnız Allah'a, salat ve selam ise kendisinden sonra peygamber gelmeyecek olanın üzerine olsun.»100.
Eûzu billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm (Kovulmuş Şeytan'ın şerrinden Allah'a sığınırım.)
﴿ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَيُّ ٱلۡقَيُّومُۚ لَا تَأۡخُذُهُۥ سِنَةٞ وَلَا نَوۡمٞۚ لَّهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۗ مَن ذَا ٱلَّذِي يَشۡفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦۚ يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيۡءٖ مِّنۡ عِلۡمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَۚ وَسِعَ كُرۡسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفۡظُهُمَاۚ وَهُوَ ٱلۡعَلِيُّ ٱلۡعَظِيمُ255﴾
(Allah; O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir hak ilâh olmayandır; Hayy'dır (diridir); Kayyûm'dur. (kendi zâtıyla kâimdir.) O'nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan, O'nun yanında kim şefaat edebilir? Onların önünde ve arkasında olan her şeyi bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun Kürsü'sü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na ağır gelmez. O; çok yücedir, çok büyüktür.)
[Bakara Suresi: 255]101.
﴿قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ1 ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ2 لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ3 وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدُۢ4﴾
(De ki: O Allah birdir. 1
Allah Samed'dir. 2
Doğurmamıştır, doğurulmamıştır. 3
O'nun hiçbir dengi yoktur. 4)
[İhlâs Suresi: 1-4 Ayetler].
﴿قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ1 مِن شَرِّ مَا خَلَقَ2 وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ3 وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّٰثَٰتِ فِي ٱلۡعُقَدِ4 وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ5﴾
(De ki: Ben, sabahın Rabbine sığınırım. 1
Yarattığı varlıkların şerrinden. 2
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.3
Düğümlere üfleyenlerin şerrinden. 4
Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.5)
[Felâk Suresi: 1-5 Ayetler].
﴿قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ1 مَلِكِ ٱلنَّاسِ2 إِلَٰهِ ٱلنَّاسِ3 مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ4 ٱلَّذِي يُوَسۡوِسُ فِي صُدُورِ ٱلنَّاسِ5 مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ6﴾
(De ki: İnsanların Rabbine sığınırım. 1
İnsanların hükümdarına. 2
İnsanların ilahına. 3
Sinsi/(Allah anıldığında geri kaçan) vesvesecinin şerrinden. 4
Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir. 5
Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olur).6)
[Nâs Suresi: 1-6 Ayetler] (Üç kere okunur.)102.
«أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ المُلْكُ لِلَّهِ، وَالحَمْدُ لِلَّهِ، لَا إِلَهَ إلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، رَبِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فِي هَذَا اليَوْمِ وَخَيرَ مَا بَعْدَهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِي هَذَا اليَوْمِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الكَسَلِ وَسُوءِ الكِبَرِ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ وَعَذَابٍ فِي القَبْرِ».
«Biz Allah'ın kulu olarak sabahladık. Bütün mülk de Allah’ın olarak sabahladı. Hamt Allah’a mahsustur. Allah’tan başka hak ilah yoktur. O tektir, O’nun ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamt O’nadır. O her şeye kadirdir. Rabbim! Bu günde bulunanın hayırlısını ve bundan sonra olacak olanın da hayırlısını senden isterim. Bu günde olanın şerrinden ve bundan sonra olacak olanın da şerrinden sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten, kocamaktan ve bunamaktan sana sığınırım. Rabbim! Cehennem'deki azaptan ve kabirdeki azaptan sana sığınırım.»103.
Akşam olunca şöyle der:
«أَمْسَيْنَا وَأَمْسَى الْمُلْكُ لِلَّهِ، وَالحَمْدُ لِلَّهِ، لَا إِلَهَ إلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، رَبِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ، وَخَيْرَ مَا بَعْدَهَا، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِي هَذِهِ اللَّيْلَةِ، وَشَرِّ مَا بَعْدَهَا، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الكَسَلِ وَسُوءِ الكِبَرِ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ وَعَذَابٍ فِي القَبْرِ».
«Biz Allah'ın kulu olarak geceledik. Bütün mülk de Allah’ın olarak geceledi. Hamt Allah’a mahsustur. Allah’tan başka hak ilah yoktur. O tektir, O’nun ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamt O’nadır. O her şeye kadirdir. Rabbim! Senden bu gecedeki hayrı ve bundan sonraki gecelerdeki hayrı isterim. Bu gecedeki şerden ve bundan sonraki gecelerdeki şerden Sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten, kocamaktan ve bunamaktan sana sığınırım. Rabbim! Cehennem'deki azaptan ve kabirdeki azaptan sana sığınırım.»104.
«اللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ وَإِلَيْكَ النُّشُورُ».
«Allah'ım! Senin lütfunla sabaha ulaştık, senin lütfunla akşama erdik.. Sen isteyince dirilir, bizi yaşatan da öldüren de sensin, diriliş sonrası dönüş sanadır.»105.
Akşam olunca şöyle der:
«اللَّهُمَّ بِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ، وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ».
«Allah'ım! Senin lütfunla akşama ulaştık, senin lütfunla sabaha erdik. Bizi yaşatan da öldüren de sensin, dönüş sanadır.»106.
«اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ، وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ».
«Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hak ilah yoktur. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Gücüm yettiğince sana verdiğim söz ve vaat üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Üzerime olan nimetini, günahlarımı kabul ve itiraf ediyorum107. Beni bağışla. Şüphesiz günahları ancak sen bağışlarsın.»108.
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَصْبَحْتُ أُشْهِدُكَ، وَأُشْهِدُ حَمَلَةَ عَرْشِكَ، وَمَلَائِكَتِكَ، وَجَمِيعَ خَلْقِكَ، أَنَّكَ أَنْتَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ وَحْدَكَ لَا شَرِيكَ لَكَ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ».
«Allah'ım! Senden başka hak ilah olmadığına, tek olup ortağının da bulunmadığına ve Muhammed'in de senin kulun ve rasûlün olduğuna; seni, Arş'ını taşıyanları, meleklerini ve tüm yarattıklarını şahit tutarak sabahladım.»
Dört kere okunur.109.
Akşamladığında şöyle der:
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَمْسَيْتُ أُشْهِدُكَ، وَأُشْهِدُ حَمَلَةَ عَرْشِكَ، وَمَلَائِكَتِكَ، وَجَمِيعَ خَلْقِكَ، أَنَّكَ أَنْتَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ وَحْدَكَ لَا شَرِيكَ لَكَ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ».
«Allah'ım! Senden başka hak ilah olmadığına, tek olup ortağının da bulunmadığına ve Muhammed'in de senin kulun ve rasûlün olduğuna; seni, Arş'ını taşıyanları, meleklerini ve tüm yarattıklarını şahit tutarak akşamladım.»
Dört kere okunur110.
«اللَّهُمَّ مَا أَصْبَحَ بِي مِنْ نِعْمَةٍ أَوْ بِأَحَدٍ مِنْ خَلْقِكَ فَمِنْكَ وَحْدَكَ لَا شَرِيكَ لَكَ، فَلَكَ الحَمْدُ وَلَكَ الشُّكْرُ».
«Allah'ım! Benimle veya mahlukatından herhangi biriyle hangi nimet sabaha ermişse bu sadece sendendir. Senin ortağın yoktur, hamt sanadır, şükür sanadır.»111.
Akşam olunca da şöyle der:
«اللَّهُمَّ مَا أَمْسَى بِي مِنْ نِعْمَةٍ أَوْ بِأَحَدٍ مِنْ خَلْقِكَ فَمِنْكَ وَحْدَكَ لَا شَرِيكَ لَكَ، فَلَكَ الحَمْدُ وَلَكَ الشُّكْرُ».
«Allah'ım! Bu akşama benimle veya yaratmış olduğun kullarından herhangi biriyle ulaşan her nimet yalnızca sendendir. Senin hiçbir ortağın yoktur, hamt sana mahsustur, şükür de sanadır.»112
«اللَّهُمَّ عَافِنِي فِي بَدَنِي، اللَّهُمَّ عَافِنِي فِي سَمْعِي، اللَّهُمَّ عَافِنِي فِي بَصَرِي، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الكُفْرِ، وَالفَقْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ القَبْرِ، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ».
«Allah'ım! Bedenime afiyet ver. Allah'ım! Kulağıma afiyet ver. Allah'ım! Gözüme afiyet ver. Senden başka hak ilah yoktur. Allah'ım! Küfürden ve fakirlikten sana sığınırım. Kabir azabından da sana sığınırım. Senden başka hak ilah yoktur.»
Üç kere okunur113.
«حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَلَيهِ تَوَكَّلتُ وَهُوَ رَبُّ العَرْشِ العَظِيمِ».
«Allah bana yeter. O'ndan başka hak ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O yüce Arş'ın sahibidir.»
Yedi defa114.
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ العَفْوَ وَالعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ العَفْوَ وَالعَافِيَةَ: فِي دِينِي وَدُنْيَايَ وَأَهْلِي، وَمَالِي، اللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي، وَآمِنْ رَوْعَاتِي، اللَّهُمَّ احْفَظْنِي مِنْ بَينِ يَدَيَّ، وَمِنْ خَلْفِي، وَعَنْ يَمِينِي، وَعَنْ شِمَالِي، وَمِنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتِي».
«Allah'ım! Dünya ve ahirette senden af ve âfiyet dilerim. Allahım! Dinim, dünyam, ailem ve malım hakkında senden af ve âfiyet dilerim. Allah'ım! Ayıplarımı gizle ve beni korkularımdan emin kıl. Allah'ım! Beni önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden (gelecek belâlara karşı) koru. Altımdan yere batırılarak helak edilmekten senin azametine sığınırım.»115.
«اللَّهُمَّ عَالِمَ الغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَاطِرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطانِ وَشَرَكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءًا، أَوْ أَجُرَّهُ إِلَى مُسْلِمٍ».
«Ey gizliyi ve açığı bilen, göklerin ve yerin yaratıcısı, her şeyin Rabbi ve sahibi olan Allah'ım! Senden başka hiçbir hak ilah olmadığına şahitlik ederim. Nefsimin şerrinden, Şeytan'ın şerrinden ve tuzağından, nefsime kötülük etmekten veya o kötülüğü bir Müslümana götürmekten sana sığınırım.»116.
«بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ العَلِيمُ».
«Yerde de gökte de O’nun ismiyle birlikte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O, her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.»
Üç kere okunur.117.
«رَضِيتُ بِاللَّهِ رَبًَّا، وَبِالإِسْلَامِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ ﷺ نَبِيًّا».
«Rab olarak Allah'tan razı oldum, din olarak İslam'dan razı oldum, Peygamber olarak Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'den razı oldum.»
Üç kere okunur118.
«يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغيثُ أَصْلِحْ لِي شَأْنِيَ كُلَّهُ وَلَا تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ».
«Ey Hayy, Ey Kayyûm! Rahmetinle senden yardım dilerim. Benim bütün işlerimi ıslah eyle ve beni göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsimle baş başa bırakma.»119.
«أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ المُلْكُ لِلَّهِ رَبِّ العَالَمِينَ، اللَّهُـمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ هَذَا اليَوْمِ: فَتْحَهُ، وَنَصْرَهُ، وَنورَهُ، وَبَرَكَتَهُ، وَهُدَاهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِيهِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ».
«Biz sabahladık ve bütün mülk de âlemlerin Rabbi olan Allah'a ait olarak sabahladı. Allah'ım! Senden bu günün hayrını, fethini, zaferini, nurunu, bereketini ve hidayetini isterim. Ve onun içindeki şerden ve ondan sonrasının şerrinden sana sığınırım.»120.
Akşama erdiğinde şöyle der:
«أَمْسَيْنَا وَأَمْسَى المُلْكُ لِلَّهِ رَبِّ العَالَمِينَ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ هَذِهِ اللَّيْلَةِ: فَتْحَهَا، وَنَصْرَهَا، وَنُورَهَا، وَبَرَكَتَهَا، وَهُدَاهَا، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِيهَا، وَشَرِّ مَا بَعْدَهَا».
«Biz Allah'ın (kulu) olarak akşamladık, bütün mülk de âlemlerin Rabbi olan Allah'ın olarak akşamladı. Allah'ım! Senden bu gecenin fethini, zaferini, nurunu, bereketini ve hidayetini isterim. Onda bulunan şerden ve ondan sonra gelecek şerden sana sığınırım.»121.
«أَصْبَحْنا عَلَى فِطْرَةِ الإِسْلَامِ، وَعَلَى كَلِمَةِ الإِخْلَاصِ، وَعَلَى دِينِ نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ ﷺ، وَعَلَى مِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ، حَنِيفًا مُسْلِمًا وَمَا كَانَ مِنَ المُشرِكِينَ».
«Biz, İslâm fıtratı üzere, ihlâs kelimesi üzere, Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dini üzere ve hanîf bir Müslüman olup müşriklerden olmayan atamız İbrahim'in dini üzere sabaha ulaştık.»122
Akşam olunca şöyle der:
«أَمْسَيْنَا عَلَى فِطْرَةِ الإِسْلَامِ، وَعَلَى كَلِمَةِ الإِخْلَاصِ، وَعَلَى دِينِ نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ ﷺ، وَعَلَى مِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ، حَنِيفًا مُسْلِمًا وَمَا كَانَ مِنَ المُشرِكِينَ».
«Biz, İslâm fıtratı üzere, ihlâs kelimesi üzere, Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dini üzere ve hanîf bir Müslüman olup müşriklerden olmayan atamız İbrahim'in dini üzere akşama erdik.»123.
«سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ».
«Allah'a hamt ederek, O'nu bütün eksiklik ve noksanlıklardan tenzih ederim.»
Yüz kere söylenir.124.
«لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ»
«Allah'tan başka hak ilah yoktur. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Hamt yalnızca O'nadır ve O'nun her şeye gücü yeter.»
On kere125 ya da tembellik anında bir kere okunur126.
«لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ»
«Allah'tan başka hak ilah yoktur. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Hamt yalnızca O'nadır ve O'nun her şeye gücü yeter.»
Sabah olduğunda yüz kere söylenir.127
«سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ: عَدَدَ خَلْقِهِ، وَرِضَا نَفْسِهِ، وَزِنَةَ عَرْشِهِ، وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ»
«Yarattıklarının sayısınca, kendisinin razı olacağı kadar, arşının ağırlığınca ve kelimelerinin çokluğunca Allah'a hamt ederek O'nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim»
Sabahlayınca üç kere okunur128.
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْمًا نَافِعًا، وَرِزْقًا طَيِّبًا، وَعَمَلًا مُتَقَبَّلًا»
«Allah'ım! Senden faydalı ilim, helal rızık ve kabul olunan amel dilerim.»
Sabahladığı zaman129.
«أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ»
«Allah’tan beni bağışlamasını diler ve O'na tövbe ederim»
Günde yüz kere söylenir.130
«أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ»
«Allah’ın yarattığı mahlukatın şerrinden, Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.»
Akşama ulaşınca üç kere okunur131.
«اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى نَبَيِّنَا مُحَمَّدٍ»
«Allah'ım Peygamberimiz Muhammed'e -salat ve selam eyle»
On kere.132.
28. UYKUDAN ÖNCE YAPILAN DUALAR:
(Avuçlarını birleştirir, sonra içlerine üfler ve şunları okur:
﴿قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ1 ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ2 لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ3 وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدُۢ4﴾
(De ki: O Allah birdir. 1
Allah Samed'dir. 2
Doğurmamıştır, doğurulmamıştır. 3
O'nun hiçbir dengi yoktur. 4 [İhlâs Suresi: 1-4 Ayetler].
﴿قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ1 مِن شَرِّ مَا خَلَقَ2 وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ3 وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّٰثَٰتِ فِي ٱلۡعُقَدِ4 وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ5﴾
(De ki: Ben, sabahın Rabbine sığınırım. 1
Yarattığı varlıkların şerrinden. 2
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.3
Düğümlere üfleyenlerin şerrinden. 4
Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden. 5)
[Felâk Suresi: 1-5 Ayetler].
﴿قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ1 مَلِكِ ٱلنَّاسِ2 إِلَٰهِ ٱلنَّاسِ3 مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ4 ٱلَّذِي يُوَسۡوِسُ فِي صُدُورِ ٱلنَّاسِ5 مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ6﴾
(De ki: İnsanların Rabbine sığınırım. 1
İnsanların hükümdarına 2.
İnsanların ilahına. 3
Sinsi/(Allah anıldığında geri kaçan) vesvesecinin şerrinden. 4
Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir. 5
Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olur). 6
[Nâs Suresi: 1-6 Ayetler].
Sonra başından, yüzünden ve bedeninin ön kısmından başlayarak, elleriyle bedeninde ulaşabildiği yerleri mesh eder. (Bunu üç kez tekrarlar.)133.
﴿ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَيُّ ٱلۡقَيُّومُۚ لَا تَأۡخُذُهُۥ سِنَةٞ وَلَا نَوۡمٞۚ لَّهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۗ مَن ذَا ٱلَّذِي يَشۡفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦۚ يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيۡءٖ مِّنۡ عِلۡمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَۚ وَسِعَ كُرۡسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفۡظُهُمَاۚ وَهُوَ ٱلۡعَلِيُّ ٱلۡعَظِيمُ255﴾
(Allah, O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir hak ilâh olmayandır; Hayy'dır (diridir), Kayyûm'dur. (kendi zatiyle kâimdir.) O'nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan, O'nun yanında kim şefaat edebilir? Onların önünde ve arkasında olan her şeyi bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun Kürsü'sü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.)
[Bakara Suresi: 255]134.
﴿ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيۡنَ أَحَدٖ مِّن رُّسُلِهِۦۚ وَقَالُواْ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَاۖ غُفۡرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيۡكَ ٱلۡمَصِيرُ285 لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ لَهَا مَا كَسَبَتۡ وَعَلَيۡهَا مَا ٱكۡتَسَبَتۡۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذۡنَآ إِن نَّسِينَآ أَوۡ أَخۡطَأۡنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحۡمِلۡ عَلَيۡنَآ إِصۡرٗا كَمَا حَمَلۡتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلۡنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦۖ وَٱعۡفُ عَنَّا وَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَآۚ أَنتَ مَوۡلَىٰنَا فَٱنصُرۡنَا عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡكَٰفِرِينَ286﴾
(Peygamber Rabbinden kendine indirilene iman etmiştir. Bütün Müminler de Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etmiştir ve “Peygamberleri arasından hiç birini ayırt etmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz, affını dileriz, dönüş sanadır” derler.)
Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir şey (sorumluluk) yüklemez. (Herkesin) kazandığı (iyilik) lehine ve işlediği (kötülük) ise aleyhinedir! Rabbimiz, eğer unuttuk veya hata yaptıysak bizi hesaba çekme. Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir görev yükleme. Rabbimiz! Gücümüzün yetmeyeceğini bize taşıtma. Bizi affet, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim mevlamızsın. Kâfir topluma karşı bize yardım et.)
[Bakara Suresi: 285-286. Ayetler]135.
«بِاسْمِكَ رَبِّي وَضَعْتُ جَنْبِي، وَبِكَ أَرْفَعُهُ، فَإِنْ أَمْسَكْتَ نَفْسِي فَارْحَمْهَا، وَإِنْ أَرْسَلْتَهَا فَاحْفَظْهَا، بِمَا تَحْفَظُ بِهِ عِبَادَكَ الصَّالِحِينَ».
«Rabbim! Senin adınla136 yanımı yere koydum ve yine senin izninle onu kaldırırım. Eğer canımı alırsan ona rahmet et; eğer onu geri gönderirsen, salih kullarını koruduğun şeyle onu da koru.»137.
«اللَّهُمَّ إِنَّكَ خَلَقْتَ نَفْسِي وَأَنْتَ تَوَفَّاهَا، لَكَ مَمَاتُهَا وَمَحْياهَا، إِنْ أَحْيَيْتَهَا فَاحْفَظْهَا، وَإِنْ أَمَتَّهَا فَاغْفِرْ لَهَا، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ العَافِيَةَ».
«Allah'ım! Nefsimi sen yarattın, onu vefat ettirecek olan da sensin. Onun ölümü de hayatı da sana aittir. Onu yaşatırsan muhafaza et, öldürürsen de bağışla. Allah'ım! Senden afiyet dilerim.»138.
«اللَّهُمَّ قِنِي عَذَابَكَ يَوْمَ تَبْعَثُ عِبَادَكَ».
«Allah'ım! Kullarını dirilttiğin gün azabından beni koru139»140.
«بِاسْمِكَ اللَّهُمَّ أَمُوتُ وَأَحْيَا».
«Allah'ım! Senin adını anarak ölür ve senin adını anarak yaşarım.»141.
«سُبْحَانَ اللَّهِ
«Allah'ım seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim
(ثَلَاثًا وَثَلاثِينَ)،
(Otuz üç defa okunur.)
وَالحَمْدُ لِلَّهِ
Hamt Allah'a mahsustur
(ثَلَاثًا وَثَلاثِينَ)،
(Otuz üç defa okunur.)
وَاللَّهُ أَكْبَرُ
Allah en büyüktür
(أَرْبَعًا وَثَلاثِينَ)».
(otuz dört kere)»142.
«اللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَوَاتِ السَّبْعِ وَرَبَّ الأَرْضِ، وَرَبَّ العَرْشِ العَظِيمِ، رَبَّنَا وَرَبَّ كُلِّ شَيْءٍ، فَالِقَ الحَبِّ وَالنَّوَى، وَمُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ، وَالفُرْقَانِ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ شَيْءٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهِ، اللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيسَ بَعْدَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ البَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَيْءٌ، اقْضِ عَنَّا الدَّيْنَ وَأَغْنِنَا مِنَ الفَقْرِ».
«Ey göklerin, yeryüzünün ve azim olan arşın Rabbi! Bizim ve her şeyin Rabbi! Ey tohumu ve çekirdeği çatlatan! Tevrat'ı, İncil'i ve Furkan'ı indiren! Dizginleri senin elinde olan her şeyin şerrinden sana sığınırım. Allah’ım! Sen Evvel’sin; Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Âhir’sin; Senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen Zâhir’sin; Senin üstünde hiçbir şey yoktur. Sen Bâtın’sın; Sen, sırları, kalplerde olanları, gizli ve saklı her şeyi bilen sensin. Buna rağmen sen, mahlûkattan perdelisin; hiçbir kimse, senin zatını idrak etmeye güç yetiremez. Bizim borçlarımızı ödemeyi nasip et ve fakirliğimizi gider!»143.
«الحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا، وَكَفَانَا، وَآوَانَا، فَكَمْ مِمَّنْ لَا كَافِيَ لَهُ وَلَا مُؤْوِيَ».
«Bize yedirip içiren, koruyup barındıran Allah’a hamt olsun. Koruyup barındıranı bulunmayan nice kimseler var!»144.
«اللَّهُمَّ عَالِمَ الغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَاطِرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءًا، أَوْ أَجُرَّهُ إِلَى مُسْلِمٍ».
«Ey gizliyi ve açığı bilen, göklerin ve yerin yaratıcısı! Her şeyin Rabbi ve sahibi olan Allah'ım! Senden başka hiçbir hak ilah olmadığına şahitlik ederim. Nefsimin şerrinden, Şeytan'ın şerrinden ve şirkinden, nefsime kötülük etmekten veya o kötülüğü bir Müslümana götürmekten sana sığınırım.»145.
«يَقْرَأُ ﴿الــم﴾ تَنْزِيلَ السَّجْدَةِ، وَتَبَارَكَ الَّذي بِيَدِهِ المُلْكُ».
«Secde Suresi'ni ve Mülk Suresi'ni okur.»146.
«اللَّهُمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ، وَوَجَّهْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ، وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ، لَا مَلْجَأَ وَلَا مَنْجَا مِنْكَ إِلَّا إِلَيْكَ، آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ، وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ».
«Allah'ım!147 Kendimi sana teslim ettim, işimi sana havale ettim, yüzümü sana yönelttim ve sırtımı sana dayadım. Rahmetini umarak ve azabından korkarak. Senden sığınacak ve kurtulacak yer, ancak sensin. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin peygamberine iman ettim.»148.
29- UYKUDA BİR YANDAN DİĞER BİR YANA DÖNÜNCE YAPILAN DUA:
«لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ الوَاحِدُ القَهّارُ، رَبُّ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا العَزيزُ الغَفَّارُ».
«Bir ve Kahhâr olan, göklerin, yerin ve her ikisinin arasında bulunanların Rabbi, Azîz ve Gaffâr olan Allah’tan başka hak ilah yoktur.»149.
30- UYKUDA KORKAN VEYA ÜRKÜTEN BİR ŞEYLE KARŞILAŞAN KİMSENİN YAPACAĞI DUA:
«أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ مِنْ غَضَبِهِ وَعِقَابِهِ، وَشَرِّ عِبَادِهِ، وَمِنْ هَمَزَاتِ الشَّياطِينِ وَأَنْ يَحْضُرُونِ».
«Allah’ın gazabından, cezasından, kullarının şerrinden, Şeytanlar'ın vesveselerinden ve yanlarında bulunmalarından, O’nun tam olan kelimelerine sığınırım.»150.
31. KÂBUS VEYA KÖTÜ RÜYÂ GÖRENİN YAPMASI GEREKEN ŞEYLER:
(Soluna üç kere tükürür.)151.
(Şeytan'ın ve gördüğü şeyin şerrinden Allah'a sığınır) (Üç kere)152.
«Bunu kimseye anlatmasın.»153.
(Üzerine yattığı yanından diğer yanına döner.)154.
(Dilerse kalkıp namaz kılar.)155.
32. VİTİRDE KUNUT DUASI:
«اللَّهُمَّ اهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ، وَعَافِنِي فِيمَنْ عَافَيْتَ، وَتَوَلَّنِي فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ، وَبَارِكْ لِي فِيمَا أَعْطَيْتَ، وَقِنِي شَرَّ مَا قَضَيْتَ؛ فَإِنَّكَ تَقْضِي وَلَا يُقْضَى عَلَيْكَ، إِنَّهُ لَا يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ، [وَلاَ يَعِزُّ مَنْ عَادَيْتَ]، تَبارَكْتَ رَبَّنا وَتَعَالَيْتَ».
« Allah'ım! Hidâyet verdiklerinin arasında beni hidayet üzere sabit kıl. Afiyet verdiklerinin arasında bana da afiyet ver. İşlerini üstlendiklerinin arasında benim de işimi üstlen (ve beni nefsime bırakma). Verdiğini benim için bereketli kıl ve takdir ettiğin şeylerin şerrinden beni koru. Şüphesiz ki sen (dilediğin şekilde) hükmedersin ve senin hükmünü bozacak kimse yoktur. Kimi dost edinirsen zelil olmaz. [Kimi de düşman edinirsen, o asla aziz olmaz.] Rabbimiz, sen mübarek ve yücesin.»156.
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْكَ، لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ، أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ».
«Allah'ım! Öfkenden rızana, cezalandırmandan affına sığınırım. Senden yine sana sığınırım. Sana övgüyü saymakla bitiremem. Sen kendini övdüğün gibisin.»157.
«اللَّهُمَّ إِيَّاكَ نعْبُدُ، وَلَكَ نُصَلِّي وَنَسْجُدُ، وَإِلَيْكَ نَسْعَى وَنَحْفِدُ، نَرْجُو رَحْمَتَكَ، وَنَخْشَى عَذَابَكَ، إِنَّ عَذَابَكَ بِالكَافِرِينَ مُلْحِقٌ، اللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ، وَنَسْتَغْفِرُكَ، وَنُثْنِي عَلَيْكَ الخَيْرَ، وَلَا نَكْفُرُكَ، وَنُؤْمِنُ بِكَ، وَنَخْضَعُ لَكَ، وَنَخْلَعُ مَنْ يَكْفرُكَ».
«Allah'ım! Ancak sana ibadet ederiz. Senin için namaz kılar ve secde ederiz. Yalnızca sana yönelir ve sana itaatte acele ederiz. Rahmetini ümit eder ve azabından korkarız. Azabın kâfirlere mutlaka erişir. Allah'ım! Senden yardım ve mağfiret dileriz. Seni hayırla överiz. Seni inkâr etmeyiz. Sana iman ederiz. Sana boyun eğer ve seni inkâr edeni terk ederiz.»158.
33- VİTİRDE SELÂMDAN SONRA YAPILAN DUA:
«سُبْحَانَ المَلِكِ القُدُّوسِ»
«El-Melik ve el-Kuddûs olan Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.»
ثَلَاثَ مرَّاتٍ
Üç kere okunur.
والثَّالِثَةُ يَجْهَرُ بها ويَمُدُّ بِهَا صَوتَهُ يَقُولُ:
Üçüncü söyleyişinde sesini yükseltir ve sesini uzatarak şöyle der:
«رَبِّ المَلَائِكَةِ وَالرُّوحِ».
«Meleklerin ve Cebrâil'in Rabbi»159."
34- ÜZÜNTÜ VE KEDER ANINDA YAPILAN DUA:
«اللَّهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ، ابْنُ عَبْدِكَ، ابْنُ أَمَتِكَ، نَاصِيَتِي بِيَدِكَ، مَاضٍ فِيَّ حُكْمُكَ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ، أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ، سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ، أَوْ أَنْزَلْتَهُ فِي كِتَابِكَ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَدًا مِنْ خَلْقِكَ، أَوِ اسْتَأْثَرْتَ بِهِ فِي عِلْمِ الغَيْبِ عِنْدَكَ، أَنْ تَجْعَلَ القُرْآنَ رَبِيعَ قَلْبِي، وَنُورَ صَدْرِي، وَجَلَاءَ حُزْنِي، وَذَهَابَ هَمِّي».
«Allah'ım! Ben senin kulunum. Erkek ve kadın kullarının çocuğuyum. Alnım (kontrolüm) senin elindedir. Benim hakkımda senin hükmün geçerlidir. Senin, benim hakkımdaki takdirin adâlettir. Kendini isimlendirdiğin yahut kitabında indirdiğin yahut kullarından birisine öğrettiğin yahut katındaki gayb ilminde kendine has kıldığın, sana ait her ismin hakkıyla; Kur’an’ı kalbimin sevinci, gönlümün rahata kavuşması, hüznümün ortadan kalkması ve kederimin gitmesi (için vesile) kılmanı dilerim).»160.
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الهَمِّ وَالحَزَنِ، وَالعَجْزِ وَالكَسَلِ، وَالبُخْلِ وَالجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ».
«Allah'ım! Üzüntüden ve kederden, acizlikten ve tembellikten, cimrilikten ve korkaklıktan, borç yükünden ve insanların bana galip gelmesinden sana sığınırım.»161.
35- SIKINTI ANINDA YAPILAN DUA:
«لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ العَظِيمُ الحَلِيمُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ رَبُّ العَرْشِ العَظِيمِ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ رَبُّ السَّمَوَاتِ وَرَبُّ الأَرْضِ وَرَبُّ العَرْشِ الكَرِيمِ».
«Azîm ve Halîm olan Allah’tan başka hak ilah yoktur. Yüce Arş’ın Rabbi olan Allah’tan başka hak ilah yoktur. Göklerin ve Kerîm Arş’ın Rabbi olan Allah’tan başka hak ilah yoktur.»162.
«اللَّهُمَّ رَحْمَتَكَ أَرْجُو، فَلَا تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ، وَأَصْلِحْ لِي شَأْنِي كُلَّهُ، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ».
«Allah'ım! Sadece senin rahmetini umarım. Göz açıp kapayıncaya kadar -bile olsa- beni nefsime bırakma. Bütün işlerimi (ve hâlimi) düzelt. Senden başka hak ilah yoktur.»163.
«لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ».
«Senden başka hiçbir (hak) ilah yoktur. Seni, bütün eksiklik-noksanlıklardan tenzih ederim. Ben gerçekten nefsime zulmedenlerden oldum.»164.
«اللَّهُ اللَّهُ رَبِّي لَا أُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا».
«Allah, Allah benim Rabbimdir. O'na hiçbir şeyi ortak koşmam.»165.
36- DÜŞMAN VEYA GÜÇ SAHİBİ BİRİSİYLE KARŞILAŞINCA YAPILAN DUA:
«اللَّهُمَّ إِنَّا نَجْعَلُكَ فِي نُحُورِهِم، وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ شُرُورِهِمْ».
«Allahım! Biz, onları düşman ile baş başa bırakır ve onların şerlerinden sana sığınırız.»166.
«اللَّهُمَّ أَنْتَ عَضُدِي، وَأَنْتَ نَصِيرِي، بِكَ أَحُولُ وَبِكَ أَصُولُ، وَبِكَ أُقاتِلُ».
«Allah'ım! Sen benim dayanağımsın, sen benim yardım edenimsin. Senin yardımınla hareket eder, senin yardımınla düşmana saldırır ve senin yardımınla düşmanla savaşırım.»167.
«حَسْبُنا اللَّهُ وَنِعْمَ الوَكِيلُ».
«Allah bize yeter. O, ne güzel bir vekildir.»168.
37- GÜÇ VE KUVVET SAHİBİNİN ZULMÜNDEN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUA:
«اللَّهُمَّ ربَّ السَّمَوَاتِ السَّبْعِ، وَرَبَّ العَرْشِ العَظِيمِ، كُنْ لِي جَارًا مِنْ فُلَانِ بْنِ فُلَانٍ، وَأَحْزَابِهِ مِنْ خَلَائِقِكَ، أَنْ يَفْرُطَ عَلَيَّ أَحَدٌ مِنْهُمْ أَوْ يَطْغَى، عَزَّ جَارُكَ، وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ، وَلَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ».
«Yedi kat semanın ve yüce arşın Rabbi olan Allah'ım! Falan oğlu falanın ve yarattıklarının içerisinde onun taraftarlarından birisinin bana karşı kötü davranmasından ya da azgınlaşmasından beni koru. Sana sığınan güçlüdür ve senin şanın ne yücedir. Senden başka hak ilah yoktur»169.
«اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَعَزُّ مِنْ خَلْقِهِ جَمِيعًا، اللَّهُ أَعَزُّ مِمَّا أَخَافُ وَأَحْذَرُ، أَعُوذُ بِاللَّهِ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ، المُمْسِكِ السَّمَوَاتِ السَّبْعِ أَنْ يَقَعْنَ عَلَى الأَرْضِ إِلَّا بِإِذْنِهِ، مِنْ شَرِّ عَبْدِكَ فُلَانٍ، وَجُنُودِهِ وَأَتْبَاعِهِ وَأَشْيَاعِهِ، مِنَ الجِنِّ وَالإِنْسِ، اللَّهُمَّ كُنْ لِي جَارًا مِنْ شَرِّهِمْ، جَلَّ ثَنَاؤُكَ وَعَزَّ جَارُكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَلَا إِلَهَ غَيْرُكَ»
«Allah en büyüktür. Allah, bütün yarattıklarından daha yücedir. Allah, korktuğum ve sakındığım her şeyden daha yücedir. Kendisi’nden başka (hak) ilâh olmayan; yedi göğü, kendi izni olmaksızın yerin üzerine düşmekten alıkoyan Allah’a sığınırım. Kulun falanın, onun askerlerinin, tâbilerinin ve taraftarlarının; cinlerden ve insanlardan olanların şerrinden (sana sığınırım). Ey Allah'ım! Onların şerrinden beni koru. Sana sığınan güçlü ve senin övdüğün büyük olur. İsmin mübarektir. Senden başka hak ilah yoktur.»
ثَلَاثَ مَرَّاتٍ.
Üç kere okunur170.
38. DÜŞMANA KARŞI YAPILAN DUA:
«اللَّهُمَّ مُنْزِلَ الكِتَابِ، سَرِيعَ الحِسَابِ، اهْزِمِ الأَحْزَابَ، اللَّهُمَّ اهزِمْهُمْ وَزَلْزِلْهُمْ».
«Ey kitabı (Kur'an'ı) indiren, hesabı çabuk gören Allahım! Düşman gruplarını hezimete uğrat! Allah'ım! Onları hezimete uğrat ve onları (belâlarla) sars.»171
39. BİR TOPLULUKTAN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUA:
«اللَّهُمَّ اكْفِنِيهِمْ بِمَا شِئْتَ».
«Allah'ım! Beni onlara karşı dilediğin şekilde koru.»172
40- ÎMÂNDA ŞÜPHEYE DÜŞEN KİMSENİN YAPACAĞI DUA:
«Allah’a sığınır»173. Şöyle dua eder: (Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım)
«Şüphe duyduğu şeyi terk eder.»174.
(Şöyle dua eder:
(آمَنْتُ بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ)).
(Allah'a ve Onun elçilerine iman ettim.))175.
(Allah Teâlâ'nın şu sözünü okur:
﴿هُوَ ٱلۡأَوَّلُ وَٱلۡأٓخِرُ وَٱلظَّٰهِرُ وَٱلۡبَاطِنُۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٌ 3﴾
(O; Evvel'dir, Âhir'dir, Zahir'dir, Bâtın'dır. O, her şeyi hakkıyla bilendir. 3) [Hadîd Suresi: 3]176.
41- BORCUN ÖDENMESİ İÇİN YAPILAN DUA
«اللَّهُمَّ اكْفِنِي بِحَلَالِكَ عَنْ حَرَامِكَ، وَأَغْنِنِي بِفَضْلِكِ عَمَّنْ سِوَاكَ».
«Allah'ım! Helâl rızkınla yetinmeyi ve haramından uzak durmayı bana nasip eyle. Beni başkalarına muhtaç kılmayıp lütfunla zengin kıl.»177.
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الهَمِّ وَالحَزَنِ، وَالعَجْزِ وَالكَسَلِ، وَالبُخْلِ وَالجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ».
«Allah'ım! Üzüntüden ve kederden, acizlikten ve tembellikten, cimrilikten ve korkaklıktan, borç yükünden ve insanların bana galip gelmesinden sana sığınırım.»178.
42- NAMAZ KILARKEN VE KUR'AN OKURKEN GELEN VESVESEYE KARŞI YAPILAN DUA
«أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيطَانِ الرَّجِيمِ،
«Kovulmuş Şeytan'dan Allah’a sığınırım.»
وَاتْفُلْ عَلَى يَسَارِكَ (ثَلَاثًا)».
Ve sol tarafına hafifçe (üç kere) tükürür.»179.
43- ZOR BİR İŞLE KARŞILAŞAN KİMSENİN YAPACAĞI DUA
«اللَّهُمَّ لَا سَهْلَ إِلَّا مَا جَعَلْتَهُ سَهْلًا، وَأَنْتَ تَجْعَلُ الحَزْنَ إِذَا شِئْتَ سَهْلًا».
«Allah'ım! Senin kolay kıldığından başka kolay yoktur. Sen, dilersen hüznü kolay kılarsın.»180.
44. GÜNAH İŞLEYEN KİMSENİN YAPMASI GEREKEN DUA
«مَا مِنْ عَبْدٍ يُذنِبُ ذَنْبًا فَيُحْسِنُ الطُّهُورَ، ثُمَّ يَقُومُ فَيُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ يَسْتَغْفِرُ اللَّهَ إِلَّا غَفَرَ اللَّهُ لَهُ».
«Günah işleyen bir kul, güzelce abdest alır, sonra kalkıp iki rekât namaz kılar, sonra da Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah onu mutlaka bağışlar.»181
45. ŞEYTANI VE VESVESELERİNİ KOVMAK İÇİN YAPILAN DUA
(Şeytandan Allah'a sığınmak)182.
(Ezan okumak)183.
(Zikirler ve Kur'an-ı Kerim'i okumak)
«لَا تَجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ مَقَابِرَ، إِنَّ الشَّيْطَانَ يَنْفِرُ مِنَ الْبَيْتِ الَّذِي تُقْرَأُ فِيهِ سُورَةُ الْبَقَرَةِ».
«Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Şüphesiz Şeytan, içinde Bakara Suresi okunan evden uzaklaşıp kaçar.»184.
Şeytanı uzaklaştıran şeylerden biri de sabah ve akşam zikirleri, uyuma ve uyanma anında yapılan zikirler, eve girerken ve evden çıkarken yapılan zikirler, camiye girerken ve camiden çıkarken okunan zikirler ve bunların dışında meşru kılınmış diğer zikirlerdir. Bunlardan bazıları şunlardır: Uyurken Âyetü'l-Kürsî'yi ve Bakara Suresi'nin son iki ayetini okumak ayrıca şöyle diyen kimse de…
لَا إِلٰهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Allah'tan başka hak ilah yoktur. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamt yalnızca O'nadır ve O'nun her şeye gücü yeter.
مِائَةَ مَرَّةٍ، كَانَت لَهُ حِرْزًا مِنَ الشَّيْطَانِ يَومِهِ كُلِّه،
Yüz defa okunur, bütün gün o kimseyi Şeytan'a karşı muhafaza eder185, Aynı şekilde ezan da Şeytan'ı kaçırır.
46. HOŞA GİTMEYEN BİR DURUM OLDUĞU VEYA İSTENİLEN ŞEY OLMADIĞI ZAMAN YAPILAN DUA
«قَدَرُ اللَّهُ وَمَا شَاءَ فَعَلَ».
«Allah'ın takdiridir, O neyi dilerse onu yapar»186.
47. ÇOCUĞU OLAN KİMSEYİ TEBRİK ETMEK İÇİN YAPILAN DUA VE ONUN BUNA KARŞILIK YAPACAĞI DUA
«بَارَكَ اللَّهُ لَكَ فِي المَوْهُوبِ لَكَ، وَشَكَرْتَ الوَاهِبَ، وَبَلَغَ أَشُدَّهُ، وَرُزِقْتَ بِرَّهُ».
«Sana bahşedilen (çocuğu) Allah, senin için mübarek kılsın. Onu bahşeden (Allah'a) şükredesin. (Çocuğun) buluğa ersin ve onun iyiliğiyle rızıklandırılasın.»187.
Tebrik edilen kimse de ona şöyle karşılık verir:
«بَارَكَ اللَّهُ لَكَ وَبَارَكَ عَلَيْكَ، وَجَزَاكَ اللَّهُ خَيْرًا، وَرَزَقَكَ اللَّهُ مِثْلَهُ، وَأَجْزَلَ ثَوَابَكَ».
«Allah sana bereket versin ve bereketini daim kılsın. Allah seni hayırla mükâfatlandırsın. Allah seni de bir benzeri ile rızıklandırsın ve sevabını çoğaltsın.»188.
48- ÇOCUKLARIN KORUNMASI İÇİN YAPILAN DUA
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Hasan ve Hüseyin'i
«أُعِيذُكُمَا بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ، وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لَامَّةٍ».
«Her Şeytan'dan, zehirli haşerattan, her kem gözden ikinizi Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığındırırım. Sizi, her Şeytan ve haşereden, her kötü gözden, Allah’ın eksiksiz sözlerine (isimlerine ve kitaplarına) sığındırırım.» diyerek sakındırırdı.189.
49. HASTA ZİYARETİNDE HASTAYA YAPILAN DUA
«لَا بأْسَ طَهُورٌ إِنْ شَاءَ اللَّهُ».
«Geçmiş olsun, hastalığın günahlarına kefaret olur inşallah.»190.
«أَسْأَلُ اللَّهَ العَظِيمَ رَبَّ العَرْشِ العَظِيمِ أَنْ يَشْفيَكَ»
«Büyük Arş'ın sahibi Yüce Allah’tan sana şifa vermesini dilerim.»
Yedi defa191.
50. HASTAYI ZİYARET ETMENİN FAZİLETİ
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«إِذَا عَادَ الرَّجُلُ أَخَاهُ الْمُسْلِمَ مَشَى فِي خِرَافَةِ الجَنَّةِ حَتَّى يَجْلِسَ، فَإِذَا جَلَسَ غَمَرَتْهُ الرَّحْمَةُ، فَإِنْ كَانَ غُدْوَةً صَلَّى عَلَيْهِ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ حَتَّى يُمْسِيَ، وَإِنْ كَانَ مَسَاءً صَلَّى عَلَيْهِ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ حَتَّى يُصْبِحَ».
«Bir kimse, hasta olan Müslüman kardeşini ziyarete gittiğinde, oturuncaya kadar Cennet'in meyve bahçesinde yürümüş olur. Oturduğu zaman da onu rahmet kaplar. Eğer sabahleyin ziyaret ederse, yetmiş bin melek akşama kadar ona rahmet okur. Ve eğer akşamleyin ziyaret ederse, yetmiş bin melek onun için sabaha kadar istiğfar eder.»192.
51. HAYATINDAN ÜMİT KESİLEN HASTANIN YAPACAĞI DUA
«اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي، وَارْحَمْنِي، وَأَلْحِقْنِي بِالرَّفِيقِ الأَعْلَى».
«Allah'ım! Beni bağışla, bana rahmet et ve beni er-Refîku’l-A’lâ'ya kavuştur.»193.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- vefatı yaklaştığı zaman (ölümün ateşini veya baygınlığını gidermek için) ellerini suya daldırıp yüzünü silmeye başlar ve şöyle derdi:
«لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ
«Allah'tan başka hak ilah yoktur
إِنَّ لِلْمَوْتِ سَكَرَاتٍ».
Şüphesiz ölümün sekerâtı (zorlukları) vardır.»194.
«لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ لَهُ المُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ».
«Allah’tan başka hak ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Allah’tan başka hak ilah yoktur, O tektir. Allah’tan başka hak ilah yoktur, O tektir ve O'nun ortağı yoktur. Allah’tan başka hak ilah yoktur, mülk O’nundur ve hamt O’na mahsustur. Allah'tan başka hak ilah yoktur, Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur.»195.
52. VEFAT ETMEK ÜZERE OLANA TELKİNDE BULUNMAK
«مَنْ كَانَ آخِرُ كَلَامِهِ
«Kimin son sözü
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ
Allah'tan başka hak ilah yoktur
دَخَلَ الجَنَّة».
Cennet'e girer.»196.
53. BAŞINA BİR BELA GELEN KİMSENİN YAPACAĞI DUA
«إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ، اللَّهُمَّ أْجُرْنِي فِي مُصِيبَتِي، وَأَخْلِفْ لِي خَيْرًَا مِنْهَا».
«Şüphesiz ki bizler, Allah'ın kullarıyız ve (ahirette) dönüşümüz de yalnızca O’nadır. Allah’ım! Başıma gelen musibet sebebiyle bana ecir ver ve bana ondan daha hayırlısını bağışla.»197.
54- VEFAT EDENİN GÖZLERİNİ KAPATIRKEN YAPILAN DUA
«اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِفُلَانٍ (بِاسْمِهِ) وَارْفَعْ دَرَجَتَهُ فِي المَهْدِيِّينَ، وَاخْلُفْهُ فِي عَقِبِهِ فِي الغَابِرِينَ، وَاغْفِرْ لَنَا وَلَهُ يَا رَبَّ العَالَمِينَ، وَافْسَحْ لَهُ فِي قَبْرِهِ، وَنَوِّرْ لَهُ فِيهِ».
«Allah'ım! Falanı -ölenin ismini söyler- bağışla. Hidayete erenler arasında derecesini yükselt. Geride kalanlarına vekil ol. Ey âlemlerin Rabbi! Bizi ve onu bağışla. Kabrini genişlet ve onu orada nurlandır.»198.
55. CENAZE NAMAZINDA ÖLÜ İÇİN YAPILAN DUA
«اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ وَارْحَمْهُ، وَعَافِهِ، وَاعْفُ عَنْهُ، وَأَكْرِمْ نُزُلَهُ، وَوَسِّعْ مُدْخَلَهُ، وَاغْسِلْهُ بِالمَاءِ وَالثَّلْجِ وَالبَرَدِ، وَنَقِّهِ مِنَ الخَطَايَا كَمَا نَقَّيْتَ الثَّوْبَ الأَبْيَضَ مِنَ الدَّنَسِ، وَأَبْدِلْهُ دَارًا خَيْرًا مِنْ دَارِهِ، وَأَهْلاً خَيْرًا مِنْ أَهْلِهِ، وَزَوْجًَا خَيًْرا مِنْ زَوْجِهِ، وَأَدْخِلْهُ الجَنَّةَ، وَأَعِذْهُ مِنْ عَذَابِ القَبْرِ [وَعَذَابِ النَّارِ]».
«Allah'ım! Onu bağışla ve ona merhamet et. Ona afiyet ver ve onu affet. Onu hoş karşıla ve yerini genişlet. Onu su, kar ve dolu ile yıka. Onu, beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi günahlardan temizle. Ona; yurdundan daha hayırlı bir yurt, ailesinden daha hayırlı bir aile, eşinden daha hayırlı bir eş ver. Onu Cennet'e koy. Onu kabir azabından ve [Cehennem azabından] koru.»199
«اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِحَيِّنَا وَمَيِّتِنَا، وَشَاهِدِنَا وَغَائِبِنَا، وَصَغِيرِنَا وَكَبِيرِنَا، وَذَكَرِنَا وَأُنْثَانَا، اللَّهُمَّ مَنْ أَحْيَيْتَهُ مِنَّا فَأَحْيِهِ عَلَى الإِسْلَامِ، وَمَنْ تَوَفَّيْتَهُ مِنَّا فَتَوَفَّهُ عَلَى الإِيمَانِ، اللَّهُمَّ لَا تَحْرِمْنَا أَجْرَهُ، وَلَا تُضِلَّنَا بَعْدَهُ».
«Allah'ım! Dirimize ve ölümüze, küçüğümüze ve büyüğümüze, erkeğimize ve kadınımıza, hazır olanımıza ve olmayanımıza mağfiret eyle. Allah'ım! Bizden kimi yaşatırsan, onu İslâm üzere yaşat. Kimi de öldürürsen, onu iman üzere öldür. Allah'ım! Onun ecrinden bizi mahrum etme ve bizi ondan sonra saptırma.»200
«اللَّهُمَّ إِنَّ فُلَانَ بْنَ فُلَانٍ فِي ذِمَّتِكَ، وَحَبْلِ جِوَارِكَ، فَقِهِ مِنْ فِتْنَةِ القَبْرِ، وَعَذَابِ النَّارِ، وَأَنْتَ أَهْلُ الوَفَاءِ وَالحَقِّ، فَاغْفِرْ لَهُ وَارْحَمْهُ إِنَّكَ أَنْتَ الغَفُورُ الرَّحيمُ».
«Allah'ım! Falan oğlu falan senin emanet ve korumandadır. Onu, kabir fitnesinden ve Cehennem azabından koru. Sen vefa ve hak sahibisin. Onu bağışla ve ona merhamet et. Şüphesiz sen, çok bağışlayansın, çok merhametlisin.»201
«اللَّهُمَّ عَبْدُكَ وَابْنُ أَمَتِكَ احْتَاجَ إِلَى رَحْمَتِكَ، وَأَنْتَ غَنِيٌّ عَنْ عَذَابِهِ، إِنْ كَانَ مُحْسِنًا فَزِدْ فِي حَسَنَاتِهِ، وَإِنْ كَانَ مُسِيئًا فَتَجَاوَزْ عَنْهُ».
«Allah'ım! Senin kulun ve cariyenin oğlu rahmetine muhtaçtır. Sen ise ona azap etmekten müstağnisin. Eğer o, iyi bir kimse ise onun iyiliklerini artır ve eğer kötü bir kimse ise onu bağışla.»202.
56- BÜLUĞA ERMEDEN ÖLEN ÇOCUĞUN CENAZESİNDE YAPILAN DUA
«اللَّهُمَّ أَعِذْهُ مِنْ عَذَابِ القَبْرِ».
«Allah'ım! Onu kabir azabından koru.»203.
Şöyle derse de güzel olur:
«اللَّهُمَّ اجْعَلْهُ فَرَطًا وَذُخْرًا لِوَالِدَيْهِ، وَشَفِيعًا مُجَابًا، اللَّهُمَّ ثَقِّلْ بِهِ مَوَازِينَهُمَا، وَأَعْظِمْ بِهِ أُجورَهُمَا، وَأَلْحِقْهُ بِصَالِحِ المُؤْمِنِينَ، وَاجْعَلْهُ فِي كَفَالَةِ إِبْرَاهِيمَ، وَقِهِ بِرَحْمَتِكَ عَذَابَ الجَحِيمِ، وَأَبْدِلْهُ دَارًا خَيْرًا مِنْ دَارِهِ، وَأَهْلًا خَيْرًا مِنْ أَهْلِهِ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِأَسْلَافِنَا، وَأَفْرَاطِنَا، وَمَنْ سَبَقَنَا بِالإِيمَانِ».
«Allah'ım! Onu, ana-babasına (Cennet'e girişte) öncü, onlar için saklanmış bir nimet ve şefaati kabul edilen bir şefaatçi kıl. Allah'ım! Onun vesilesiyle, ana babasının mizanını ağırlaştır ve ecirlerini büyük eyle. Onu, salih Müminlerden eyle ve (Kıyamet Günü) İbrahim -aleyhisselâm-’ın kefaletinde kıl. Rahmetinle onu Cehennem azabından koru. Ona kendi evinden daha iyi bir ev, ailesinden daha hayırlı bir aile ver. Allah'ım! Evvelimizi, öncülerimizi ve bizden önce iman edenleri bağışla.»
Hasen bir hadistir204.
«اللَّهُمَّ اجْعَلْهُ لَنَا فَرَطًا، وَسَلَفًا، وَأَجْرًا».
«Allah'ım! Onu bizim için bir öncü, selef ve bir mükâfat kıl.»205.
57- TAZİYE (BAŞSAĞLIĞI) DUASI
«إِنَّ للَّهِ مَا أَخَذَ، وَلَهُ مَا أَعْطَى، وَكُلُّ شَيْءٍ عِنْدَهُ بِأَجَلٍ مُسَمَّى... فَلْتَصْبِرْ وَلْتَحْتَسِبْ».
«Aldığı şey, Allah’ındır. Verdiği de Allah’ındır. Her şey Onun yanında belli bir ecele (vakte) kadardır... Sabret ve ecrini Allah'tan bekle!»206.
Şöyle derse de güzel olur:
«أَعْظَمَ اللَّهُ أَجْرَكَ، وَأَحْسَنَ عَزَاءَكَ، وَغَفَرَ لِمَيِّتِكَ»
«Allah ecrini artırsın, sana güzel sabırlar versin ve vefat eden yakınına rahmet eylesin.»
Hasen Hadis207.
58. CENAZE KABRE KONULURKEN YAPILAN DUA
«بِسْمِ اللَّهِ وَعَلَى سُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ».
«Allah'ın adıyla ve Rasûlullah'ın sünneti üzere»208.
59- CENAZE DEFNEDİLDİKTEN SONRA YAPILAN DUA
«اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ، اللَّهُمَّ ثَبِّتْهُ».
«Allah'ım! Onu bağışla ve (kabirdeki sorguda) sabit kıl.»209
60- KABİR ZİYARETİNDE YAPILAN DUA
«السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الدِّيَارِ، مِنَ المُؤْمِنِينَ وَالمُسْلِمِينَ، وَإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِكُمْ لَاحِقُونَ، [وَيَرْحَمُ اللَّهُ المُسْتَقدِمِينَ مِنَّا وَالمُسْتأْخِرِينَ] أَسْاَلُ اللَّهَ لَنَا وَلَكُمُ العَافِيَةَ».
« Bu diyarın Mümin ve Müslüman sakinleri! Selâm sizin üzerinize olsun. Biz de Allah’ın izniyle size kavuşacağız. [Allah, bizden önce ölenlere ve sonraya kalanlara rahmet etsin]. Allah’tan bizim ve sizin için afiyet dilerim.»210
61. RÜZGÂR ESERKEN YAPILAN DUA
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَهَا، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا».
«Allah'ım! Senden bu rüzgârın hayrını isterim. Bu rüzgârın şerrinden sana sığınırım.»211.
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَهَا، وَخَيْرَ مَا فِيهَا، وَخَيْرَ مَا أُرْسِلَتْ بِهِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا، وَشَرِّ مَا فِيهَا، وَشَرِّ مَا أُرْسِلَتْ بِهِ».
«Allah'ım! Senden bu rüzgârın, onun içinde bulunanın ve onunla gönderilenin hayrını isterim. Bu rüzgârın şerrinden, içinde bulunanın ve onunla gönderilenin şerrinden sana sığınırım.»212.
62- GÖK GÜRLEDİĞİNDE YAPILAN DUA
«سُبْحَانَ الَّذِي يُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهِ وَالمَلَائِكَةُ مِنْ خِيفَتِهِ».
«Gök gürültüsünün hamt ederek; meleklerin de heybetinden dolayı kendisini tesbih ettiği (Allah’ı) tüm noksanlıklardan tenzih ederim.»213.
63. BAZI İSTİSKÂ (YAĞMUR İSTEME) DUALARI
«اللَّهُمَّ اسْقِنَا غَيْثًا مُغِيثًا مَرِيئًا مَرِيعًا، نَافِعًا غَيْرَ ضَارٍّ، عَاجِلًا غَيْرَ آجِلٍ».
«Allah'ım! Bize hemen, geciktirmeden, faydalı, zararsız, bereketli, hazmı kolay ve imdadımıza yetişen bir yağmur ver.»214.
«اللَّهُمَّ أَغِثْنَا، اللَّهُمَّ أَغِثْنَا، اللَّهُمَّ أَغِثْنَا».
«Allah'ım! Bize yağmur ver, Allah'ım! Bize yağmur ver, Allah'ım! Bize yağmur ver.»215.
«اللَّهُمَّ اسْقِ عِبَادَكَ، وَبَهَائِمَكَ، وَانْشُرْ رَحْمَتَكَ، وَأَحْيِي بَلَدَكَ المَيِّتَ».
«Allah'ım! Kullarına ve bütün hayvanlarına su ver. Rahmetini yay ve (bu) cansız beldene hayat ver.»216.
64- YAĞMUR YAĞARKEN YAPILAN DUA
«اللَّهُمَّ صَيِّبًا نَافِعًا».
«Allah'ım! Bu yağmuru faydalı bir yağmur eyle.»217.
65. YAĞMURDAN SONRA YAPILAN DUA
«مُطِرْنَا بِفَضْلِ اللَّهِ وَرَحْمَتِهِ».
«Allah’ın lütuf ve rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı.»218.
66- YAĞMURUN KESİLMESİ İÇİN YAPILAN DUA
«اللَّهُمَّ حَوَالَيْنَا وَلَا عَلَيْنَا، اللَّهُمَّ عَلَى الآكَامِ وَالظِّرَابِ، وَبُطُونِ الأَوْدِيَةِ، وَمَنَابِتِ الشَّجَرِ».
«Allah’ım! Üzerimize değil, çevremize; tepelere, dağlara, vadi içlerine ve ağaç biten yerlere (yağdır).»219.
67- HİLAL GÖRÜLÜNCE YAPILAN DUA
«اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُمَّ أَهِلَّهُ عَلَيْنَا بِالأَمْنِ وَالإِيمَانِ، وَالسَّلَامَةِ وَالإِسْلَامِ، وَالتَّوْفِيقِ لِمَا تُحِبُّ رَبَّنَا وَتَرْضَى، رَبُّنَا وَرَبُّكَ اللَّهُ».
«Allah en büyüktür. Allah'ım! Hilali bize emniyet, iman, selâmet, İslâm, sevdiğin ve razı olduğun şeylerde başarı ayı kıl ey Rabbimiz.(Ey hilâl!) Benim ve senin Rabbin Allah’tır.»220.
68- ORUÇLUNUN İFTARINI AÇTIKTAN SONRA YAPACAĞI DUA
«ذَهَبَ الظَّمَأُ وَابْتَلَّتِ العُرُوقُ، وَثَبَتَ الأَجْرُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ».
«(Kuruluğun gitmesiyle) susuzluk gitti; damarlar ıslandı, Allah’ın izniyle ecir sabit oldu.»221
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِرَحْمَتِكَ الَّتِي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ أَنْ تَغْفِرَ لِي».
«Allah'ım! Her şeyi kuşatan rahmetinle senden beni bağışlamanı dilerim.»222.
69- YEMEKTEN ÖNCE YAPILAN DUA
«إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ طَعَامًا فَلْيَقُلْ:
«Biriniz yemek yerken şöyle desin:
بِسْمِ اللَّهِ،
Allah'ın adıyla,
فَإِنْ نَسِيَ فِي أَوَّلِهِ فَلْيَقُلْ:
Şayet yemeğin başında unutursa, şöyle desin:
بِسْمِ اللَّهِ فِي أَوَّلِهِ وَآخِرِهِ».
«Başında ve sonunda Allah'ın adıyla derim.»223.
«مَنْ أَطْعَمَهُ اللَّهُ الطَّعَامَ فَلْيَقُلْ:
«Allah’ın yemekle nimetlendirdiği kimse şöyle desin:
اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِيهِ وَأَطْعِمْنَا خَيْرًا مِنْهُ،
Allah’ım! Onu bizim için bereketli kıl ve bize ondan daha hayırlısını yedir,
وَمَنْ سَقَاهُ اللَّهُ لَبَنًا فَلْيَقُلْ:
Kime de Allah süt içirirse, şöyle desin:
اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِيهِ وَزِدْنَا مِنْهُ».
«Allah'ım! Onu bize bereketli kıl ve ondan bize fazla ver.»224.
70- YEMEKTEN SONRA YAPILAN DUA
«الحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنِي هَذَا، وَرَزَقَنِيهِ، مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلَا قُوَّةٍ».
«Benim hiçbir etkim ve gücüm olmaksızın bu yemeği bana yediren ve beni onunla rızıklandıran Allah’a hamdolsun.»225.
«الْحَمْدُ لِلَّهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ، غَيْرَ [مَكْفِيٍّ وَلَا] مُوَدَّعٍ، وَلَا مُسْتَغْنَىً عَنْهُ رَبَّنَا».
«Riyadan uzak ve bereketi kesilmeyen çok, sonsuz ve terk olunmayan, kendisinden müstağni olunmayarak yapılan hamt, Rabbimiz Allah’adır.»226.
71- MİSAFİRİN YEMEK SAHİBİ İÇİN YAPACAĞI DUA
«اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِيمَا رَزَقْتَهُم، وَاغْفِرْ لَهُمْ وَارْحَمْهُمْ».
«Allah’ım! Onlara rızık olarak verdiklerine bereket ver, onları bağışla ve onlara merhamet et.»227.
72- KENDİSİNE SU İÇİREN VEYA İÇİRMEK İSTEYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA
«اللَّهُمَّ أَطْعِمْ مَنْ أَطْعَمَنِي، وَاسْقِ مَنْ سَقَانِي».
«Allah'ım! Bana yemek verene yemek ver. Bana su verene su ver.»228.
73- ORUÇLUNUN, İFTAR YEMEĞİ VEREN KİMSE İÇİN İFTARINI AÇTIKTAN SONRA YAPACAĞI DUA
«أَفْطَرَ عِنْدَكُمُ الصَّائِمُونَ، وَأَكَلَ طَعَامَكُمُ الأَبْرَارُ، وَصَلَّتْ عَلَيْكُمُ المَلَائِكَةُ».
«Oruçlular yanınızda iftar etsin. Yemeğinizi iyiler yesin ve melekler sizin için dua etsin.»229.
74- ORUÇLU OLDUĞU HALDE YEMEĞE DAVET EDİLEN VE ORUCUNU BOZMAYANIN YEMEK SAHİBİ İÇİN YAPACAĞI DUA
«إِذَا دُعِيَ أَحَدُكُمْ فَلْيُجِبْ، فَإِنْ كَانَ صَائِمًا فَلْيُصَلِّ، وَإِنْ كَانَ مُفْطِرًا فَلْيَطْعَمْ»،
«Biriniz yemeğe davet edildiği zaman gitsin; şayet oruçluysa yemek sahibine dua etsin; oruçlu değilse yesin.»230.
Manası: Dua etsin
75- ORUÇLUNUN, KENDİSİNE SÖVEN VEYA KÖTÜ SÖZ SÖYLEYEN KİMSE İÇİN NE SÖYLEYECEĞİ
«إِنِّي صَائِمٌ، إِنِّي صَائِمٌ».
«Ben oruçluyum, ben oruçluyum.»231.
76- MEVSİMİN İLK MEYVESİ GÖRÜLÜNCE YAPILAN DUA
«اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي ثَمَرِنَا، وَبَارِكْ لَنَا فِي مَدِينَتِنَا، وَبَارِكْ لَنَا فِي صَاعِنَا، وَبَارِكْ لَنَا فِي مُدِّنَا».
«Allah'ım! Meyvemizi bize bereketli kıl. Medine'mizi bize mübarek eyle. Sa’mıza bereket ver. Müdd’ümüze bereket ver.»232.
77- AKSIRINCA YAPILAN DUA
«إِذَا عَطَسَ أَحَدُكُم فَلْيَقُلِ:
«Sizden biriniz aksırdığı zaman şöyle desin:
الحَمْدُ لِلَّهِ،
Hamt Allah'a mahsustur,
وَلْيَقُلْ لَهُ أَخُوهُ أَوْ صَاحِبُهُ:
Kardeşi veya arkadaşı ona şöyle der:
يَرْحَمُكَ اللَّهُ،
Allah sana rahmet etsin,
فَإِذَا قَالَ لَهُ: يَرحَمُكَ اللَّهُ، فَلْيَقُلْ:
Ona: «Allah sana rahmet etsin.» dediğinde, o da şöyle desin:
يَهْدِيكُمُ اللَّهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُم».
Allah size hidayet etsin ve halinizi düzeltsin»233.
78. KÂFİR, AKSIRDIRDIĞI ZAMAN ALLAH'A HAMT EDERSE, ONUN İÇİN YAPILAN DUA
«يَهْدِيكُمُ اللَّهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ».
«Allah size hidayet etsin ve halinizi düzeltsin»234.
79. EVLENEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA
«بَارَكَ اللَّهُ لَكَ، وَبَارَكَ عَلَيْكَ، وَجَمَعَ بَيْنَكُمَا فِي خَيْرٍ».
«Allah sana bereket versin, üzerine bereket indirsin ve ikinizin arasını hayırda birleştirsin.»235.
80. EVLENEN VEYA YENİ BİNEK SATIN ALAN KİMSENİN YAPACAĞI DUA
Biriniz bir kadınla evlendiği veya bir hizmetçi satın aldığı zaman şöyle dua eder:
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَهَا، وَخَيْرَ مَا جَبَلْتَهَا عَلَيْهِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا، وَشَرِّ مَا جَبَلْتَهَا عَلَيْهِ،
«Allah'ım! Bunun hayrını ve bunda yarattığın şeyin hayrını (güzel ahlakını) dilerim. Bunun şerrinden ve bunda yarattığın şeyin şerrinden (kötü ahlakından) sana sığınırım,
وَإِذَا اشْتَرَى بَعِيرًا فَلْيَأْخُذْ بِذِرْوَةِ سَنَامِهِ وَلْيَقُلْ مِثْلَ ذَلِكَ».
Bir deve satın aldığı zaman, hörgücünün tepesinden tutsun ve bunun aynısını söylesin.»236.
81- EŞİYLE CİNSEL İLİŞKİYE GİRMEDEN ÖNCE YAPILAN DUA
«بِسْمِ اللَّهِ، اللَّهُمَّ جَنِّبْنَا الشَّيْطَانَ، وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنَا».
«Allah’ın adıyla, Allah'ım! Bizi Şeytan'dan, Şeytan'ı da bizi rızıklandıracağın çocuktan uzak tut.»237.
82. ÖFKELENİNCE YAPILAN DUA
«أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ».
«Allah’ın rahmetinden kovulmuş Şeytan'dan, Allah’a sığınırım.»238.
83. BELAYA UĞRAYAN BİR KİMSEYİ GÖREN KİMSENİN YAPACAĞI DUA
«الحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي عَافَانِي مِمَّا ابْتَلَاكَ بِهِ، وَفَضَّلَنِي عَلَى كَثِيرٍ مِمَّنْ خَلَقَ تَفْضِيلًا».
«Sana verdiği beladan beni afiyette kılan ve beni yarattıklarından çoğu üzerine tercih ederek üstün kılan Allah’a hamdolsun.»239.
84- HER OTURUMDA YAPILAN DUA
İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, oturduğu tek bir meclisten kalkmadan önce yüz defa şöyle dediği sayılırdı:
«رَبِّ اغْفِرْ لِي، وَتُبْ عَلَيَّ، إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الغَفُورُ».
«Rabbim! Beni bağışla ve tövbemi kabul et. Çünkü sen tövbeleri çok kabul edensin, çok bağışlayansın.»240.
85. OTURUMUN SONUNDA (ORADAN AYRILMADAN ÖNCE) YAPILAN DUA
«سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ».
«Allah'ım! Sana hamdederek, seni tüm noksan sıfatlardan tenzih ederim. Senden başka hak ilah olmadığına şehadet ederim. Senden bağışlanma diler ve sana tevbe ederim.»241
86- "ALLAH SENİ BAĞIŞLASIN" DİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA
«وَلَكَ».
«Ve seni de bağışlasın»242
87. İYİLİK YAPAN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA
«جَزَاكَ اللَّهُ خَيْرًا».
«Allah sana çok hayırlı mükâfatlar versin.»243.
88. DECCAL'İN ŞERRİNDEN KORUNMAK İÇİN YAPILAN DUA
«مَنْ حَفِظَ عَشْرَ آيَاتٍ مِنْ أَوَّلِ سُورَةِ الكَهْفِ عُصِمَ مِنَ الدَّجَّالِ».
«Kim Kehf Suresi'nin başından on ayet ezberlerse, Deccâl'den korunmuş olur.»244.
Ve her namazın son teşehhüdünde onun fitnesinden Allah'a sığınmak da böyledir.245.
89. "SENİ ALLAH İÇİN SEVİYORUM" DİYEN KİMSEYE EDİLECEK DUA
«أَحَبَّكَ الَّذِي أَحْبَبْتَنِي لَهُ».
«Kendisi için beni sevdiğin (Allah) da seni sevsin.»246.
90- MALINI SANA SUNAN KİMSE İÇİN YAPACAĞIN DUA
«بَارَكَ اللَّهُ لَكَ فِي أَهْلِكَ وَمَالِكَ».
«Allah, aileni ve malını senin için bereketli kılsın.»247
91. BORCU ÖDERKEN, BORÇ VEREN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA
«بارَكَ اللَّهُ لَكَ فِي أَهْلِكَ وَمَالِكَ، إِنَّمَا جَزَاءُ السَّلَفِ الحَمْدُ وَالأَدَاءُ».
«Allah, aileni ve malını senin için bereketli kılsın. Verilen borcun karşılığı, ancak (sahibine) teşekkür etmek ve (onu aldığın gibi) ödemektir.»248
92. ŞİRKE DÜŞMEKTEN KORKULDUĞU ZAMAN YAPILAN DUA
«اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أُشْرِكَ بِكَ وَأَنَا أَعْلَمُ، وَأَسْتَغْفِرُكَ لِمَا لَا أَعْلَمُ».
«Allah’ım! Bilerek sana ortak koşmaktan sana sığınırım; bilmediklerim için de senden mağfiret dilerim.»249.
93- ''ALLAH SENİ MÜBÂREK KILSIN" DİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA
«وَفِيكَ بَارَكَ اللَّهُ».
«Ve Allah seni de mübarek kılsın.»250.
94- BİR ŞEYİ UĞURSUZ SAYMANIN ÇİRKİN OLUŞU İLE İLGİLİ DUA
«اللَّهُمَّ لَا طَيْرَ إِلَّا طَيْرُكَ، وَلَا خَيْرَ إِلَّا خَيْرُكَ، وَلَا إِلَهَ غَيْرُكَ».
«Allah'ım! Senin takdir ettiğin (insanların uğursuzluk saydığı) şeyden başka takdir olunan bir şey yoktur. Senin verdiğin hayırdan başka hayır yoktur. Senden başka hak ilah yoktur. »251.
95. BİNEĞE VEYA TAŞITA BİNERKEN YAPILAN DUA
«بِسْمِ اللَّهِ، وَالحَمْدُ للَّهِ
Allah'ın adıyla, hamt Allah'a mahsustur.
﴿سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ
{Bunu bize boyun eğdiren Allah noksanlardan münezzehtir. Yoksa biz buna güç yetiremezdik!}
وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ﴾،
{Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz}
الحَمْدُ لِلَّهِ، الحَمْدُ لِلَّهِ، الحَمْدُ لِلَّهِ، اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي؛ فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ».
«Elhamdulillah, Elhamdulillah, Elhamdulillah, Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allahu Ekber. Ey Rabbim, seni tesbih ederim. Ben kendime zulmettim, beni bağışla. Çünkü senden başka günahı bağışlayacak kimse yoktur.»252.
96. YOLCULUĞA ÇIKARKEN YAPILAN DUA
«اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ،
Allâhu Ekber, Allâhu Ekber, Allâhu Ekber,
سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ
{Bunu bize boyun eğdiren Allah noksanlardan münezzehtir. Yoksa biz buna güç yetiremezdik!}
وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ،
{Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz.}
اللَّهُمَّ إِنّا نَسْأَلُكَ فِي سَفَرِنَا هَذَا البِرَّ وَالتَّقْوَى، وَمِنَ العَمَلِ مَا تَرْضَى، اللَّهُمَّ هَوِّنْ عَلَيْنَا سَفَرَنَا هَذَا وَاطْوِ عَنَّا بُعْدَهُ، اللَّهُمَّ أَنْتَ الصَّاحِبُ فِي السَّفَرِ، وَالخَليفَةُ فِي الأَهْلِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ وَعْثَاءِ السَّفَرِ، وَكَآبَةِ المَنْظَرِ، وَسُوءِ المُنْقَلَبِ فِي المَالِ وَالأَهْلِ»،
«Allah'ım! Biz, bu yolculuğumuzda senden iyilik ve takva, bir de hoşnut olacağın ameller işlemeyi nasip etmeni dileriz. Allah'ım! Bu yolculuğumuzu kolay kıl ve uzağını yakın et! Allah'ım! Seferde yardımcı, geride çoluk çocuğu koruyucu sensin. Allah'ım! Yolculuğun zorluklarından, üzücü şeylerle karşılaşmaktan ve dönüşte malımızda, çoluk çocuğumuzda kötü haller görmekten sana sığınırım.»
Yolculuktan dönünce bu duayla birlikte şunu da söyler:
«آيِبُونَ، تائِبُونَ، عَابِدُونَ، لِرَبِّنَا حَامِدُونَ».
«Biz yolculuktan dönen, tövbe eden, kulluk yapan ve Rabbimiz’e hamdeden kişileriz.»253.
97. BİR KÖY VEYA BELDEYE GİRERKEN YAPILAN DUA
«اللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَوَاتِ السَّبْعِ وَمَا أَظْلَلْنَ، وَرَبَّ الأَرَضِينَ السَّبْعِ وَمَا أَقْلَلْنَ، وَرَبَّ الشَّياطِينِ وَمَا أَضْلَلْنَ، وَرَبَّ الرِّيَاحِ وَمَا ذَرَيْنَ، أَسْأَلُكَ خَيْرَ هَذِهِ القَرْيَةِ، وَخَيْرَ أَهْلِهَا، وَخَيْرَ مَا فِيهَا، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا، وَشَرِّ أَهْلِهَا، وَشَرِّ مَا فِيهَا».
«Ey yedi kat göğün ve gölgelediklerinin, yedi kat yerin ve taşıdıklarının, Şeytanlar'ın ve saptırdıklarının, rüzgârların ve savurduklarının Rabbi olan Allah’ım! Senden bu beldenin, halkının ve içindekilerin hayrını dilerim. Onun, halkının ve içindekilerin şerrinden sana sığınırım.»254.
98- ÇARŞI VE PAZARA GİRERKEN YAPILAN DUA
«لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ، وَلَهُ الحَمْدُ، يُحْيِي وَيُمِيتُ، وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ، بِيَدِهِ الخَيْرُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ».
«Allah'tan başka (hak) ilah yoktur. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamt O’nadır. Diriltir ve öldürür. O diridir, ölmez. Hayır O'nun elindedir ve O'nun her şeye gücü yeter.»255.
99. BİNEK TÖKEZLEYİNCE YAPILAN DUA
«بِسْمِ اللَّهِ».
«Allah'ın adıyla»256
100- YOLCUNUN GERİDE KALANLAR İÇİN YAPACAĞI DUA
«أَسْتَوْدِعُكُمُ اللَّهَ الَّذِي لَا تَضِيعُ وَدَائِعُهُ».
«Seni, kendisine bırakılan emanetlerin kaybolmadığı Allah’a emanet ediyorum.»257.
101- GERİDE KALANLARIN YOLCU İÇİN YAPACAĞI DUA
«أَسْتَوْدِعُ اللَّهَ دِينَكَ، وَأَمَانَتَكَ، وَخَوَاتِيمَ عَمَلِكَ».
«Dinini ve emanetlerini koruması ve amellerini hayırla sonuçlandırması için seni Allah’a emanet ediyorum.»258.
«زَوَّدَكَ اللَّهُ التَّقْوَى، وَغَفَرَ ذَنْبَكَ، وَيَسَّرَ لَكَ الخَيْرَ حَيْثُ ما كُنْتَ».
«Allah seni takva ile rızıklandırsın, günahını bağışlasın ve nerede olursan ol, senin için hayırlı olanı kolaylaştırsın.»259.
102- YOLCULUK SIRASINDA TEKBİR VE TESBİH GETİRMEK
Câbir -radıyallahu anh- şöyle demiştir: «Biz (yolculukta) yokuş çıktığımızda Allahu Ekber derdik, Şöyle der: (Allah en büyüktür) Aşağı doğru indiğimizde de Subhânallah derdik.»260
Şöyle der: (Subhânallah)
103. YOLCUNUN, SEHER VAKTİNE GİRDİĞİNDE YAPACAĞI DUA
«سَمَّعَ سَامِعٌ بِحَمْدِ اللَّهِ، وَحُسْنِ بَلَائِهِ عَلَيْنَا، رَبَّنَا صاحِبْنَا، وَأَفْضِلْ عَلَيْنَا، عَائِذًا بِاللَّهِ مِنَ النَّارِ».
«Üzerimize olan lütfundan dolayı Allah’a yaptığımız hamdi işiten işitti. Rabbimiz! Bize yoldaş ol ve bize ihsanda bulun! Cehennem'den Allah’a sığınırım.»261.
104. YOLCULUK SIRASINDA VEYA BAŞKA ZAMANDA BİR YERDE KONAKLAYINCA YAPILAN DUA
«أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ».
«Allah’ın yarattığı mahlukatın şerrinden, Allah’ın eksiksiz sözlerine sığınırım.»262.
105- YOLCULUKTAN DÖNÜNCE YAPILAN DUA
«يُكَبِّرُ عَلَى كُلِّ شَرَفٍ ثَلَاثَ تَكْبِيرَاتٍ ثُمَّ يَقُولُ:
«Her yüksek yerde üç kere tekbir getirir, sonra da şöyle der:
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ، وَلَهُ الحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، آيِبُونَ، تَائِبُونَ، عَابِدُونَ، لِرَبِّنا حَامِدُونَ، صَدَقَ اللَّهُ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَهَزَمَ الأَحْزابَ وَحْدَهُ».
«Allah'tan başka hak ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamt O'nadır ve O her şeye kadirdir. Bizler; dönen, tövbe eden, ibadet eden ve Rabbimize hamt edenleriz. Allah, vaadini yerine getirdi, kuluna yardım etti ve düşman topluluklarını tek başına yendi.»263.
106. HOŞA GİDEN VEYA GİTMEYEN BİR ŞEYLE KARŞILAŞINCA YAPILAN DUA
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisini sevindiren bir durum olduğunda şöyle buyururdu:
«الحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي بِنِعْمَتِهِ تَتِمُّ الصَّالِحَاتُ».
«Verdiği nimetler ile bütün iyiliklerin tamama erdiği yüce Allah'a hamdolsun.»
Hoşuna gitmeyen bir iş kendisine gelirse şöyle derdi:
«الحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ حَالٍ».
«Her durumda ve şart altında Allah'a hamdolsun.»264.
107. NEBî -sallallahu aleyhi ve sellem-’e SALAT GETİRMENİN FAZİLETİ:
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«مَنْ صَلَّى عَلَيَّ صَلَاةً صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ بِهَا عَشْرًا».
«Kim bana bir defa salat ve selam getirirse, Yüce Allah da ona on defa salat eder.»265. Şöyle der: «Allahım! Peygamber Efendimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât ve selâm eyle.»
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«لَا تَجْعَلُوا قَبْرِي عِيدًا وَصَلُّوا عَلَيَّ؛ فَإِنَّ صَلَاتَكُم تَبْلُغُنِي حَيْثُ كُنْتُمْ».
«Kabrimi bayram yerine çevirmeyiniz. Bana salat ve selam getiriniz. Zira nerede olursanız olun, sizin salat ve selamınız bana ulaşır.»266.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«البَخِيلُ مَنْ ذُكِرْتُ عِنْدَهُ فَلَمْ يُصَلِّ عَلَيَّ».
«Asıl cimri, yanında ismim anıldığı halde bana salavat getirmeyendir.»267.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«إِنَّ لِلَّهِ مَلَائِكَةً سَيَّاحِينَ فِي الأَرْضِ يُبَلِّغُونِي مِنْ أُمَّتِي السَّلَامَ».
«Yüce Allah'ın yeryüzünü dolaşan melekleri vardır. Onlar ümmetimden bana salat ve selam getirenlerin selamını iletirler.»268.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«مَا مِنْ أَحَدٍ يُسَلِّمُ عَلَيَّ إِلَّا رَدَّ اللَّهُ عَلَيَّ رُوحِيَ حَتَّى أَرُدَّ عَلَيْهِ السَّلَامَ».
«Kim; bana selam verirse, onun selamını almam için Allah mutlaka bana ruhumu iade eder. Ben de onun selamına karşılık veririm.»269.
108. SELAMI YAYMAK
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«لَا تَدْخُلُوا الجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا، وَلَا تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا، أَوَلَا أَدُلُّكُم عَلَى شَيْءٍ إِذَا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُم، أَفْشُوا السَّلَامَ بَيْنَكُمْ».
«İman etmedikçe Cennet'e giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şeyi size haber vereyim mi? Aranızda selamı yayınız.»270.
«ثَلَاثٌ مَنْ جَمَعَهُنَّ فَقَدْ جَمَعَ الإِيمَانَ: الإِنْصَافُ مِنْ نَفْسِكَ، وَبَذْلُ السَّلَامِ لِلْعَالَمِ، وَالإِنْفَاقُ مِنَ الإِقْتَارِ».
«Üç haslet vardır ki, kim bunları kendinde toplarsa imanı tamamlamış olur: Kendi aleyhine de olsa insaflı davranmak, selamı âleme yaymak ve darlıkta bile infak etmektir.»271.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-’dan rivayet edildiğine göre, bir adam Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-’e, "İslam'ın en hayırlısı hangisidir?" diye sorduğunda şöyle buyurmuştur:
«تُطْعِمُ الطَّعَامَ، وَتَقْرأُ السَّلَامَ عَلَى مَنْ عَرَفْتَ وَمَنْ لَمْ تَعْرِفْ».
«Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın kimselere selam vermendir.»272.
109. MÜSLÜMAN, KENDİSİNE SELÂM VEREN KÂFİRE NASIL KARŞILIK VERİR?
«إذَا سَلَّمَ عَلَيْكُمْ أَهْلُ الكِتَابِ فَقُولُوا: وَعَلَيْكُمْ».
«Ehl-i Kitap (Yahudi ve Hristiyanlar) size selam verdiği zaman, şöyle deyin: «Ve aleykum (ve sizin üzerinize)»273.
110. HOROZ ÖTTÜĞÜNDE VE EŞEK ANIRDIĞINDA YAPILAN DUA
«إِذَا سَمِعْتُمْ صِيَاحَ الدِّيَكَةِ فَاسْأَلُوا اللَّهَ مِنْ فَضْلِهِ؛ فَإِنَّهَا رَأَتْ مَلَكًا،
«Horozların ötüşünü işittiğiniz zaman Allah'ın lütfundan isteyiniz; çünkü o bir melek görmüştür,
Şöyle der: (Allah'ım! Senin lütfundan isterim.)
وَإِذَا سَمِعْتُمْ نَهِيقَ الحِمَارِ فَتَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنَ الشَّيطَانِ؛ فَإِنَّهُ رَأَى شَيْطَانًا».
«Eşeğin anırmasını işittiğiniz zaman da Şeytan'dan Allah'a sığınınız; çünkü o bir Şeytan görmüştür.»274. Şöyle der: (Kovulmuş Şeytandan Allah'a sığınırım)
111- GECE KÖPEK HAVLADIĞINDA YAPILAN DUA
«إِذَا سَمِعْتُمْ نُبَاحَ الكِلَابِ وَنَهِيقَ الحَمِيرِ بِاللَّيْلِ فَتَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنْهُنَّ؛ فَإِنَّهُنَّ يَرَيْنَ مَا لَا تَرَوْنَ».
«Geceleyin köpeklerin havlamasını ve eşeklerin anırmasını işittiğinizde onlardan Allah'a sığının; çünkü onlar sizin görmediklerinizi görürler.»275
Şöyle der: (Eûzu billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm)
112- KÖTÜLEDİĞİN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«اللَّهُمَّ فَأَيُّمَا مُؤْمِنٍ سَبَبْتُهُ فَاجْعَلْ ذَلِكَ لَهُ قُرْبَةً إِلَيْكَ يَوْمَ القِيَامَةِ».
«Allah'ım! Hangi Mümin'e kötü söz söylediysem, bunu Kıyamet Günü onun için Sana bir yakınlık kıl.»276.
113. MÜSLÜMAN, MÜSLÜMANI ÖVDÜĞÜNDE YAPILAN DUA
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«إِذَا كَانَ أَحَدُكُم مَادِحًا صَاحِبَهُ لَا مَحَالَةَ فَلْيَقُلْ: أَحْسِبُ فُلَانًا وَاللَّهُ حَسِيبُهُ، وَلَا أُزَكِّي عَلَى اللَّهِ أَحَدًا، أَحْسِبُهُ –إِنْ كَانَ يَعْلَمُ ذَاكَ – كَذَا وَكَذَا».
«Sizden biriniz arkadaşını mutlaka methedecekse şöyle desin: Falanı şöyle sanıyorum, onu hesaba çekecek olan Allah’tır ve Allah’a karşı hiç kimseyi tezkiye etmem. -Eğer o kişinin gerçekten öyle olduğunu biliyorsa- onun şöyle şöyle olduğunu sanıyorum.»277.
114. TEZKİYE EDİLEN (KENDİSİNE REFERANS VERİLEN) MÜSLÜMANIN YAPACAĞI DUA
«اللَّهُمَّ لَا تُؤَاخِذْنِي بِمَا يَقُولُونَ، وَاغْفِرْ لِي مَا لَا يَعْلَمُونَ، [وَاجْعَلْنِي خَيْرًا مِمَّا يَظُّنُّونَ]».
«Allah'ım! Onların söyledikleri sebebiyle beni sorumlu tutma, hakkımda bilmediklerini bağışla [ve beni zannettiklerinden daha hayırlı kıl].»278.
115. İHRAMLI KİMSE HAC VEYA UMREDE NASIL TELBİYE GETİRİR?
«لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبَّيْكَ، لَبَّيْكَ لَا شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ، إِنَّ الحَمْدَ، وَالنِّعْمَةَ، لَكَ وَالمُلْكَ، لَا شَرِيكَ لَكَ».
«Buyur, Allahım buyur! Buyur, senin ortağın yoktur, buyur! Hamt sanadır. Nimet ve mülk sana aittir. Senin hiçbir ortağın yoktur.»279.
116.TAVAFTA HACER-İ ESVED'E GELİNCE TEKBİR GETİRMEK
«طَافَ النَّبيُّ ﷺ بِالْبَيْتِ عَلَى بَعِيرٍ كُلَّمَا أَتَى الرُّكْنَ أَشَارَ إِلَيْهِ بِشَيْءٍ عِنْدَهُ وَكَبَّرَ».
«Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, deve üzerinde, rükne her geldiğinde elindeki bir şeyle ona işaret edip tekbir getirerek Beyt'i tavaf etmiştir.»280.
117. TAVAFTA RÜKN-Ü YEMÂNÎ İLE HACER-İ ESVED ARASINDA YAPILAN DUA
﴿...رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِي ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةٗ وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِ حَسَنَةٗ وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ﴾
(...Rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru!)281.
118. SAFA VE MERVE ÜZERİNDE DURUNCA YAPILAN DUA
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Safâ'ya yaklaştığında:
«إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَآئِرِ اللَّهِ...، أَبْدَأُ بِمَا بَدَأَ اللَّهُ بِهِ»
«(Şüphesiz Safâ ve Merve, Allah'ın nişanelerindendir...) Allah'ın başladığı ile başlarım.»
Önce Safâ'dan başladı, Kâbe'yi görünceye kadar tepesine çıktı, kıbleye yöneldi, Allah'ı birledi (tevhid etti), O'nu tekbir getirerek yüceltti ve şöyle dedi:
«لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ، أَنْجَزَ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَهَزَمَ الأَحْزَابَ وَحْدَهُ،
«Allah'tan başka hak ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamt O'nadır ve O her şeye kadirdir. Allah'tan başka hak ilah yoktur, O tektir. O; vaadini yerine getirmiş, kuluna yardım etmiş ve tek başına düşmanları yenmiştir.»
ثُمَّ دَعَا بَيْنَ ذلكَ، قَالَ مِثْلَ هَذَا ثَلَاثَ مَرَّاتٍ»
Sonra aralarında dilediği duayı etti, bunu üç defa tekrarladı.» Hadiste şöyle buyrulmuştur: Merve'de, Safâ'da yaptığının aynısını yaptı282.
119. AREFE GÜNÜ YAPILAN DUA
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«خَيْرُ الدُّعَاءِ دُعَاءُ يَوْمِ عَرَفَةَ، وَخَيْرُ مَا قُلْتُ أَنَا وَالنَّبيُّونَ مِنْ قَبْلِي:
«En hayırlı dua, Arefe Günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en hayırlı dua:
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ وَلَهُ الحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ».
«Allah'tan başka hak ilah yoktur. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Hamt yalnızca O'nadır ve O'nun her şeye gücü yeter.»283. «Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, Kasvâ'ya binerek Meş'ar-i Harâm'a geldi ve kıbleye döndü. (Allah'a dua etti, tekbir getirdi, tehlil getirdi ve O'nu birledi.) Ortalık iyice aydınlanıncaya kadar ayakta durmaya devam etti, sonra Güneş doğmadan önce oradan hareket etti.»284. "Üç cemrenin yanında her bir taşı atarken tekbir getirir; birinci ve ikinci cemreden sonra ise ilerleyip kıbleye dönerek durur ve ellerini kaldırarak dua eder. Akabe Cemresi'ne gelince, onu taşlar ve her taşla birlikte tekbir getirir, sonra oradan ayrılır ve yanında durmaz."285.
120- MEŞ'AR-İ HARAM'DA (MÜZDELİFE'DE) YAPILAN DUA
121. CEMRELERE TAŞ ATARKEN TEKBİR GETİRMEK
122- ŞAŞIRTAN VE SEVİNDİREN BİR DURUM KARŞISINDA YAPILAN DUA
«سُبْحَانَ اللَّهِ!»
«Allah, her türlü noksanlıklardan münezzehtir.»286.
«اللَّهُ أَكْبَرُ!»
Allah en büyüktür.287.
123. KENDİSİNE SEVİNDİRİCİ BİR HABER GELEN KİMSENİN YAPACAĞI DUA
«كَانَ النَّبيُّ ﷺ إِذَا أَتَاهُ أَمْرٌ يَسُرُّهُ أَوْ يُسَرُّ بِهِ خَرَّ سَاجِدًا شُكْرًا لِلَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى».
"Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e onu sevindiren bir haber geldiğinde ya da bir şeyle müjdelendiğinde Allah Teâlâ'ya şükrederek secdeye kapanırdı."288
124. BEDENDE AĞRI HİSSEDİLİNCE YAPILAN DUA
«ضَعْ يَدَكَ عَلَى الَّذِي تَألَّمَ مِنْ جَسَدِكَ وَقُلْ:
«Elini, vücudunda ağrıyan yerin üzerine koy ve üç kere: Bismillah de. Yedi kere şöyle dua et:
بِسْمِ اللَّهِ،
Allah'ın adıyla,
ثَلَاثًا،
Üç defa,
وَقُلْ سَبْعَ مَرَّاتٍ:
Ve yedi defa şöyle de:
أَعُوذُ بِاللَّهِ وَقُدْرَتِهِ مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ وَأُحَاذِرُ».
«Hissettiğim ve sakındığım şeyin şerrinden, Allah’a ve kudretine sığınırım.»289.
125- NAZAR ETMEKTEN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUA
«إِذَا رَأَى أَحَدُكُم مِنْ أَخِيهِ، أَوْ مِنْ نَفْسِهِ، أَوْ مِنْ مَالِهِ مَا يُعْجِبُهُ [فَلْيَدْعُ لَهُ بِالْبَرَكَةِ] فَإِنَّ العَيْنَ حَقٌّ».
«Sizden biriniz,(Müslüman) kardeşinde veya kendisinde veyahut da malında hoşuna giden bir şey gördüğünde, [onun için bereketli olmasını dilesin]. Çünkü nazar, haktır.»290.
126. KORKU VE DEHŞET ANINDA YAPILAN DUA
«لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ!».
«Allah'tan başka hak ilah yoktur.»291.
127. KURBAN KESERKEN YAPILAN DUA
«بِسْمِ اللَّهِ وَاللَّهُ أَكْبَرُ [اللَّهُمَّ مِنْكَ وَلَكَ] اللَّهُمَّ تَقَبَّلْ مِنِّي».
«Bismillah/Allah’ın adıyla. Allah en büyüktür. [Allah'ım! Bu kurban, senden bana bir lütuf olarak geldi ve senin için kurban edildi] Allah'ım! Bu kurbanı benden kabul eyle!»292.
128. İNATÇI ŞEYTANLARIN HİLE VE TUZAĞINI BOŞA ÇIKARMAK İÇİN YAPILAN DUA
«أَعُوذُ بكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ الَّتِي لَا يُجَاوِزُهُنَّ بَرٌّ وَلَا فَاجِرٌ: مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ، وَبَرَأَ وَذَرَأَ، وَمِنْ شَرِّ مَا يَنْزِلُ مِنَ السَّمَاءِ، وَمِنْ شَرِّ مَا يَعْرُجُ فيهَا، وَمِنْ شَرِّ مَا ذَرَأَ فِي الأَرْضِ، وَمِنْ شَرِّ مَا يَخْرُجُ مِنْهَا، وَمِنْ شَرِّ فِتَنِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ، وَمِنْ شَرِّ كُلِّ طَارِقٍ إِلَّا طَارِقًا يَطْرُقُ بِخَيْرٍ يَا رَحْمَنُ».
«Yarattıklarının, yoktan var ettiklerinin şerrinden; gökten inenin ve göğe yükselenin şerrinden, yere ektiğinin ve yerden çıkanın şerrinden, gece ve gündüz fitnelerinin şerrinden, hayırla kapıyı çalanın dışında her kapıyı çalanın şerrinden, iyi ve kötünün onun dışına çıkamayacağı Allah’ın noksansız kelimelerine sığınırım; Ya Rahmân!.»293.
129. TEVBE VE İSTİĞFAR HAKKINDA
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«وَاللَّهِ إِنِّي لأَسْتَغفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ فِي اليَوْمِ أَكْثَرَ مِنْ سَبْعِينَ مَرَّةٍ».
«Allah'a yemin olsun ki; ben, günde yetmiş defadan çok, Allah'a tevbe ve istiğfar ediyorum.»294.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«يَا أَيُّهَا النَّاسُ تُوبُوا إِلَى اللَّهِ فَإِنِّي أَتُوبُ فِي اليَوْمِ إِلَيْهِ مِائَةَ مَرَّةٍ».
«Ey insanlar! Allah’a tövbe edin. Zira ben günde yüz kere O'na tövbe ediyorum.»295.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«مَنْ قَالَ:
«Kim şöyle derse:
أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ العَظيمَ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الحَيُّ القَيُّوُمُ وَأَتُوبُ إِلَيهِ،
Kendisinden başka hak ilah bulunmayan el-Hayy (daima hayat sahibi, diri) ve el-Kayyum (başkasına ihtiyacı olmayan) yüce Allah’tan bağışlanmak ister, O’na tövbe ederim,
غَفَرَ اللَّهُ لَهُ وَإِنْ كَانَ فَرَّ مِنَ الزَّحْفِ».
Savaş meydanından kaçmış olsa bile Allah onu affeder.»296.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الرَّبُّ مِنَ العَبْدِ فِي جَوْفِ اللَّيْلِ الآخِرِ فَإِنِ اسْتَطَعْتَ أَنْ تَكُونَ مِمَّنْ يَذْكُرُ اللَّهَ فِي تِلْكَ السَّاعَةِ فَكُنْ».
«Rabbin kuluna en yakın olduğu vakit gecenin son yarısıdır. Eğer o saatlerde Allah’ı zikredenlerden olmaya gücün yeterse sen Allah’ı zikredenlerden ol.»297
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«أَقْرَبُ مَا يَكُونُ العَبْدُ مِنْ رَبِّهِ وَهُوَ سَاجِدٌ فَأَكثِرُوا الدُّعَاءَ».
«Kulun Allah'a en yakın olduğu an secdedeki andır. O halde secdede Allah'a çokça dua edin.»298.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«إِنَّهُ لَيُغَانُ عَلَى قَلْبِي وَإِنِّي لأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ فِي اليَوْمِ مِائَةَ مَرَّةٍ».
«Şüphesiz kalbimin üzerine bir perde gelir de, ben günde yüz defa Allah’tan bağışlanma dilerim.»299.
130. TESBİH, TAHMİD,TEHLİL VE TEKBİR GETİRMENİN FAZÎLETİ
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«مَنْ قَالَ:
«Kim şöyle derse:
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ
Allah'a hamt ederek O'nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim.
فِي يَوْمٍ مِائَةَ مَرَّةٍ حُطَّتْ خَطَايَاهُ وَلَوْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ البَحْر».
bir günde yüz defa, günahları deniz köpüğü kadar bile olsa bağışlanır.»300.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«مَنْ قَالَ:
«Kim şöyle derse:
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ المُلْكُ، وَلَهُ الحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Allah'tan başka hak ilah yoktur. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamt yalnızca O'nadır ve O'nun her şeye gücü yeter
عَشْرَ مِرَارٍ، كَانَ كَمَنْ أَعْتَقَ أَرْبَعَةَ أَنْفُسٍ مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ».
on kere derse, İsmail neslinden dört kişi azat etmiş gibi olur.»301.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«كَلِمَتَانِ خَفِيفَتَانِ عَلَى اللِّسَانِ، ثَقِيلَتَانِ فِي المِيزَانِ، حَبِيبَتَانِ إِلَى الرَّحْمَنِ:
«İki kelime vardır ki dile kolay, mizanda ağır gelir ve Rahman'a sevimlidir:
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ، سُبْحانَ اللَّهِ العَظِيمِ».
«Subhânallâhi ve bihamdihî, Subhânallâhi'l-azîm»302
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«لَأَنْ أَقُولَ:
«Benim şöyle demem:
سُبْحَانَ اللَّهِ، وَالحَمْدُ لِلَّهِ، وَلَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَاللَّهُ أَكْبَرُ،
Allah, bütün eksiklik ve noksanlıklardan münezzehtir. Hamt yalnızca Allah'ındır. Allah'tan başka ibadete layık hak ilah yoktur ve Allah, en büyüktür,
أَحَبُّ إِلَيَّ مِمَّا طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمسُ».
Bana Güneş'in üzerine doğduğu her şeyden daha sevimli gelir.»303.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«أَيَعْجِزُ أَحَدُكُم أَنْ يَكْسِبَ كُلَّ يَوْمٍ أَلْفَ حَسَنَةٍ»
«Sizden birisi her gün bin sevap kazanmaktan aciz midir?» Orada bulunan kimselerden biri: “Bizden birisi bin sevabı nasıl kazanır?” diye sordu. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«يُسَبِّحُ مِائَةَ تَسْبِيحَةٍ، فَيُكتَبُ لَهُ أَلْفُ حَسَنَةٍ أَوْ يُحَطُّ عَنْهُ أَلْفُ خَطِيئَةٍ».
«Yüz defa Subhânallah (Allah'ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim) diye tesbih eder ve ona bin sevap yazılır ya da o kimseden bin günah silinir.»304
«مَنْ قَالَ:
«Kim şöyle derse:
سُبْحَانَ اللَّهِ العَظِيمِ وَبِحَمْدِهِ
O'na hamt ederek, pek yüce olan Allah'ı bütün eksiklik ve noksanlıklardan tenzih ederim.
غُرِسَتْ لَهُ نَخْلَةٌ فِي الجَنَّةِ».
Onun için Cennet'te bir hurma ağacı dikilir.»305.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ أَلَا أَدُلُّكَ عَلَى كَنْزٍ مِنْ كُنُوزِ الجَنَّةِ؟»
«Ey Abdullah b. Kays! Sana Cennet hazinelerinden bir hazineyi göstereyim mi?» Ben de: "Evet! Yâ Rasûlullah." dedim. O da şöyle buyurdu:
«قُلْ:
«Şöyle de:
لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ».
«Güç ve kuvvet ancak Allah'tandır.»306.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«أَحَبُّ الكَلَامِ إِلَى اللَّهِ أَرْبَعٌ:
«Allah'a en sevimli gelen dört söz vardır:
سُبْحَانَ اللَّهِ، وَالحَمْدُ لِلَّهِ، وَلَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَاللَّهُ أَكْبَرُ،
Allah, bütün eksiklik ve noksanlıklardan münezzehtir. Hamd yalnızca Allah'ındır. Allah'tan başka ibadete layık hak ilah yoktur ve Allah, en büyüktür,
لَا يَضُرُّكَ بِأَيِّهِنَّ بَدَأتَ».
«Hangisinden başlarsan başla, sana bir zararı olmaz.»307.
Bir bedevî Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelerek: Bana söyleyeceğim bir zikir öğret, dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
«قُلْ:
«Şöyle de:
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا، وَالحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا، سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ العَالَمِينَ، لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ العَزِيزِ الحَكِيمِ»
Allah’tan başka ibadete layık hiçbir hak ilah yoktur, O tektir ve ortağı yoktur. Allah çok büyüktür ve Hamt Allah’a mahsustur; çokça hamd olsun. Âlemlerin Rabbi olan Allah, bütün eksiklik ve noksanlıklardan münezzehtir. Güç ve kuvvet, sadece Azîz ve Hakîm olan Allah’ın yardımıyla elde edilir.»
Dedi ki: "Bunlar Rabbim için, ya benim için ne var?" Dedi ki:
«قُلْ:
«Şöyle de:
اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي، وَارْحَمْنِي، وَاهْدِنِي، وَارْزُقْنِي».
Allah'ım! Beni bağışla, bana merhamet et, bana hidayet et ve beni rızıklandır.»308
Bir kimse Müslüman olduğu zaman, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ona namazı öğretir, sonra da bu kelimelerle dua etmesini emrederdi:
«اللَّهُمَّ اغْفِرِ لِي، وَارْحَمْنِي، وَاهْدِنِي، وَعَافِنِي وَارْزُقْنِي».
«Allah'ım! Beni bağışla, bana merhamet et, bana hidayet et, bana afiyet ver ve beni rızıklandır.»309.
«إِنَّ أَفْضَلَ الدُّعَاءِ
«Duanın en faziletlisi
الحَمْدُ لِلَّهِ،
Hamt, Allah'a mahsustur,
وَأَفْضَلَ الذِّكْرِ
Ve zikirlerin en faziletlisi
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ».
«Allah'tan başka hak ilah yoktur.»310.
«البَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ:
«Kalıcı salih ameller:
سُبْحَانَ اللَّهِ، وَالحَمْدُ لِلَّهِ، وَلَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَاللَّهُ أَكْبَرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّه».
«Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Hamt Allah’a mahsustur. Allah’tan başka hak ilah yoktur. Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet ancak Allah’tandır.»311.
131. NEBÎ -sallallahu aleyhi ve sellem- NASIL TESBİH ÇEKERDİ?
Abdullah b. Amr -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir:
«رَأَيْتُ النَّبيَّ ﷺ يَعْقِدُ التَّسْبِيحَ» وفي زيادةٍ: «بِيَمِينِهِ».
"Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'i tesbihi parmakları ile çekerken gördüm." Bir ziyadede ise: "Sağ eliyle." olarak geçmektedir.312.
132. BAZI HAYIR VE ÂDÂB ÖRNEKLERİ
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«إِذَا كَانَ جُنْحُ اللَّيْلِ – أَوْ أَمْسَيْتُم – فَكُفُّوا صِبْيَانَـكُم، فَإِنَّ الشَّيَاطِينَ تَنْتَشِرُ حِينَئِذٍ، فَإِذَا ذَهَبَ سَاعَةٌ مِنَ اللَّيلِ فَخَلُّوهُمْ، وَأَغْلِقُوا الأَبْوَابَ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ؛ فَإِنَّ الشَّيطَانَ لَا يَفْتَحُ بَابًا مُغلَقًا، وَأَوْكُوا قِرَبَكُمْ، وَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ، وَخَمِّرُوا آنِيَتَكُم، وَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ، وَلَوْ أَنْ تَعْرُضُوا عَلَيْهَا شَيْئًا، وَأَطْفِئُوا مَصَابِيحَكُمْ».
«Gece karanlığı olduğunda -veya akşama erişince- çocuklarınızı (dışarı çıkmaktan) alıkoyun. Çünkü Şeytanlar o sırada dağılırlar. Geceden bir müddet geçince de onları serbest bırakın ve Allah Teâlâ'nın ismini anarak kapıları kapatın. Çünkü Şeytan kapalı kapıyı açamaz. Allah Teâlâ'nın ismini anarak kırbalarınızın ağzını bağlayın. Allah Teâlâ'nın ismini anarak enlemesine de olsa, üzerlerine bir şey koyarak kaplarınızın ağzını örtün ve lambalarınızı söndürün.»313.
Allah'ın salâtı, selamı ve bereketi Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, ailesinin ve bütün ashabının üzerine olsun.
***
Fihrist
ÖNSÖZ 2
ZİKRİN FAZİLETİ 4
1- UYKUDAN UYANINCA YAPILAN DUALAR 10
2. ELBİSE GİYERKEN YAPILACAK DUA 14
3. YENİ ELBİSE GİYERKEN YAPILAN DUA 14
4. YENİ ELBİSE GİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA 15
5. ELBİSE ÇIKARIRKEN YAPILAN DUA 15
6- TUVALETE GİRMEDEN ÖNCE YAPILAN DUA 16
7. TUVALETTEN ÇIKTIKTAN SONRA YAPILAN DUA 16
8. ABDESTTEN ÖNCE YAPILAN DUA 16
9- ABDESTTEN SONRA YAPILAN DUA 17
10. EVDEN ÇIKARKEN YAPILAN DUA 18
11. EVE GİRERKEN YAPILAN DUA 18
12- CAMİYE GİDERKEN YAPILAN DUA 19
13. CAMİYE GİRERKEN YAPILAN DUA: 20
14. CAMİDEN ÇIKARKEN YAPILAN DUA: 21
15. EZAN İLE İLGİLİ DUA VE ZİKİRLER: 22
16. (TEKBİRDEN SONRA OKUNAN) İFTİTAH DUASI: 24
17. RÜKÛDA YAPILAN DUA: 29
18. RÜKÛDAN DOĞRULURKEN YAPILAN DUA: 30
19. SECDEDE YAPILAN DUA: 31
20- İKİ SECDE ARASINDAKİ OTURUŞTA YAPILAN DUA: 33
21. TİLÂVET SECDESİNDE YAPILAN DUA: 34
22- TEŞEHHÜDDE (TAHIYYATTA) YAPILAN DUA: 35
23. TEŞEHHÜDDEN SONRA OKUNAN SALAVÂT: 35
24. NAMAZDA SELAMDAN ÖNCE YAPILAN DUALAR: 37
25. SELAM VERDİKTEN SONRA YAPILAN DUALAR: 41
26. İSTİHÂRE DUASI: 47
27. SABAH VE AKŞAM YAPILAN DUALAR: 49
28. UYKUDAN ÖNCE YAPILAN DUALAR: 64
29- UYKUDA BİR YANDAN DİĞER BİR YANA DÖNÜNCE YAPILAN DUA: 73
30- UYKUDA KORKAN VEYA ÜRKÜTEN BİR ŞEYLE KARŞILAŞAN KİMSENİN YAPACAĞI DUA: 73
31. KÂBUS VEYA KÖTÜ RÜYÂ GÖRENİN YAPMASI GEREKEN ŞEYLER: 74
32. VİTİRDE KUNUT DUASI: 74
33- VİTİRDE SELÂMDAN SONRA YAPILAN DUA: 76
34- ÜZÜNTÜ VE KEDER ANINDA YAPILAN DUA: 77
35- SIKINTI ANINDA YAPILAN DUA: 78
36- DÜŞMAN VEYA GÜÇ SAHİBİ BİRİSİYLE KARŞILAŞINCA YAPILAN DUA: 80
37- GÜÇ VE KUVVET SAHİBİNİN ZULMÜNDEN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUA: 81
38. DÜŞMANA KARŞI YAPILAN DUA: 82
39. BİR TOPLULUKTAN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUA: 82
40- ÎMÂNDA ŞÜPHEYE DÜŞEN KİMSENİN YAPACAĞI DUA: 83
41- BORCUN ÖDENMESİ İÇİN YAPILAN DUA 84
42- NAMAZ KILARKEN VE KUR'AN OKURKEN GELEN VESVESEYE KARŞI YAPILAN DUA 84
43- ZOR BİR İŞLE KARŞILAŞAN KİMSENİN YAPACAĞI DUA 85
44. GÜNAH İŞLEYEN KİMSENİN YAPMASI GEREKEN DUA 85
45. ŞEYTANI VE VESVESELERİNİ KOVMAK İÇİN YAPILAN DUA 86
46. HOŞA GİTMEYEN BİR DURUM OLDUĞU VEYA İSTENİLEN ŞEY OLMADIĞI ZAMAN YAPILAN DUA 87
47. ÇOCUĞU OLAN KİMSEYİ TEBRİK ETMEK İÇİN YAPILAN DUA VE ONUN BUNA KARŞILIK YAPACAĞI DUA 88
48- ÇOCUKLARIN KORUNMASI İÇİN YAPILAN DUA 89
49. HASTA ZİYARETİNDE HASTAYA YAPILAN DUA 89
50. HASTAYI ZİYARET ETMENİN FAZİLETİ 90
51. HAYATINDAN ÜMİT KESİLEN HASTANIN YAPACAĞI DUA 91
52. VEFAT ETMEK ÜZERE OLANA TELKİNDE BULUNMAK 92
53. BAŞINA BİR BELA GELEN KİMSENİN YAPACAĞI DUA 92
54- VEFAT EDENİN GÖZLERİNİ KAPATIRKEN YAPILAN DUA 93
55. CENAZE NAMAZINDA ÖLÜ İÇİN YAPILAN DUA 93
56- BÜLUĞA ERMEDEN ÖLEN ÇOCUĞUN CENAZESİNDE YAPILAN DUA 95
57- TAZİYE (BAŞSAĞLIĞI) DUASI 97
58. CENAZE KABRE KONULURKEN YAPILAN DUA 97
59- CENAZE DEFNEDİLDİKTEN SONRA YAPILAN DUA 98
60- KABİR ZİYARETİNDE YAPILAN DUA 98
61. RÜZGÂR ESERKEN YAPILAN DUA 99
62- GÖK GÜRLEDİĞİNDE YAPILAN DUA 100
63. BAZI İSTİSKÂ (YAĞMUR İSTEME) DUALARI 100
64- YAĞMUR YAĞARKEN YAPILAN DUA 101
65. YAĞMURDAN SONRA YAPILAN DUA 101
66- YAĞMURUN KESİLMESİ İÇİN YAPILAN DUA 101
67- HİLAL GÖRÜLÜNCE YAPILAN DUA 102
68- ORUÇLUNUN İFTARINI AÇTIKTAN SONRA YAPACAĞI DUA 102
69- YEMEKTEN ÖNCE YAPILAN DUA 103
70- YEMEKTEN SONRA YAPILAN DUA 104
71- MİSAFİRİN YEMEK SAHİBİ İÇİN YAPACAĞI DUA 105
72- KENDİSİNE SU İÇİREN VEYA İÇİRMEK İSTEYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA 105
73- ORUÇLUNUN, İFTAR YEMEĞİ VEREN KİMSE İÇİN İFTARINI AÇTIKTAN SONRA YAPACAĞI DUA 105
74- ORUÇLU OLDUĞU HALDE YEMEĞE DAVET EDİLEN VE ORUCUNU BOZMAYANIN YEMEK SAHİBİ İÇİN YAPACAĞI DUA 106
75- ORUÇLUNUN, KENDİSİNE SÖVEN VEYA KÖTÜ SÖZ SÖYLEYEN KİMSE İÇİN NE SÖYLEYECEĞİ 106
76- MEVSİMİN İLK MEYVESİ GÖRÜLÜNCE YAPILAN DUA 107
77- AKSIRINCA YAPILAN DUA 107
78. KÂFİR, AKSIRDIRDIĞI ZAMAN ALLAH'A HAMT EDERSE, ONUN İÇİN YAPILAN DUA 108
79. EVLENEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA 108
80. EVLENEN VEYA YENİ BİNEK SATIN ALAN KİMSENİN YAPACAĞI DUA 108
81- EŞİYLE CİNSEL İLİŞKİYE GİRMEDEN ÖNCE YAPILAN DUA 109
82. ÖFKELENİNCE YAPILAN DUA 109
83. BELAYA UĞRAYAN BİR KİMSEYİ GÖREN KİMSENİN YAPACAĞI DUA 110
84- HER OTURUMDA YAPILAN DUA 110
85. OTURUMUN SONUNDA (ORADAN AYRILMADAN ÖNCE) YAPILAN DUA 111
86- "ALLAH SENİ BAĞIŞLASIN" DİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA 111
87. İYİLİK YAPAN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA 112
88. DECCAL'İN ŞERRİNDEN KORUNMAK İÇİN YAPILAN DUA 112
89. "SENİ ALLAH İÇİN SEVİYORUM" DİYEN KİMSEYE EDİLECEK DUA 112
90- MALINI SANA SUNAN KİMSE İÇİN YAPACAĞIN DUA 113
91. BORCU ÖDERKEN, BORÇ VEREN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA 113
92. ŞİRKE DÜŞMEKTEN KORKULDUĞU ZAMAN YAPILAN DUA 114
93- ''ALLAH SENİ MÜBÂREK KILSIN" DİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA 114
94- BİR ŞEYİ UĞURSUZ SAYMANIN ÇİRKİN OLUŞU İLE İLGİLİ DUA 114
95. BİNEĞE VEYA TAŞITA BİNERKEN YAPILAN DUA 115
96. YOLCULUĞA ÇIKARKEN YAPILAN DUA 116
97. BİR KÖY VEYA BELDEYE GİRERKEN YAPILAN DUA 117
98- ÇARŞI VE PAZARA GİRERKEN YAPILAN DUA 118
99. BİNEK TÖKEZLEYİNCE YAPILAN DUA 118
100- YOLCUNUN GERİDE KALANLAR İÇİN YAPACAĞI DUA 119
101- GERİDE KALANLARIN YOLCU İÇİN YAPACAĞI DUA 119
102- YOLCULUK SIRASINDA TEKBİR VE TESBİH GETİRMEK 120
103. YOLCUNUN, SEHER VAKTİNE GİRDİĞİNDE YAPACAĞI DUA 120
104. YOLCULUK SIRASINDA VEYA BAŞKA ZAMANDA BİR YERDE KONAKLAYINCA YAPILAN DUA 121
105- YOLCULUKTAN DÖNÜNCE YAPILAN DUA 121
106. HOŞA GİDEN VEYA GİTMEYEN BİR ŞEYLE KARŞILAŞINCA YAPILAN DUA 122
107. NEBî -sallallahu aleyhi ve sellem-’e SALAT GETİRMENİN FAZİLETİ: 122
108. SELAMI YAYMAK 124
109. MÜSLÜMAN, KENDİSİNE SELÂM VEREN KÂFİRE NASIL KARŞILIK VERİR? 125
110. HOROZ ÖTTÜĞÜNDE VE EŞEK ANIRDIĞINDA YAPILAN DUA 126
111- GECE KÖPEK HAVLADIĞINDA YAPILAN DUA 126
112- KÖTÜLEDİĞİN KİMSE İÇİN YAPILAN DUA 127
113. MÜSLÜMAN, MÜSLÜMANI ÖVDÜĞÜNDE YAPILAN DUA 127
114. TEZKİYE EDİLEN (KENDİSİNE REFERANS VERİLEN) MÜSLÜMANIN YAPACAĞI DUA 128
115. İHRAMLI KİMSE HAC VEYA UMREDE NASIL TELBİYE GETİRİR? 129
116.TAVAFTA HACER-İ ESVED'E GELİNCE TEKBİR GETİRMEK 129
117. TAVAFTA RÜKN-Ü YEMÂNÎ İLE HACER-İ ESVED ARASINDA YAPILAN DUA 129
118. SAFA VE MERVE ÜZERİNDE DURUNCA YAPILAN DUA 130
119. AREFE GÜNÜ YAPILAN DUA 131
120- MEŞ'AR-İ HARAM'DA (MÜZDELİFE'DE) YAPILAN DUA 132
121. CEMRELERE TAŞ ATARKEN TEKBİR GETİRMEK 132
122- ŞAŞIRTAN VE SEVİNDİREN BİR DURUM KARŞISINDA YAPILAN DUA 132
123. KENDİSİNE SEVİNDİRİCİ BİR HABER GELEN KİMSENİN YAPACAĞI DUA 133
124. BEDENDE AĞRI HİSSEDİLİNCE YAPILAN DUA 134
125- NAZAR ETMEKTEN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUA 134
126. KORKU VE DEHŞET ANINDA YAPILAN DUA 135
127. KURBAN KESERKEN YAPILAN DUA 135
128. İNATÇI ŞEYTANLARIN HİLE VE TUZAĞINI BOŞA ÇIKARMAK İÇİN YAPILAN DUA 136
129. TEVBE VE İSTİĞFAR HAKKINDA 136
130. TESBİH, TAHMİD,TEHLİL VE TEKBİR GETİRMENİN FAZÎLETİ 139
131. NEBÎ -sallallahu aleyhi ve sellem- NASIL TESBİH ÇEKERDİ? 146
132. BAZI HAYIR VE ÂDÂB ÖRNEKLERİ 147
***
tr24v5.0 - 08/09/2026
Bakara Suresi: 152. Ayet.
Ahzâb Suresi: 41. Ayet.
Ahzâb Suresi: 35. Ayet.
A'râf Suresi: 205. Ayet.
Buhârî Fethu'l-Bârî (11/208), hadis no: (6407) ve Müslim (1/539), hadis no: (779). Müslim'deki lafzı şöyledir: «İçinde Allah'ın anıldığı ev ile içinde Allah'ın anılmadığı evin misali, diri ile ölünün misali gibidir.»
Tirmizî (5/459), hadis no: (3377) ve İbn Mâce (2/124), hadis no: (3790) rivayet etmiştir. Bkz. Sahîh-i İbn Mâce, (2/316) ve Sahîh-i Tirmizî, (3/139).
Buhârî (8/171), hadis no: (7405) ve Müslim (4/2061), hadis no: (2675). Hadisin lafzı Buhârî'ye aittir.
Tirmizî (5/458), hadis no: (3375) ve İbn Mâce (2/1246), hadis no: (3793) rivayet etmiş ve el-Elbânî, Sahîh-i Tirmizî, (3/139) ve Sahîh-i İbn Mâce, (2/317) sahih olduğunu söylemiştir.
Tirmizî (5/75), hadis no: (2910) rivayet etmiş ve el-Elbânî Sahîh-i Tirmizî (3/9) ve Sahih-i'l Cami'us-Sağîr (5/340)'de sahih olduğunu söylemiştir.
Müslim (1/553), hadis no: (803) rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd (4/264), hadis no: (4856) ve diğerleri rivayet etmişlerdir. Bkz: Sahîhu'l-Câmi' (5/342).
Tirmizî (5/461), hadis no: (3380) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî (3/140).
Ebû Dâvûd (4/264), hadis no: (4855) ve Ahmed (2/389), hadis no: (10680) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîhu'l-Câmi (5/176).
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber, (11/113), hadis no: (6314) ve Müslim, (4/2083), hadis no: (2711) rivayet etmiştir.
«Kim bunu söylerse, o kimse bağışlanır. Dua ederse, duasına icabet edilir. Kalkıp abdest alır, sonra da namaz kılarsa, namazı kabul edilir.» Buhârî, Fethu'l-Bârî ile (3/39), hadis no: (1154) ve diğerleri. Lafız İbn Mâce'ye aittir. Bkz: Sahîh-i İbn Mâce (2/335).
Tirmizî (5/473), hadis no: (3401) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî, (3/144).
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber, (8/337), hadis no: (4569) ve Müslim, (1/530), hadis no: (256) rivayet etmiştir.
Hadisi Nesâî hariç Sünen sahipleri rivayet etmiştir: Ebû Dâvûd hadis no: (4023), Tirmizî hadis no: (3458), İbn Mâce hadis no: (3285). El-Elbânî ise İrvâü'l Galîl'de (7/47) hadisin hasen olduğunu söylemiştir.
Ebû Dâvûd hadis no: (4020), Tirmizî, hadis no: (1767) ve el-Beğavî (12/40) rivayet etmişlerdir. Bkz: El-Elbânî'nin Muhtasar Şemâil-i Tirmizî adlı eseri (s. 47).
Ebû Dâvûd (4/41) hadis no: (4020) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîhu Ebû Dâvûd (2/760).
İbn Mâce: (2/1178), hadis no: (3558); El-Beğavî: (12/41). Bkz: Sahih-i İbn Mâce (2/275).
Tirmizî (2/505), hadis no: (606) ve diğerleri rivayet etmiştir. Bkz: İrvâu’l-Galîl hadis no: (50) ve Sahîh-i Câmi (3/203).
Buhârî (1/45) hadis no: (142) ve Müslim (1/283) hadis no: (375) rivayet etmiştir. Başındaki «Bismillâh» ziyadesini ise Saîd b. Mansûr rivayet etmiştir. Bkz: Fethu’l-Bârî (1/244).
Hadisi, Nesâî hariç Sünen sahipleri rivayet etmiştir. Nesâî, hadisi Amelü'l-Yevm ve'l-Leyle’de hadis no: (79); Ebû Dâvûd hadis no: (30); Tirmizî hadis no: (7) ve İbn Mâce hadis no: (300) rivayet etmiştir. El-Elbânî ise Sahîh-i Sünen-i Ebû Dâvûd’da (1/19) sahih olduğunu söylemiştir.
Ebû Dâvûd hadis no: (101), İbn Mâce hadis no: (397) ve Ahmed, hadis no: (9418) rivayet etmişlerdir. Bkz: «İrvâü'l Galîl», (1/122).
Müslim (1/209), hadis no: (234) rivayet etmiştir.
Tirmizî (1/78), hadis no: (55). Bkz: Sahîh-i Tirmizî (1/18).
Nesâî, Amelü'l Yevm Ve Leyle (s. 173). Bkz: İrvâu'l-Galîl (1/135) ve (3/94).
Ebû Dâvûd, (4/325), hadis no: (5095) ve Tirmizî, (5/490), hadis no: (3426) rivayet etmiştir. Bkz: Sahih-i Tirmizî, (3/151).
Sünen Sahipleri: Ebû Dâvûd, hadis no: (5094), Tirmizî, hadis no. (3427), Nesâî, hadis no: (5501) ve İbn Mâce, hadis no: (3884). Bkz: Sahîh-i Tirmizî, (3/152) ve Sahîh-i İbn Mâce, (2/336).
Ebû Dâvûd rivayet etmiştir (4/325) hadis no: (5096). Allâme b. Bâz, Tuhfetu'l-Ahyâr (s. 28) adlı eserinde isnadını hasen kabul etmiştir. Sahih'te ise şöyle geçmektedir: «Kişi evine girdiği zaman ve yemek yediği zaman Allah Teâlâ’yı anarsa, Şeytan (arkadaşlarına), “Size burada gece yiyecek bir yemek ve yatacak bir yer yok.” der.» Müslim, hadis no: (2018).
Bu lafızların tümü için Bkz: Buhârî (11/116), hadis no: (3166) ve Müslim (1/526), hadis no: (529), (530) ve (763).
Tirmizî (5/483), hadis no: (3419) rivayet etmiştir.
Buhârî el-Edebü'l-Müfred'de hadis no: (695) (s. 258) rivayet etmiş ve El-Elbânî de Sahîh-i Edebü'l-Müfred'de hadis no: (536) isnadının sahih olduğunu söylemiştir.
İbn Hacer, Fethu'l-Bârî'de (11/118) bunu zikretmiş, İbn Ebî Âsım’ın Kitabu’d-Duâ’sına nispet etmiş ve farklı rivayetlerden yirmi beş hasletin bir araya geldiğini söylemiştir.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'ın şu sözü rivayet edilmiştir: «Mescide girdiğin zaman sağ ayağınla, çıkarken de sol ayağınla başlaman sünnettendir.» Bunu Hâkim (1/218) rivayet etmiş, hadisin Müslim’in şartına göre sahih olduğunu belirtmiş ve Zehebî de bu görüşe katılmıştır. Beyhakî (2/442) de rivayet etmiştir. El-Elbânî ise Silsiletü'l-Ehâdîsi's-Sahîha’da (5/624) hadis no: (2478) hadisi hasen kabul etmiştir.
Ebû Dâvûd, hadis no: (466). Bkz: Sahîhu'l-Câmi', hadis no: (4591).
İbnü's-Sünnî hadis no: (88) rivayet etmiştir. El-Elbânî, es-Semeru'l-Müstetâb adlı eserinde (s. 607) hadisin hasen olduğunu belirtmiştir.
Ebû Dâvûd, (1/126), hadis no: (465). Bkz: Sahîh-i Câmi, (1/528).
Müslim, (1/494), hadis no: (713). İbn Mâce'nin Sünen'inde Fâtıma -radıyallahu anha-'dan gelen rivayet ise şöyledir: «Allah'ım! Günahlarımı bağışla ve merhamet kapılarını bana aç.» El-Elbânî, şahitlerinden dolayı bu rivayeti sahih kabul etmiştir. Bkz: Sahîhu İbn Mâce, (1/128), hadis no: (129).
Hâkim (1/218), Beyhakî (2/442); El-Elbânî, Silsiletü'l-Ehâdîsi's-Sahîha (5/624)'da hadis no: (2478) hasen olduğunu belirtmiştir. Tahrîci daha önce geçmiştir.
Camiye giriş duasına dair önceki (20) numaralı hadisin rivayetlerinin tahrici ile İbn Mâce’de yer alan «Allah'ım! Beni kovulmuş Şeytan'dan koru.» şeklindeki ziyade için bkz: Sahih-i İbn Mâce (1/129).
Buhârî, (1/152), hadis no: (611), (613) ve Müslim, (1/288), hadis no: (383).
Müslim (1/290), hadis no: (386) rivayet etmiştir.
İbn Huzeyme (1/220).
Müslim (1/288), hadis no: (384) rivayet etmiştir.
Buhârî (1/152), hadis no: (614), parantez içindeki kısım Beyhakî'den (1/410) olup, isnadını Allâme Abdülaziz b. Bâz -rahimehullah- Tuhfetu'l-Ahyâr'da (s. 38) hasen kabul etmiştir.
Tirmizî (3594) ve (3595), Ebû Dâvûd (525) ve Ahmed (12200) rivayet etmişlerdir. Bkz: İrvâü'l-Galîl (1/262).
Buhârî, (1/181), hadis no: (744) ve Müslim, (1/419), hadis no: (598).
Müslim, hadis no: (399), ve Sünen-i Erbaa: Ebû Dâvûd, hadis no: (775), Tirmizî, hadis no: (243), İbn Mâce, hadis no: (806) ve Nesâî, hadis no: (899). Bkz: Sahih-i Tirmizî (1/77) ve Sahîh-i İbn Mâce (1/135).
Müslim (1/534), hadis no: (771) rivayet etmiştir.
Müslim (1/534), hadis no: (770) rivayet etmiştir.
Hadisi Ebû Dâvud (1/203), hadis no: (764), İbn Mâce (1/265), hadis no: (807) ve Ahmed (4/85), hadis no: (16739) rivayet etmişlerdir. Şuayb el-Arnaût, Müsned tahkikinde “Hasen li-ğayrihîdir” demiştir. Abdülkadir el-Arnaût, İbn Teymiyye’nin el-Kelimü't-Tayyib adlı eserinin tahricinde hadis no: (78) “Şahitleri ile sahih bir hadistir” demiştir. El-Elbânî bunu Sahih-i Kelimi't-Tayyib’de hadis no: (62) zikretmiştir. Müslim, İbn Ömer’den -radıyallahu anhuma-'dan benzerini, kıssasıyla birlikte rivayet etmiştir (1/420), hadis no: (601).
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- geceleri teheccüt namazına kalktığı zamanlar bu duayı okurdu.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (3/3), (11/116) ve (13/371), hadis no: (423), (465), (1120), (6317), (7385), (7442), (7499), ve Müslim, muhtasar olarak benzerini (1/532), hadis no: (769) rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd, hadis no: (870), Tirmizî, hadis no: (262), Nesâî, hadis no: (1007), İbn Mâce, hadis no: (897) ve Ahmed, hadis no: (3514) rivayet etmişlerdir. Bkz. Sahîh-i Tirmizî, (1/83).
Buhârî, (1/99), hadis no: (794) ve Müslim, (1/350), hadis no: (484).
Müslim; (1/353) hadis no: (487), Ebû Dâvûd; (1/230) hadis no: (872).
Müslim (1/534), hadis no: (771); İbn Mâce hariç dört sünen: Ebû Dâvûd, hadis no: (760) ve (761), Tirmizî, hadis no: (3421), Nesâî, hadis no: (1049); İki parantez arasındaki lafız ise İbn Huzeyme'ye ait olup hadis no: (607) ve İbn Hibbân hadis no: (1901) rivayet etmişlerdir.
Ebû Dâvûd (1/230), hadis no: (873), Nesâî, hadis no: (1131) ve Ahmed, hadis no: (23980) rivayet etmiştir ve isnadı hasendir.
Buhârî, (Fethu'l-Bârî) ile birlikte, (2/282), hadis no: (796) rivayet etmiştir.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber, (2/284), hadis no: (796) rivayet etmiştir.
Müslim (1/346), hadis no: (477) rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd hadis no: (870), Tirmizî hadis no: (262), Nesâî hadis no: (1007), İbn Mâce hadis no: (897) ve Ahmed hadis no: (3514) rivayet etmişlerdir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî (1/83).
Buhârî, hadis no: (794), ve Müslim, hadis no: (484), ve daha önce (34) numara ile geçmiştir.
Müslim (1/533), hadis no: (487) ve Ebû Dâvûd (872) rivayet etmiştir ve daha önce (35) numara ile zikredilmiştir.
Müslim (1/534) hadis no: (771), ve diğerleri rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd (1/230), hadis no: (873), Nesâî, hadis no: (1131), Ahmed, hadis no: (23980) rivayet etmiş ve El-Elbânî, Sahîh-i Ebî Dâvûd'da (1/166) sahih olduğunu söylemiştir ve tahrici daha önce hadis no: (37)'de geçmiştir.
Müslim (1/230), hadis no: (483) rivayet etmiştir.
Müslim (1/352), hadis no: (486) rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd, (1/231), hadis no. (874) ve İbn Mâce, hadis no: (897). Bkz: Sahîh-i İbni Mâce, (1/148).
Hadisi, Nesâî dışındaki Sünen sahipleri rivayet etmiştir: Ebû Dâvûd (1/231) hadis no: (850), Tirmizî hadis no: (284) ve (285), İbn Mâce hadis no: (898). Bkz: Sahîh-i Tirmizî (1/90) ve Sahîh-i İbn Mâce (1/148).
Tirmizî (2/474), hadis no: (3425), ve İmam Ahmed (6/30), hadis no: (24022) rivayet etmiş, Hâkim, ziyadesiyle rivayet edip sahih olduğunu söylemiş ve Zehebî de (1/220)’de ona muvafakat etmiştir.
Tirmizî (2/473), hadis no: (579) rivayet etmiş, Hâkim (1/219)’da sahih olduğunu söylemiş ve Zehebî de ona muvafakat etmiştir.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (2/311), hadis no: (831) ve Müslim, (1/301), hadis no: (402) rivayet etmiştir.
Buhârî, Fethu'l-Bârî (6/408), hadis no: (3370) ve Müslim, hadis no: (406) rivayet etmiştir.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (6/407) hadis no: (3369) ve Müslim, (1/306), hadis no: (407) rivayet etmişlerdir. Hadisin lafzı Müslim'e aittir.
Buhârî, (2/102), hadis no: (1377) ve Müslim, (1/412), hadis no: (588). Hadisin lafzı Müslim'e aittir.
Buhârî (1/202), hadis no: (832) ve Müslim (1/412), hadis no: (587) rivayet etmiştir.
Buhârî, (8/168), hadis no: (834) ve Müslim, (4/2078), hadis no: (2705) rivayet etmiştir.
Müslim (1/534), hadis no: (771) rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd, (2/86), hadis no: (1522) ve Nesâî, (3/53), hadis no: (2302) rivayet etmiş ve El-Elbânî Sahîh-i Ebû Dâvûd, (1/284)'te sahih olduğunu söylemiştir.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber, (6/35), hadis no: (2822) ve (6390) rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd, hadis no: (792), İbn Mâce, hadis no: (910). Bkz: Sahîh-i İbn Mâce, (2/328).
Nesâî, (3/54) (55), hadis no: (1304) ve İmam Ahmed, (4/364), hadis no: (21666) ve El-Albânî Sahîh-i Nesâî, (1/281)'de sahih olduğunu söylemiştir.
Hadisi Nesâî, (3/52), hadis no: (1300) bu lafızla ve İmam Ahmed (4/338), hadis no: (18974) rivayet etmiş ve El-Elbânî, Sahîh-i Nesâî (1/280)’de sahih olduğunu söylemiştir.
Ebû Dâvûd, hadis no: (1495), Tirmizî, hadis no: (3544), İbn Mâce, hadis no: (3858) ve Nesâî, hadis no: (1299) rivayet etmişlerdir. Bkz: Sahîh-i İbn Mâce, (2/329).
Ebû Dâvûd (2/62), hadis no: (1493), Tirmizî (5/515), hadis no: (3475), İbn Mâce (2/1267), hadis no: (3857), Nesâî, hadis no: (1300), lafzı kendisine aittir, ve Ahmed, hadis no: (18974) rivayet etmiş ve El-Elbânî, Sahîh-i Nesâî, (1/280)'de sahih olduğunu söylemiştir. Bkz: Sahîh-i İbn Mâce, (2/329) ve Sahîh-i Tirmizî, (3/163).
Müslim (1/414), hadis no: (591) rivayet etmiştir.
Buhârî (1/255), hadis no: (844) ve Müslim (1/414), hadis no: (593), parantez içindeki kısım ise Buhârî'den bir ziyadedir hadis no: (6473).
Müslim (1/415), hadis no: (594) rivayet etmiştir.
Müslim (1/418), hadis no: (597). Ondaki rivayet şöyledir: «Kim bunu her namazın ardından derse, günahları deniz köpüğü kadar olsa bile bağışlanır.»
Ebû Dâvud (2/86) hadis no: (1523), Tirmizî, hadis no: (2903) ve Nesâî (3/68) hadis no: (1335) rivayet etmişlerdir. Bkz: Sahih-i Tirmizî (2/8). Bu üç sureye el-Muavvizât denir. Bkz: Fethu’l-Bârî (9/62).
«Kim bunu her namazın arkasından okursa, onu Cennet'e girmekten yalnızca ölmemesi alıkoyar.» (Nesâî, Amelü’l-Yevm ve’l-Leyle, (100); İbnü’s-Sünnî, (121). El-Elbânî, Sahîhu’l-Câmi, (5/339) ve Silsiletü’l-Ehâdîsi’s-Sahîha, (2/697), hadis no: (972)’de hadisin sahih olduğunu zikretmiştir.
Tirmizî (5/515) hadis no: (3474) ve Ahmed (4/227) hadis no: (17990) rivayet etmişlerdir. Tahrici için bkz. Zâdü'l-Meâd (1/300).
İbn Mâce, hadis no: (925); Nesâî, Fi Amelil-Yevmi Velleyle hadis no: (102). Bkz: Sahîh-i İbn Mâce, (1/152); Mecma'u'z-Zevâid, (10/111). hadis no: (95) numarayla tekrar gelecektir.
Buhârî, (7/162), hadis no: (1162).
Âl-i İmrân Suresi: 159.
Enes -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah’ı zikreden bir cemaatle sabah namazı vaktinden Güneş doğuncaya kadar birlikte oturmam, bana İsmailoğullarından dört köle âzat etmekten daha sevimlidir. Yine Allah’ı zikreden bir cemaatle, ikindi namazı vaktinden Güneş batıncaya kadar beraber olmam, ört köle âzat etmekten daha sevimlidir.» (Ebû Dâvûd, (3667). El-Elbânî, Sahîhu Ebî Dâvûd’da (2/698) hadisi hasen olarak değerlendirmiştir.)
«Her kim bunu sabaha ulaştığı vakit söylerse, akşam oluncaya kadar cinlerden korunur. Yine her kim bunu akşama ulaştığı vakit söylerse, sabah oluncaya kadar onlardan korunur.» Hâkim rivayet etmiştir (1/562). El-Elbânî, Sahîhu’t-Tergîb ve’t-Terhîb’de (1/273) hadisin sahih olduğunu belirtmiş, onu Nesâî ve Taberânî’ye nispet etmiş ve şöyle demiştir: "Taberânî’nin isnadı ceyyiddir."
«Kim bunları sabahladığı ve akşamladığı zaman üç defa söylerse, ona her şeye karşı yeterli gelir.» (Ebû Dâvûd, (4/322), hadis no: (5082); Tirmizî, (5/567), hadis no: (3575). Bkz: Sahîhu't-Tirmizî, (3/182).
Müslim (4/2088), hadis no: (2723) rivayet etmiştir.
Önceki Kaynak.
Tirmizî (5/466), hadis no: (3391). Bkz: Sahîh-i Tirmizî (3/142).
Önceki Kaynak.
İkrar ve itiraf ediyorum.
«Her kim bunu akşamleyin gönülden inanarak okur da o gece ölürse Cennet'e girer. Sabahleyin de durum böyledir.» Buhârî, (7/150), hadis no: (6306).
«Kim bu zikri sabaha veya akşama ulaştığı vakit dört kere söylerse, Allah onu ateşten azat eder.» Ebû Dâvûd (4/317), hadis no: (5071), Buhârî el-Edebü'l-Müfred'de hadis no: (1201), Nesâî Amelü'l-Yevm ve'l-Leyle'de hadis no: (9) ve İbnü's-Sünnî hadis no: (70) rivayet etmiştir. Faziletli Şeyh İbn Bâz -rahimehullah- Tuhfetü'l-Ahyâr'da (s. 23) Nesâî ve Ebû Dâvûd'un isnadını hasen kabul etmiştir.
Önceki Kaynak.
«Kim bunu sabaha erdiği zaman söylerse, o günkü şükür borcunu ödemiş olur. Kim de bunu akşama erince söylerse, o da o geceki şükür borcunu eda etmiş olur.» Ebû Dâvûd, (4/318), hadis no: (5075); en-Nesâî, Amelu’l-Yevm ve’l-Leyle, hadis no: (7); İbnu’s-Sünnî, hadis no: (41); İbn Hibbân, ((Mevârid)), hadis no: (2361). İbn Bâz -rahimehullah- Tuhfetu’l-Ahyâr’da (s. 24) senedini hasen kabul etmiştir.
Önceki Kaynak.
Ebû Dâvûd (4/324), hadis no: (5092), İmam Ahmed (5/42), hadis no: (20430), Nesâî, Amelü'l-Yevm ve'l-Leyle'de, hadis no: (22), İbnü's-Sünnî, hadis no: (69) ve Buhârî, el-Edebü'l-Müfred'de, hadis no: (701) rivayet etmişlerdir ve büyük âlim İbn Bâz rahimehullah, Tuhfetü'l-Ahyâr isimli eserinde (s.26) isnadının hasen olduğunu söylemiştir.
«Kim bunu sabaha ve akşama eriştiği vakit yedişer defa söylerse, Allah ona sıkıntı olan dünya ve ahiret işlerinde ona yeter.» İbn Sünnî merfû olarak hadis no: (71) ve Ebû Dâvûd mevkuf olarak (4/321), hadis no: (5081) rivayet etmiştir. Şuayb ve Abdulkadir el-Arnaût, isnadının sahih olduğunu söylemişlerdir. Bkz: Zâdü'l-Meâd (2/376).
Ebû Dâvûd, hadis no: (5074), İbn Mâce, hadis no: (3871). Bkz: Sahîh-i İbn Mâce (2/332).
Tirmizî hadis no: (3392) ve Ebû Dâvûd hadis no: (5067) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî'ye (3/142).
«Kim bu zikri sabaha ulaştığı vakit üç kere ve akşama ulaştığı vakit üç kere söylerse, ona hiçbir şey zarar veremez.» Ebû Dâvûd (4/323), hadis no: (5088), Tirmizî (5/465), hadis no: (3388), İbn Mâce, hadis no: (3869) ve Ahmed, hadis no: (446) rivayet etmişlerdir. Bkz: Sahih-i İbn Mâce (2/332). Allâme İbn Bâz -rahimehullah- Tuhfetu'l-Ahyâr'da (s. 39) isnadının hasen olduğunu söylemiştir.
«Her kim sabaha ulaştığı zaman üç defa ve akşama ulaştığı zaman üç defa bunu söylerse, kıyamet günü Allah Teâlâ'nın onu razı etmesi Allah üzerine bir hak olur.» Ahmed, (4/337), hadis no: (18967), Nesâî, Amelü'l-Yevm ve'l-Leyle, hadis no: (4), İbnü's-Sünnî, hadis no: (68), Ebû Dâvûd, (4/318), hadis no: (1531) ve Tirmizî (5/465) hadis no: (3389) rivayet etmiştir. İbn Bâz (Allah ona rahmet etsin) Tuhfetu'l-Ahyâr (s. 39)'da hasen olduğunu söylemiştir.
Hâkim, sahih olduğunu söylemiş ve Zehebî de (1/545) ona muvafakat etmiştir. Bkz: Sahîhu't-Tergîb ve't-Terhîb (1/273).
Ebû Dâvûd (4/322), hadis no: (5084) rivayet etmiştir. Ve Şuayb ve Abdülkadir el-Arnaût, Zâdü'l-Me'âd tahkikinde (2/373) isnadının hasen olduğunu söylemişlerdir.
Önceki Kaynak.
Ahmed (3/406) ve (407), hadis no: (15360) ve (15563) ve İbnü’s-Sünnî, Amelü’l-Yevm ve’l-Leyle’de, hadis no: (34) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîhu’l-Câmi‘ (4/209).
Önceki Kaynak.
«Her kim bunu sabahladığı ve akşamladığı zaman yüz defa derse, Kıyamet Günü hiçbir kimse onun getirdiğinden daha fazla sevap getiremez. Ancak onun dediğinin aynısını söyleyen ya da ondan daha fazla söyleyen kimse müstesna.» Müslim, (4/2071) hadis no: (2692).
Nesâî Amelü’l-Yevm ve’l-Leyle’de, hadis no: (24)’te rivayet etmiştir. Bkz: Sahîhu’t-Tergîb ve’t-Terhîb (1/272) ve İbn Bâz'ın (rahimehullâh) Tuhfetü’l-Ahyâr'ı (s. 44). Fazileti için de bkz (s. 146), hadis no: (255).
Ebû Dâvûd, hadis no: (5077), İbn Mâce, hadis no: (3798) ve Ahmed, hadis no: (8719) rivayet etmişlerdir. Bkz: Sahîhu't-Tergîb ve't-Terhîb, (1/270), Sahîh-i Ebî Dâvûd, (3/957), Sahîh-i İbn Mâce, (2/331) ve Zâdu'l-Me'âd, (2/377).
«Kim bunu bir günde yüz defa söylerse, kendisine on köle azat etmiş sevabı verilir, ona yüz sevap yazılır, yüz günahı silinir ve bu, o gün akşam olana kadar onu Şeytan'a karşı muhafaza eder. Ondan daha fazlasını yapan bir kimse dışında hiç kimse, ondan daha faziletli bir amel getiremez.» Buhârî, (4/95), hadis no: (3293) ve Müslim, (4/2071), hadis no: (2691).
Müslim (4/2090), hadis no: (2726) rivayet etmiştir.
İbnü's-Sünnî, Amelü'l-Yevm ve'l-Leyle'de (54), İbn Mâce de (925) rivayet etmiş, Abdulkadir ve Şuayb el-Arnaût, Zâdü'l-Meâd tahkikinde (2/375) isnadının hasen olduğunu söylemişlerdir. Daha önce (73) numarada geçmiştir.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber, (11/101), hadis no: (6307) ve Müslim, (4/2075), hadis no: (2702) rivayet etmiştir.
«Kim akşama ulaştığı vakit bunu üç kere söylerse, o gece ona zehirli bir hayvan sokması zarar vermez.» Ahmed, (2/290), hadis no: (7898), Nesâî, Amelü’l-Yevmi ve’l-Leyle, hadis no: (590) ve İbnü’s-Sünnî, hadis no: (68) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî, (3/187), Sahîh-i İbn Mâce, (2/266) ve İbn Bâz, Tuhfetü’l-Ahyâr, (s. 45).
«Kim sabahleyin on kere ve akşamleyin on defa bana salât ve selâm getirirse, Kıyamet günü şefaatime nail olur.» Taberânî, bunu biri ceyyid olan iki isnadla rivayet etmiştir. Bkz. Mecmau'z-Zevâid (10/120) ve Sahîhu't-Tergîb ve't-Terhîb (1/273).
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber, (9/62), hadis no: (5017) ve Müslim, hadis no: (2192) rivayet etmiştir.
«Kim onu yatağına yattığında okursa, Allah onu korur ve sabaha kadar ona Şeytan yaklaşamaz.» Buhârî, Fethu'l-Bârî (4/487), hadis no: (2311).
«Her kim bu ikisini geceleyin okursa ona yeter.» Buhârî, Fethu'l-Bârî ile beraber, (9/94), hadis no: (4008) ve Müslim, (1/554), hadis no: (807) rivayet etmiştir.
«Biriniz yatağından kalkıp sonra tekrar ona döndüğü zaman, elbisesinin kenarıyla yatağını üç kere silksin ve Allah'ın adını ansın. Zira kendisinden sonra yatağına neyin girdiğini bilemez. Yatağına uzandığı zaman da şöyle desin:..» [Hadiste geçen: "Bisanifeti izârihi" cümlesinin anlamı: Elbisenin iç tarafına yakın olan ucudur]. en-Nihâye fî Garîbi'l-Hadîs ve'l-Eser (Sanefe).
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber, (11/126), hadis no: (6320) ve Müslim, (4/2084), hadis no: (2714) rivayet etmiştir.
Müslim (4/2083) hadis no: (2712) rivayet etmiştir. Ahmed ise lafzıyla (2/79) hadis no: (5502) rivayet etmiştir.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- uyumak istediği zaman sağ elini yanağının altına koyar ve şöyle derdi: ... hadis
Ebû Dâvûd kendi lafzıyla (4/311), hadis no: (5045) ve Tirmizî, hadis no: (3398) rivayet etmiştir. Bkz: Sahih-i Tirmizî (3/143) ve Sahîh-i Ebû Dâvûd (3/240).
Buhârî, Fethu'l-Bârî ile beraber, (11/113), hadis no: (6324) ve Müslim, (4/2083), hadis no: (2711) rivayet etmiştir.
«Kim yatağına yattığı zaman bunu söylerse, bu onun için bir hizmetçiden daha hayırlıdır.» Buhârî, Fethu’l-Bârî (7/71) hadis no: (3705), Müslim (4/2091) hadis no: (2726).
Müslim (4/2084), hadis no: (2713) rivayet etmiştir .
Müslim (4/2085), hadis no: (2715) rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd (4/317), hadis no: (5067) ve Tirmizî hadis no: (3629) Bkz: Sahih-i Tirmizî, (3/142).
Tirmizî, hadis no: (3404) ve Nesâî, Amelü’l-Yevm ve’l-Leyle, hadis no: (707) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîhu’l-Câmi (4/255).
«Yatmak istediğinde, namaz için abdest alır gibi abdest al, sonra sağ tarafına uzan, sonra şöyle de: ...» hadis
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu söyleyene şöyle buyurmuştur: «Şayet ölürsen fıtrat üzere ölmüş olursun.» Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (11/113), hadis no: (6313) ve Müslim (4/2081), hadis no: (2710) rivayet etmiştir.
Geceleyin bir yandan diğer yana döndüğünde bunu söyler. Hâkim, (1/540) rivayet etmiş, sahih olduğunu söylemiş ve Zehebî de ona muvafakat etmiştir. Aynı zamanda Nesâî, hadis no: (202) ve İbnü's-Sünnî de hadis no: (757) rivayet etmiştir. Bkz. : Sahîhu'l-Câmi', (4/213).
Ebû Dâvûd, (4/12), hadis no: (3893) ve Tirmizî, hadis no: (3528) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî, (3/171).
Müslim (4/1772) hadis no: (2261) rivayet etmiştir.
Müslim (4/1772) (1773) hadis no: (2261) ve (2262) rivayet etmiştir.
Müslim (4/1772) hadis no: (2261) ve (2263) rivayet etmiştir.
Müslim (4/1773) hadis no: (2261) rivayet etmiştir.
Müslim (4/1773) hadis no: (2263) rivayet etmiştir.
Hadisi, Sünen sahipleri, Ahmed, Beyhakî rivayet etmiştir. Ebû Dâvûd, hadis no: (1425) Tirmizî, hadis no: (464) Nesâî, hadis no: (1744) İbn Mâce, hadis no: (1178) İmam Ahmed, hadis no: (1718) Dârimî, hadis no: (1592) Hâkim, (3/172) ve Beyhakî, (2/209) rivayet etmiştir. Parantez içindekiler Beyhakî'ye aittir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî, (1/144) Sahîh-i İbn Mâce, (1/194) ve El-Elbânî'nin İrvâü'l-Ğalîl'i, (2/172).
Hadisi, Sünen sahipleri, Ahmed rivayet etmiştir. Ebû Dâvûd, hadis no: (1427) Tirmizî, hadis no: (3566) Nesâî, hadis no: (1746) İbn Mâce, hadis no: (1179) ve Ahmed, hadis no: (751) rivayet etmişlerdir. Bkz: Sahih-i Tirmizî (3/180), Sahih-i İbn Mâce (1/194) ve el-İrvâ (2/175).
Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ’da rivayet etmiş ve isnadının sahih olduğunu belirtmiştir (2/211). Şeyh El-Elbânî, İrvâu’l-Galîl’de (2/170) isnadının sahih olduğunu söylemiştir. Bu rivayet, Ömer -radıyallahu anh-'a nispet edilerek mevkuftur.
Nesâî (3/244) hadis no: (1734), Dârekutnî (2/31) ve diğerleri rivayet etmiştir. İki parantez arasındaki ifade Dârekutnî'nin (2/31) hadis no: (2) ziyadesidir ve isnadı sahihtir. Bkz: Zâdü'l-Meâd tahkik: Şuayb el-Arnaût ve Abdulkadir el-Arnaût, (1/337).
İmam Ahmed (1/391) hadis no: (3712) rivayet etmiş ve el-Elbânî ''Silsileti'l-Ehadiysi's-Sahîha'' adlı eserinde (1/337) sahih olduğunu söylemiştir.
Buhârî, (7/158) hadis no: (2893) Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu duayı çok okurdu. Bkz: Buhârî Fethu'l-Bârî ile birlikte (11/173) ve ileride (s. 89) hadis no: (137) gelecektir.
Buhârî (7/154) hadis no: (6345) ve Müslim (4/2092) hadis no: (2730).
Ebû Dâvûd (4/324) hadis no: (5090) ve İmam Ahmed, (5/42) hadis no: (20430) rivayet etmiştir ve El-Elbânî, Sahîh-i Ebû Dâvûd, (3/959) hasen olduğunu söylemiştir.
Tirmizî, (5/529) hadis no: (3505) rivayet etmiş, Hâkim, sahih olduğunu söylemiş ve Zehebî de (1/505) ona muvafakat etmiştir. Bkz. Sahîh-i Tirmizî, (3/168).
Ebû Dâvûd (2/87) hadis no: (1525) ve İbn Mâce hadis no: (3882) rivayet etmiştir. Bkz. Sahîh-i İbni Mâce (2/335).
Ebû Dâvûd, (2/89) hadis no: (1537) ve el-Hâkim (2/142)'de sahih olduğunu söylemiş, ez-Zehebî de ona muvafakat etmiştir.
Ebû Dâvûd, (3/42) hadis no: (2632) ve Tirmizî, (5/572) hadis no: (3584) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî, (3/183).
Sahîh-i Buhârî (5/172) hadis no: (4563).
Buhârî, El-Edebü'l-Müfred'de (707) rivayet etmiş ve El-Elbânî de Sahîh-i Edebü'l-Müfred'de (545) sahih olduğunu söylemiştir.
Buhârî, el-Edebü'l-Müfred'de (708) rivayet etmiş ve El-Elbânî de Sahîh-i Edebü'l-Müfred'de (546) sahih olduğunu söylemiştir.
Müslim (3/1362) hadis no: (1742) rivayet etmiştir.
Müslim (4/2300) hadis no: (3005) rivayet etmiştir.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber, (6/336) hadis no: (3276) ve Müslim, (1/120) hadis no: (134) rivayet etmiştir.
Buhârî, Fethu'l-Bârî ile beraber, (6/336) hadis no: (3276) ve Müslim, (1/120) hadis no (134) rivayet etmiştir.
Müslim (1/119-120) hadis no: (134) rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd, (4/329) hadis no: (5110) rivayet etmiş ve El-Elbânî Sahîh-i Ebû Dâvûd, (3/962) hasen olduğunu söylemiştir.
Tirmizî (5/560), hadis no: (3563). Bkz: Sahîh-i Tirmizî (3/180).
Buhârî (7/158), hadis no: (2893) ve daha önce (s. 83), hadis no: (121).
Müslim (4/1729) hadis no: (2203), Osman b. Ebi'l-Âs -radıyallahu anh'dan, hadiste geçen "Ben de bunu yaptım, Allah da onu benden giderdi." ifadesini rivayet etmiştir.
İbn Hibbân, Sahîh'inde, hadis no: (2427) (Mevârid nüshasında) ve İbnü's-Sünnî, hadis no: (351) rivayet etmiştir. el-Hâfız: "Bu hadis sahihtir" demiş, Abdülkâdir el-Arnaût da en-Nevevî'nin el-Ezkâr'ının tahricinde (s.106) sahih olduğunu söylemiştir.
Ebû Dâvûd (2/86) hadis no: (1521) ve Tirmizî (2/257) hadis no: (406) rivayet etmiştir ve El-Elbânî, Sahîh-i Ebû Dâvûd (1/283) sahih olduğunu söylemiştir.
Ebû Dâvûd (1/203) ve İbn Mâce (1/265), hadis no: (807) rivayet etmişlerdir. Tahrici daha önce (31) nolu hadiste geçmiştir. Bkz: Mü'minûn Suresi: [97-98].
Müslim (1/291) hadis no: (389) ve Buhârî (1/151) hadis no: (608) rivayet etmiştir.
Müslim (1/539) (780) nolu hadisi rivayet etmiştir.
Buhârî (4/126) (3293) nolu hadisi rivayet etmiştir.
«(Hayırlı amellerde, Allah'a itaatte ve zorluklara sabır göstermekte) kuvvetli Mümin, zayıf Müminden, Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. (Her ikisinin de Mümin olması sebebiyle) hepsinde hayır vardır. Yararına olan şeyde hırslı ol, Allah’tan yardım dile ve âciz olma! Bir musibet başına gelirse: “Keşke şöyle yapsaydım, şöyle şöyle olurdu.” deme. Fakat “Allah takdir etmiştir. O, dilediğini yapar.” de. Zira “keşke” sözü, Şeytan'ın ameline kapı açar.» Müslim (4/2052), hadis no: (2664). rivayet etmiştir.
Hasan el-Basrî'nin sözü olarak zikredilmiştir. Bkz: İbnu'l Kayyim, Tuhfetu'l-Mevdûd (s. 20) isimli eserinde, onu el-Evsat’ta İbnu’l-Münzir’e nispet etmiştir.
Nevevî, bunu el-Ezkâr'da (s. 349) söylemiştir. Bkz: Nevevî’nin Sahîhu'l-Ezkâr'ı, Selim el-Hilâlî (2/713); tahricin tamamı ise müellifin, ez-Zikr ve'd-Duâ ve'l-İlâc bi'r-Rukâ (1/416) isimli eserindedir.
Buhârî, (4/119) hadis no: (3371) İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet etmiştir.
Buhârî, Fethu'l-Bârî ile beraber, (10/118) hadis no: (3616) rivayet etmiştir.
«Henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eden ve yedi defa ... diyen hiçbir Müslüman kul yoktur ki, mutlaka şifa bulur.» Tirmizî, (2083); Ebû Dâvûd, (3106). Bkz: Sahîhu't-Tirmizî (2/210) ve Sahîhu'l-Câmi' (5/180).
Tirmizî, hadis no: (969), İbn Mâce, hadis no: (1442) ve Ahmed, hadis no: (975) rivayet etmiştir. Bkz. Sahîh-i İbn Mâce (1/244) ve Sahîh-i Tirmizî (1/286). Ahmed Şâkir de hadisin sahih olduğunu söylemiştir.
Buhârî (7/10) hadis no: (4435) ve Müslim (4/1893) hadis no: (2444) rivayet etmiştir.
Buhârî, Fethu'l-Bârî ile beraber, (8/144), hadis no: (4449), hadiste misvak zikredilmiştir.
Tirmizî hadis no: (3430) ve İbn Mâce hadis no: (3794) rivayet etmiştir. El-Elbânî, Sahîh-i Tirmizî (3/152) ve Sahîh-i İbn Mâce (2/317)'de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.
Ebû Dâvûd (3/190) hadis no: (3116) Bkz: Sahîhu'l-Câmi (5/432).
Müslim (2/632) hadis no: (918) rivayet etmiştir.
Müslim (2/634) hadis no: (920) rivayet etmiştir.
Müslim (2/663) hadis no: (963) rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd, hadis no: (3201) Tirmizî, hadis no: (1024) Nesâî, hadis no: (1985) İbn Mâce, (1/480) hadis no: (1498) ve Ahmed, (2/368) hadis no: (8809) rivayet etmişlerdir. Bkz: Sahîh-i İbn Mâce, (1/251).
İbn Mâce (1499) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i İbn Mâce (1/251). Ayrıca Ebû Dâvûd (3/211, hadis no: (3202) rivayet etmiştir.
Hâkim rivayet etmiş, sahih olduğunu söylemiş ve Zehebî de (1/359) ona muvafakat etmiştir. Bkz: El-Elbânî, Ahkâmu'l-Cenâiz (s. 125).
(Saîd b. el-Müseyyeb şöyle dedi: Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’ın arkasında, hiç günah işlememiş bir erkek çocuğunun cenaze namazını kıldım. Onu şöyle derken işittim...) Hadisi; Mâlik, Muvatta’da (1/288); İbn Ebî Şeybe, Musannef’te (3/217) ve Beyhakî (4/9) rivayet etmiştir. Şuayb el-Arnaût, el-Begavî’nin Şerhu’s-Sünne’sine yaptığı tahkikte (5/357) isnadının sahih olduğunu belirtmiştir.
Bkz: el-Muğnî İbni Kudâme'nin (3/416) ve ed-Durûsu'l-Mühimme li-Âmmeti'l-Ümme, -Şeyh Abdülaziz b. Abdullah b. Bâz rahimehullah'ın kitabı (s.15).
Hasan, çocuğun üzerine Fâtiha Suresi'ni okurdu ve şöyle derdi... Hadisi, Beğavî, Şerhu's-Sünne'de (5/357) ve Abdurrezzak, hadis no: (6588) ile rivayet etmiştir. Buhârî de bunu Cenazeler Kitabı (65), Cenaze Üzerine Fâtiha Suresi'ni Okumak Babında (2/113), hadis no: (1335)'ten önce muallak olarak zikretmiştir.
Buhârî, (2/80) hadis no: (1284) ve Müslim, (2/636) hadis no: (923) rivayet etmiştir.
Nevevî'nin El-Ezkâr (s. 126).
Ebû Dâvûd (3/314), hadis no: (3215) sahih bir senetle, Ahmed de hadis no: (5234) ve (4812) «Bismillâhi ve alâ milleti Rasûlillâh» lafzıyla rivayet etmiştir ve senedi sahihtir.
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- cenazeyi defnettikten sonra, kabrin başında durur ve şöyle derdi: «Kardeşiniz için mağfiret dileyiniz. Onun için sebat isteyiniz; çünkü o şimdi sorguya çekiliyor.» Ebû Dâvud (3/315) hadis no: (3223). Hâkim rivayet edip sahih olduğunu belirtmiş, Zehebî de ona muvafakat etmiştir. (1/370).
Müslim (2/671) hadis no: (975) ve lafzı kendisine ait olmak üzere İbn Mâce (1/494) hadis no: (1547) Bureyde -radıyallahu anh-'dan rivayet etmiştir. Köşeli parantez arasındaki kısım ise Müslim'in (2/671) Âişe -radıyallahu anha-'dan hadis no: (975) rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd (4/326) hadis no: (5099), İbn Mâce (2/1288) hadis no: (3727) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîhu İbn Mâce (2/305).
Müslim (2/666), hadis no: (899) ve Buhârî (4/76), hadis no: (3206) ve (4829). Hadisin lafzı Müslim'e aittir.
Abdullah b. Zübeyr -radıyallahu anhuma- gök gürültüsünü işittiği zaman konuşmayı bırakır ve şöyle derdi: ... Hadis, Muvatta’dadır (2/992) ve El-Elbânî, Sahîh-i Kelim et-Tayyib (157): "Mevkûf olarak isnadı sahihtir." demiştir.
Ebû Dâvûd (1/303) hadis no: (1171) ve El-Elbânî Sahîh-i Ebî Dâvûd (1/216) sahih olduğunu söylemiştir.
Buhârî (1/224), hadis no: (1014) ve Müslim (2/613), hadis no: (897).
Ebû Dâvûd (1/305) hadis no: (1178) ve El-Elbânî Sahîh-i Ebî Dâvûd (1/218) hasen olduğunu söylemiştir.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (2/518) hadis no: (1032) rivayet etmiştir.
Buhârî (1/205), hadis no: (846) ve Müslim (1/83), hadis no: (71) rivayet etmiştir.
Buhârî (1/224) hadis no: (933) ve Müslim (2/614) hadis no: (897) rivayet etmiştir.
Tirmizî (5/504), hadis no: (3451) ve Dârimî lafzıyla (1/336) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî (3/157).
Ebû Dâvûd (2/306) hadis no: (2359) ve diğerleri rivayet etmiştir. Bkz: Sahîhu'l Câmi' (4/209).
İbn Mâce (1/557), hadis no: (1753) Abdullah b. Amr -radıyallahu anhuma-'nın duasından rivayet etmiş, el-Hâfız da Tahricü'l-Ezkâr'da hadisin hasen olduğunu belirtmiştir. Bkz: Şerhu'l-Ezkâr (4/342).
Ebû Dâvûd (3/347) hadis no: (3767), Tirmizî (4/288) hadis no: (1858) rivayet etmişlerdir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî (2/167).
Tirmizî (5/506), hadis no: (3455) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî (3/158).
Hadisi, Sünen sahiplerinden Nesâî hariç, Ebû Dâvûd hadis no: (4025), Tirmizî hadis no:(3458) ve İbn Mâce hadis no: (3285) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî (3/159).
Buhârî (6/214), hadis no: (5458) ve Tirmizî lafzıyla (5/507), hadis no: (3456).
Müslim (3/1615) hadis no: (2042) rivayet etmiştir.
Müslim (3/1626) hadis no: (2055) rivayet etmiştir.
Sünen-i Ebî Dâvûd (3/367), hadis no: (3856), İbn Mâce (1/556), hadis no: (1747) ve Nesâî, Amelü'l Yevm ve'l Leyle'de, hadis no: (296-298)'de rivayet etmiştir. Nesâî, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bunu bir ailenin yanında iftar ettiği zaman söylediğini belirtmiş ve El-Elbânî, Sahîh-i Ebî Dâvûd'da (2/730) sahih olduğunu söylemiştir.
Müslim (2/1054) hadis no: (1150) rivayet etmiştir.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber, (4/103) hadis no: (1894) ve Müslim (2/806) hadis no: (1151) rivayet etmiştir.
Müslim (2/1000) hadis no: (1373) rivayet etmiştir.
Buhârî (7/125) hadis no: (5870).
Tirmizî, (5/82) hadis no: (2741) İmam Ahmed, (4/400) hadis no: (19586) ve Ebû Dâvûd, (4/308) hadis no: (5040) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî (2/354).
Nesâî hariç Sünen sahipleri rivayet etmiştir. Ebû Dâvud, hadis no: (2130) Tirmizî, hadis no: (1091) ve İbn Mâce, hadis no: (1905) rivayet etmiş, Nesâî ise Amel'ül-Yevm ve'l-Leyle'de, hadis no: (259) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî (1/316).
Ebû Dâvûd (2/248) hadis no: (2160) İbn Mâce (1/617) hadis no: (1918). Bkz: Sahîh-i İbn Mâce (1/324).
Buhârî (6/141) hadis no: (141) ve Müslim (2/1028) hadis no: (1434).
Buhârî (7/99) hadis no: (3282) ve Müslim (4/2015) hadis no: (2610).
Tirmizî (5/494) ve (5/493), hadis no: (3432) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî (3/153).
Tirmizî hadis no: (3434) ve İbn Mâce hadis no: (3814) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî (3/153) ve Sahîh-i İbn Mâce (2/321). Lafız, Tirmizî'ye aittir.
Sünen Sahipleri: Ebû Dâvûd, hadis no: (4858); Tirmizî, hadis no: (3433); Nesâî, hadis no: (1344). Bkz. Sahîh-i Tirmizî (3/153). Nitekim Âişe -radıyallahu anha-'dan şöyle dediği sabit olmuştur: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir mecliste oturduğunda, Kur'an okuduğunda veya bir namaz kıldığında, onu mutlaka şu kelimelerle bitirirdi..." Hadisi, Nesâî, Amelu'l-Yevm ve'l-Leyle'de, hadis no: (308) ve Ahmed (6/77), hadis no: (24486) rivayet etmiştir. Doktor Fârûk Hamâde, Nesâî'nin Amelu'l-Yevm ve'l-Leyle'si üzerine yaptığı tahkikinde (s. 273) hadisin sahih olduğunu söylemiştir.
Ahmed (5/82), hadis no: (20778) ve Nesâî, Doktor Faruk Hamâde tahkikli 'Amelü'l-Yevm ve'l-Leyle'de (s. 218), hadis no: (421) rivayet etmiştir.
Tirmizî hadis no: (2035) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîhü'l-Câmi' (6244) ve Sahîh-i Tirmizî (2/200).
Bkz: Bu kitapta hadis no: (55) ve hadis no: (56) (s. 41).
Müslim (1/555) hadis no: (809) Diğer bir rivayette: “Kehf Suresi’nin sonundan” lafzıyla (1/556) hadis no: (809) rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd (4/333) hadis no: (5125) rivayet etmiştir. El-Elbânî, Sahîhu Süneni Ebî Dâvûd (3/965) adlı eserinde hadisin hasen olduğunu belirtmiştir.
Buhârî, Fethu'l-Bârî ile beraber, (4/288) hadis no: (2049) rivayet etmiştir.
Hadisi Nesâî, 'Amelu'l-Yevm ve'l-Leyle'de (s. 300) ve İbn Mâce (2/809), hadis no: (2424)’te rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i İbn Mâce (2/55).
İmam Ahmed (4/403), hadis no: (19606) ve Buhârî el-Edebü'l-Müfred'de (716) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîhü'l Câmi' (3/233) ve El-Elbânî'nin Sahîhu't-Tergîb ve't-Terhîb'i (1/19).
İbnü's-Sünnî (s. 138) hadis no: (278) rivayet etmiştir. Bkz: İbnü'l-Kayyim'in el-Vâbilu's-Sayyib'i (s. 304), Tahkik: Beşir Muhammed Uyûn.
İmam Ahmed (2/220) hadis no: (7045) ve İbnü's-Sünnî hadis no: (292) rivayet etmiş ve El-Elbânî, Silsiletü'l-Ehâdîsi's-Sahîha'da (3/54) hadis no: (1065) sahih olduğunu söylemiştir. Fe'l (güzel sözle hayra yorma) ise Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hoşuna giderdi; bu sebeple bir adamdan güzel bir söz işitince bu hoşuna gitmiş ve şöyle buyurmuştur: «Senin fe'lini ağzından aldık (sözünden hayra yorduk).» Ebû Dâvûd, hadis no: (3719) ve Ahmed, hadis no: (9040) rivayet etmiştir. El-Elbânî, Silsiletü'l-Ehâdîsi's-Sahîha'da (2/363) sahih olduğunu söylemiştir. Ebû'ş-Şeyh de bunu Ahlâku'n-Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- (s. 270) adlı eserinde rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd, (3/34) hadis no: (2602) ve Tirmizî (5/501) hadis no: (3446). Bkz: Sahih-i Tirmizî (3/156) Zuhruf Suresi [13-14].
Müslim (2/978) hadis no: (1342) rivayet etmiştir.
El-Hâkim (2/100)'de sahih olduğunu söylemiş ve Zehebî de ona muvafakat etmiştir. İbnü's-Sünnî de hadis no: (524)'te rivayet etmiştir. Hâfız ise Tahrîcü'l-Ezkâr'da (5/154) hadisin hasen olduğunu söylemiştir. Allâme İbn Bâz (rahimehullah) şöyle demiştir: "Hadisi Nesâî hasen bir isnadla rivayet etmiştir." Bkz: Tuhfetü'l-Ahyâr (s. 37).
Tirmizî, hadis no: (3428), İbn Mâce (5/291) hadis no: (3860) ve Hâkim (1/538) rivayet etmiş ve El-Elbânî Sahîh-i İbn Mâce (2/21) ve Sahîh-i Tirmizî (3/152)'de hasen olduğunu söylemiştir.
Ebû Dâvûd (4/296) hadis no: (4982) ve El-Elbânî Sahîh-i Ebî Dâvûd (3/941) sahih olduğunu söylemiştir.
Ahmed (2/403) hadis no: (9230) ve İbn Mâce (2/943) hadis no: (2825) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh İbn Mâce (2/133).
Ahmed (2/7), hadis no: (4524), Tirmizî (5/499), hadis no: (3443) rivayet etmiş ve El-Elbânî, Sahîh Sünen et-Tirmizî (3/419) sahih olduğunu söylemiştir.
Tirmizî hadis no: (3444) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî (3/155).
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (6/135) hadis no: (2993).
Müslim rivayet etmiştir. (4/2086) hadis no: (2718) سَمَّعَ سَامِعٌ ifadesinin manası şudur: Bir şahit, Allah Teâlâ’ya, nimetleri ve güzel imtihanı sebebiyle yaptığımız hamde şahit olmuştur. Diğer bir manası da şöyledir: Duyan kişi, seher vaktindeki zikre ve duaya dikkat çekmek amacıyla bu sözümü başkasına ulaştırsın ve o da aynısını söylesin. Nevevî, Sahih-i Müslim Şerhi (17/39).
Müslim (4/2080) hadis no: (2709) rivayet etmiştir.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- gazveden yahut hacdan döndüğü zaman bunu söylerdi. Buhârî (7/163) hadis no: (1797) ve Müslim (2/980) hadis no: (1344) rivayet etmiştir.
İbnü's-Sünnî, Amelü'l-Yevm ve'l-Leyle adlı eserinde (377), Hâkim de (1/499) rivayet etmiş ve sahih olduğunu belirtmiştir. El-Elbânî de Sahîhu'l-Câmi' adlı eserinde (4/201) hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.
Müslim (1/288) hadis no: (384) rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd (2/218) hadis no: (2044) ve Ahmed (2/367) hadis no: (8804) rivayet etmiş ve El-Elbânî Sahîh-i Ebû Dâvûd'da (2/383) sahih olduğunu söylemiştir.
Tirmizî (5/551) hadis no: (3546) ve diğerleri. Bkz: Sahîh el-Câmi' (3/25) ve Sahîh-i Tirmizî, (3/177).
Nesâî (3/43) hadis no: (1282), Hâkim (2/421) ve El-Elbânî Sahîh-i Nesâî (1/274) sahih olduğunu söylemiştir.
Ebû Dâvûd hadis no: (2041) rivayet etmiş ve El-Elbânî Sahîh-i Ebî Dâvûd (1/383) hasen olduğunu söylemiştir.
Müslim (1/74) hadis no: (54), İmam Ahmed (1430) Bu lafız İmam Ahmed'e aittir. Müslim'in lafzı ise şöyledir: «Girmeyeceksiniz...»
Buhârî Fethu'l-Bârî ile birlikte (1/82), hadis no: (28) Ammâr -radıyallahu anh- mevkuf ve muallak olarak rivayet etmiştir.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (1/55) hadis no: (12) ve Müslim (1/65) hadis no: (39) rivayet etmiştir.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (11/42) hadis no: (6258) ve Müslim (4/1705) hadis no: (2163) rivayet etmiştir.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (6/350) hadis no: (3303) ve Müslim (4/2092) hadis no: (2729) rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd (4/327) hadis no: (5105) ve Ahmed (3/306) hadis no: (14283) rivayet etmiştir ve El-Elbânî, Sahîh-i Ebî Dâvûd (3/961) sahih olduğunu söylemiştir.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (11/171), hadis no: (6361) ve Müslim (4/2007), hadis no: (396) rivayet etmiştir. Hadisin lafzı Müslim'deki rivayete aittir: «Onu kendisi için bir arınma ve rahmet kıl.»
Müslim (4/2296) hadis no: (3000) rivayet etmiştir.
Buhârî el-Edebü'l-Müfred'de (761) rivayet etmiştir. El-Elbânî, Sahîhü'l Edebi'l-Müfred (585) isnadının sahih olduğunu söylemiştir. Köşeli parantez arasındaki kısım ise Beyhakî'nin Şuabü'l İmân (4/228) başka bir tarikten olan ziyadesidir.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (3/408) hadis no: (1549) ve Müslim (2/841) hadis no: (1184) rivayet etmiştir.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (3/476) hadis no: (1613) "şey"den murad edilen bastondur. Bkz: Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (3/472).
Ebû Dâvûd (2/179) hadis no: (1894) Ahmed (3/411) hadis no: (15398) ve el-Beğavî, Şerhu's-Sünne’de (7/128) rivayet etmiş ve El-Elbânî, Sahîh-i Ebû Dâvûd'da (1/354) hasen olduğunu söylemiştir. Bakara Suresi,.
Müslim (2/888) hadis no: (1218) rivayet etmiştir. Bakara Suresi: 158. Ayet.
Tirmizî hadis no: (3585) rivayet etmiş ve El-Elbânî Sahîh-i Tirmizî (3/184) ve Silsiletu'l-Ehâdîsi's-Sahîha (4/6) hasen olduğunu söylemiştir.
Müslim (2/891) hadis no: (1218) rivayet etmiştir.
Buhârî, Fethu'l-Bârî ile beraber (3/583), hadis no: (1751), lafzı için oraya bakınız. Buhârî, Fethu'l-Bârî ile beraber (3/583), ve (3/584), ve (3/581), hadis no: (1753) ve Müslim de hadis no: (1218) rivayet etmiştir.
Buhârî, Fethu'l-Bârî ile beraber, (1/210), (390) ve (414), hadis no: (115), (3599) ve (6218) ve Müslim (4/1857), hadis no: (1674) rivayet etmiştir.
Buhârî, Fethu'l-Bârî ile beraber, (8/441) hadis no: (4741) ve (3062) Tirmizî hadis no: (2180) ve Nesâî, el-Kübrâ, hadis no: (11185) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî (2/103) ve (2/235) ve Müsned-i Ahmed (5/218) hadis no: (21900).
Nesâî hariç Sünen sahipleri rivayet etmiştir: Ebû Dâvûd, hadis no: (2774), Tirmizî, hadis no: (1578) ve İbn Mâce, hadis no: (1394). Bkz: Sahîh-i İbn Mâce (1/233) ve İrvâu'l-Galîl (2/226).
Müslim (4/1728) hadis no: (2202) rivayet etmiştir.
Müsned-i Ahmed (4/447), hadis no: (15700), İbn Mâce, hadis no: (3508) ve Mâlik (3/118-119) rivayet etmiştir. El-Elbânî, Sahîhu’l-Câmi‘ adlı eserinde (1/212) hadisin sahih olduğunu söylemiştir. Bkz: el-Arnaût Zâdu'l-Meâd'e yaptığı tahkik (4/170).
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (6/381) hadis no: (3346) ve Müslim (4/2208) hadis no: (2880) rivayet etmiştir.
Müslim (3/1557) hadis no: (1967) ve Beyhakî (9/287) rivayet etmiş ve parantez içindeki kısım Beyhakî'ye (9/287) ve diğerlerine aittir ve son cümle, Müslim rivayetinden anlam olarak aktarılmıştır.
Ahmed (3/419), hadis no: (15461) sahih bir isnadla ve İbnü’s-Sünnî, hadis no: (637) rivayet etmiştir. el-Arnaût, et-Tahâviyye tahricinde (s.133) isnadının sahih olduğunu söylemiştir. Bkz: Mecmau'z-Zevâid (10/127).
Buhârî, Fethu'l-Bârî ile beraber, (11/101), hadis no: (6307) rivayet etmiştir.
Müslim (4/2076) hadis no: (2702) rivayet etmiştir.
Ebû Dâvûd (2/85) hadis no: (1517) Tirmizî (5/569) hadis no: (3577) Hâkim (1/511) rivayet etmiş, sahih olduğunu söylemiş ve Zehebî de ona muvafakat etmiş, El-Elbânî de sahih olduğunu söylemiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî, (3/182) ve Câmiu'l-Usûl li-Ehâdîsi'r-Rasûl 4/389-390, el-Arnâût tahkikiyle).
Tirmizî, hadis no: (3579) en-Nesâ'î (1/279) hadis no: (572) ve Hâkim (1/309) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîh-i Tirmizî (3/183) ve el-Arnaût'un tahkik ettiği Câmi’ül-Usûl (4/144).
Müslim (1/350) hadis no: (482) rivayet etmiştir.
Müslim (4/2075), hadis no: (2702)'de rivayet etmiştir. İbnü'l-Esîr şöyle demiştir: «Kalbimin üzeri perdelenir», yani üzeri örtülür ve kapanır. Bununla murad edilen ise sehivdir (yanılma); zira Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- zikir, (Allah'a) yakınlık ve devamlı murakabede sürekli bir artış halindeydi. Bazen bunlardan birinde yanılır veya unutursa, bunu kendisi için bir günah sayar ve hemen istiğfara sığınırdı. Bkz, Câmiu'l-Usûl (4/386).
Buhârî (7/168), Hadis no: (6405) ve Müslim (4/2071), Hadis no: (2691). Bkz: Bu kitabın (s. 65)'deki "Sabah ve Akşam Yüz Defa Söylemenin Fazileti".
Buhârî (7/67) hadis no: (6404) Müslim (4/2071) hadis no: (2693) Lafız Müslim'e aittir. Bkz: Günde yüz defa söylemenin fazileti. Bu kitaptaki (93) nolu Dua (s. 66).
Buhârî (7/168) hadis no: (6404) ve Müslim (4/2072) hadis no: (2694).
Müslim (4/2072) hadis no: (2695) rivayet etmiştir.
Müslim (4/2073) hadis no: (2698) rivayet etmiştir.
Tirmizî (5/511), hadis no: (3464) ve Hâkim (1/501) rivayet etmiştir. Hâkim sahih olduğunu söylemiş ve Zehebî de ona muvafakat etmiştir. Bkz: Sahîhü'l-Câmi' (5/531) ve Sahîh-i Tirmizî (3/160).
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (11/213) hadis no: (4206) ve Müslim (4/2076) hadis no: (2704) rivayet etmiştir.
Müslim (3/1685) hadis no: (2137) rivayet etmiştir.
Müslim (4/ 2072), hadis no: (2696). Ebû Dâvud (1/ 220), hadis no: (832) şunu eklemiştir: Bedevi arkasını dönüp gidince, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Elini hayırla doldurdu.»
Müslim (4/2073), hadis no: (3697), yine Müslim'in bir rivayetinde: «Zira bunlar, senin dünyanı ve âhiretini birlikte kazandırır.»
Tirmizî (5/462) hadis no: (3383) İbn Mâce (2/1249) hadis no: (3800) ve Hâkim (1/503) rivayet etmiş, Hâkim sahih olduğunu söylemiş ve Zehebî de ona muvafakat etmiştir. Bkz. Sahîhü'l Câmi, (1/362).
İmam Ahmed, Ahmed Şakir tertibiyle, hadis no: (513). Bkz: Mecma'u'z-Zevâid (1/297). İbn Hacer, Bulûğu'l-Merâm'da Ebû Saîd rivayetiyle hadisi Nesâî'ye [el-Kübrâ]'da, hadis no: (10617) ile nispet etmiş ve şöyle demiştir: İbn Hibbân, hadis no: (840) ve Hâkim (1/541)'de sahih olduğunu söylemiştir.
Ebû Dâvûd bu lafızla (2/81), hadis no: (1502) ve Tirmizî (5/521), hadis no: (3486) rivayet etmiştir. Bkz: Sahîhu'l Câmi' (4/271), hadis no: (4865). El-Elbânî, Sahîh-i Sünen-i Ebû Dâvûd (1/411) sahih olduğunu söylemiştir.
Buhârî Fethu'l-Bârî ile beraber (10/88), hadis no: (5623) ve Müslim (3/1595), hadis no: (2012) rivayet etmiştir.
Yukarıda adı geçen orijinal metin, Allah'a hamdolsun, dört cilt halinde basılmış ve hadisleri geniş bir şekilde tahriç edilmiştir. Hısnül-Müslim, bunun birinci ve ikinci cildinde yer almaktadır.