كَيْفِيَّةُ صَلَاةِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Namaz Kılma Şekli
لِفَضِيلَةِ الشَّيْخِ العَلَّامَةِ
عَبْدِ العَزِيزِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَازٍ
غَفَرَ اللَّهُ لَهُ وَلِوَالِدَيْهِ وَلِلْمُسْلِمِينَ
Değerli Âlim
Abdulaziz b. Abdullah b. Bâz -rahimehullah-
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Namaz Kılma Şekli
Değerli Âlim
Abdulaziz b. Abdullah b. Bâz -rahimehullah-
Bismillâhirrahmânirrahîm
Hamt, yalnızca Allah'a mahsustur. Salat ve selam, O'nun kulu ve elçisi Peygamberimiz Muhammed'e, onun ailesine ve ashabına olsun. Bundan sonra:
Bu kelimeler, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namaz kılma şeklini açıklayan kısa sözlerdir. Bunları her Müslüman erkek ve kadına sunmak istedim. Böylece okuyan herkes bu konuda onu örnek alarak yolundan gitmeye çalışacaktır. Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(صَلُّوا كَمَا رَأَيْتُمُونِي أُصَلِّي) .
(Beni namaz kılarken gördüğünüz gibi (benim kıldığım şekilde), namaz kılın.)1. Okuyucuya bu hususun detaylı izahı şu şekildedir:
1-Eksiksiz bir şekilde abdest alır. Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'nın şu buyruğu ile amel ederek O'nun emrettiği şekilde abdest alır:
﴿يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا قُمۡتُمۡ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ فَٱغۡسِلُواْ وُجُوهَكُمۡ وَأَيۡدِيَكُمۡ إِلَى ٱلۡمَرَافِقِ وَٱمۡسَحُواْ بِرُءُوسِكُمۡ وَأَرۡجُلَكُمۡ إِلَى ٱلۡكَعۡبَيۡنِ...﴾.
{Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin, ayaklarınızı da topuk kemiklerine kadar (yıkayın).} {Mâide Suresi: 6} Ayet.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(لَا تُقْبَلُ صَلَاةٌ بِغَيْرِ طُهُورٍ).
(Abdestsiz kılınan namaz kabul edilmez.)2.
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namazını düzgünce kılmayan kimseye şöyle buyurmuştur:
(إِذَا قُمْتَ إِلَى الصَّلَاةِ، فَأَسْبِغِ الْوُضُوءَ).
(Namaz kılacağın vakit güzelce abdest al.)3
2- Namaz kılan kişi, farz veya nafile olsun, namaz kılmak istediğinde kalbiyle kastederek namaza niyet eder ve tüm bedeniyle kıbleye, yani Kâbe'ye yönelir. Ancak diliyle niyet etmez. Çünkü dil ile niyet etmek meşru değildir, bidattir. Zira Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashabı bunu yapmamıştır. Eğer imam olarak veya tek başına namaz kılıyorsa, önüne bir sütre koyar. Kıbleye yönelmek, belirli durumlar dışında namazın şartlarındandır. Bu istisnai durumlar, ilim ehlinin kitaplarında detaylı bir şekilde açıklanmıştır.
3- Gözleriyle secde edeceği yere bakıp Allahu Ekber diyerek İftitah Tekbiri getirir.
4-Tekbir getirirken ellerini omuzlarının veya kulaklarının hizasına kadar kaldırır.
5- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sabit olduğu üzere, ellerini göğsünün üzerinde, sağ elini sol elinin bileğine ve kolunun ön tarafına gelecek şekilde bağlar.
6-İftitah duasını okumak sünnettir. Şu şekildedir:
(اللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وبيْنَ خَطَايَايَ، كَمَا بَاعَدْتَ بيْنَ المَشْرِقِ والمَغْرِبِ، اللَّهُمَّ نَقِّنِي مِنَ الخَطَايَا كما يُنَقَّى الثَّوْبُ الأبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ، اللَّهُمَّ اغْسِلْ خَطَايَايَ بالمَاءِ والثَّلْجِ والبَرَدِ).
«Allahumme bâ‘id beynî ve beyne hatâyâye kemâ bâadte beyne’l-meşriki ve’l-mağrib. Allahumme nakkinî min hatâyâye kemâ yunakka’s-sevbu’l-ebyadu mine’d-denes. Allahumme’ğsilnî min hatâyâye bi’s-selci ve’l-mâi ve’l-berad.» «Allah'ım! Doğu ve batının arasını uzaklaştırdığın gibi, beni de günahlarımdan uzaklaştır. Allah'ım! Beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi, beni de günahlarımdan temizle. Allah'ım! Beni günahlarımdan kar, su ve dolu ile arındır (temizle).»4
Dilerse bunun yerine şunu söyleyebilir:
(سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وبِحَمْدِكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَتَعَالَى جَدُّكَ، ولَا إلَهَ غَيْرُكَ).
«Subhânekellâhumme ve bi hamdik ve tebârakesmuk ve teâlâ cedduk ve lâ ilâhe ğayruk.» «Allah'ım! Sana hamdederek seni her türlü eksik ne noksan sıfatlardan tenzih ederim. Senin adın mübarektir. Varlığın her şeyden üstündür. Senden başka hak ilah yoktur.»5, Bu iki İftitah duası dışında Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'den varit olan başka bir dua okursa da bunda bir sakınca yoktur. Ama bazen birini, bazen de bir diğerini okuması daha faziletlidir. Çünkü bu, sünnete en uygun olan uygulamadır. Sonra “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm.” der ve Fâtiha Suresi'ni okur. Çünkü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(لَا صَلَاةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بفَاتِحَةِ الكِتَابِ).
«Fâtihatu’l-Kitabı okumayan kimsenin namazı yoktur.»6 Fâtiha Suresi'ni bitirdikten sonra cehrî (sesli) namazlarda açıktan, hafî (sessiz) namazlarda sessizce "Âmîn" der. Daha sonra ise, Kur'an'dan kolayına geleni okur. Öğle, ikindi ve yatsı namazlarında Fâtiha Suresi'nden sonra orta uzunluktaki mufassal surelerden, sabah namazında uzun mufassal surelerden, akşam namazında ise bazen uzun ve bazen de kısa mufassal surelerden okumak daha faziletlidir. Çünkü bu konuda gelen hadislerde uygulama bu şekildedir.
7- Ellerini omuzlarının veya kulaklarının hizasına kaldırıp, tekbir getirerek rükûa varır. Başını sırtıyla aynı hizada tutarak, ellerini, dizlerinin üzerine parmaklarının arası açık şekilde koyar. Rükûda sükûnet ile durur ve şöyle der: Subhâne Rabbiyel-Azîm (Azamet sahibi olan Rabbimi tüm noksanlıklardan tenzih ederim.) Bunu üç veya daha fazla tekrar etmek daha faziletlidir. Bununla birlikte şu duayı da okuması müstehaptır:
(سُبْحَانَكَ اللهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، اللهُمَّ اغْفِرْ لِي).
«Subhâneke Allahumme ve bi-hamdike, Allahummeğfirlî» «Allah'ım! Sana hamdederek seni tüm noksanlıklardan tenzih ederim, Allah'ım! Beni bağışla.».7
8- Başını rükûdan kaldırıp doğrulurken, ellerini omuz veya kulak hizasına kaldırarak şöyle der: Semi'Allahu limen hamideh. (Allah hamdedenin hamdini kabul eder.) İster imam olsun, ister tek başına namaz kılıyor olsun, rükûdan doğrulduğunda şöyle der:
(رَبَّنَا ولَكَ الحَمْدُ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ مِلْءَ السَّمَواتِ ومِلْءَ الأرضِ، ومِلْءَ ما شِئتَ مِن شيءٍ بَعدُ).
«Rabbenâ ve leke'l-Hamd. Hamden, kesîran, tayyiben, mubareken fîh. Mil'e's-semâvâti ve mil'el-ardi ve mil'e mâ şi'te min şey'in ba'du» «Rabbimiz! Gökler ve yer dolusu, ve bundan sonra dilediğin her şeyi dolduracak kadar, riyadan uzak ve bereketi kesilmeyen çokça hamt yalnızca Sanadır.».8
Eğer cemaat ise, o zaman rükûdan kalkarken yukarıda zikredilenlerin Rabbenâ ve leke'l-hamd (Rabbimiz! Hamt Sanadır) kısmından başlayıp sonuna kadar okur. Eğer imam, cemaat veya tek başına namaz kılan kişi bu zikre daha fazla dua eklerse, bu da caizdir.
(أهْلَ الثَّنَاءِ والْمجْدِ، أحَقُّ مَا قَالَ العَبْدُ، وكُلُّنَا لَكَ عَبْدٌ: اللَّهُمَّ لَا مَانِعَ لِمَا أعْطَيْتَ، ولَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، ولَا يَنْفَعُ ذَا الجَدِّ مِنْكَ الجَدُّ).
Ehlu's-senâi ve'l-Mecd, ehakku mâ kâle el-abdu ve kullunâ leke abdun, Allahumme lâ mânia limâ e'tayte ve lâ mu'tıye limâ mena'te. Ve lâ yenfeu zelceddi minke'l-ced. «Ey övgü ve şeref sahibi! Bir kulun -ki hepimiz senin kulunuz- söylediği şu söze en layık olan sensin. Allah'ım! Senin verdiğine engel olacak, senin engel olduğuna da verecek hiç kimse yoktur. Makam sahibinin sahip olduğu şeyler, senin yanında kendisine hiçbir fayda vermez.» .9 Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'den aktarıldığı için bu duayı okumak güzeldir.
Her birinin, (yani imam, cemaat veya tek başına kılan kişiler) rükûa varmadan önce kıyamdayken yaptığı gibi, rükûdan sonra da ellerini göğsünün üzerine koyması müstehaptır. Zira Vâil b. Hucr ve Sehl b. Sa'd -radıyallahu anhumâ- hadislerinde, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bunu yaptığına dair delil bulunmaktadır.
9- Tekbir alarak secdeye gider ve imkânı varsa önce dizlerini, sonra ellerini yere koyar. Eğer bu ona zor gelirse, önce ellerini, sonra dizlerini koyabilir. Secde esnasında ayak ve el parmakları kıbleye doğru olur, el parmaklarını birleştirip düz tutar ve yedi aza üzerine secde eder. Bunlar: Alınla birlikte burun, iki el, iki diz ve ayak parmaklarının uç kısımlarıdır. Secdeye vardığında Subhâne Rabbiye’l-A’lâ (En yüce olan Rabbimi tüm noksanlıklardan tenzih ederim.) der. Bunu üç veya daha fazla söylemek sünnettir. Ayrıca bununla birlikte şu duaları okuması müstehaptır.
(سُبْحانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنا وبِحَمْدِكَ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي).
«Subhâneke Allahumme Rabbenâ ve bi-hamdik, Allahummeğfirli.» «Rabbimiz olan Allah'ım! Sana hamdederek seni tüm noksanlıklardan tenzih ederim. Allah'ım beni bağışla.» Secdede çokça dua eder. Nitekim Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(أَمَّا الرُّكُوعُ، فَعَظِّمُوا فِيهِ الرَّبَّ، وَأَمَّا السُّجُودُ، فَاجْتَهِدُوا فِي الدُّعَاءِ، فَقَمِنٌ أَنْ يُسْتَجَابَ لَكُمْ).
«Rükûa gelince, Rab -Azze ve Celle-'yi rükûda yüceltin, secdede ise, dua etmeye özen gösterin. Çünkü secdede yaptığınız dua, icabet edilmeye daha layıktır.»10
Sonra dünya ve ahiret iyiliklerinden dilediği şeyleri Rabbinden ister. Namaz; ister farz olsun, ister nafile olsun fark etmez. Secdede dirseklerini yanlarından, karnını uyluklarından, uyluklarını da baldırlarından uzak tutar ve kollarını yere yapıştırmadan kaldırır. Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(اعْتَدِلُوا في السُّجُودِ، ولَا يَبْسُطْ أحَدُكُمْ ذِرَاعَيْهِ انْبِسَاطَ الكَلْبِ).
«Secdede mutedil olun. Sizden biriniz, kollarını, köpeğin dirseklerini yere yaydığı gibi yaymasın.»11
10 - Allahu Ekber diyerek başını secdeden kaldırır, sağ ayağını dikerek sol ayağını yatırıp üzerine oturur, ellerini dizlerinin ve baldırlarının üzerine koyar ve oturduğu esnada şöyle der:
(رَبِّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَاهْدِنِي وَارْزُقْنِي وَعَافِنِي وَاجْبُرْنِي).
Rabbiğfirlî, verhamnî, vehdinî, verzuknî, ve âfinî, vecburnî. (Rabbim! Beni bağışla. Bana merhamet et. Beni doğru yola ilet. Bana rızık ver. Bana afiyet ver. Benim kusurlarımı telafi et.)12 Bu oturuşunda acele etmeksizin tadili erkana uyar.
11- Allahu Ekber diyerek ikinci secdeye varır ve birinci secdede yaptıklarını bu secdede de yapar.
12- Allahu Ekber diyerek başını secdeden kaldırır ve iki secde arasındaki oturuş gibi kısa bir süre oturur. Bu oturuşa "Dinlenme oturuşu" (celsetu’l-istirâha) denir ve yapılması müstehaptır. Ancak terk edilirse, bunda bir sakınca yoktur. Bu oturuşta herhangi bir zikir veya dua yoktur. Daha sonra ikinci rekâta kalkarken mümkünse dizlerine dayanarak doğrulur. Eğer bu zor gelirse, elleriyle yere dayanarak kalkabilir. İkinci rekâta başladığında Fâtiha Suresi'ni okur ve ardından Kur'an'dan kolayına gelen bir bölümü okur. Sonra birinci rekâtta yaptığının aynısını yapar.
13- Namaz çift rekâtlı ise; yani sabah, cuma ve bayram namazları gibi iki rekâtlı ise, ikinci secdeden kalktıktan sonra sağ ayağını diker ve sol ayağını yatırarak üzerine oturur. Sağ elini sağ baldırının üzerine koyar, işaret parmağı hariç tüm parmaklarını kapatıp sadece işaret parmağıyla tevhide işaret eder. Ya da serçe ve yüzük parmağını kapatıp, baş parmak ile orta parmağı halka yaparak işaret parmağı ile işaret ederse de güzel olur. Çünkü her iki şekilde Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sabit olmuştur. Bazen birini, bazen de diğerini yapmak daha faziletlidir. Sol elini ise sol baldırının ve dizinin üzerine koyar. Sonra bu oturuşta teşehhüt duasını okur. O da şu şekildedir:
(التَّحِيَّاتُ لله والصَّلَوَاتُ والطَّيِّبَاتُ، السَّلَامُ عَلَيْكَ أيُّها النَّبيُّ ورَحْمَةُ اللهِ وبَرَكَاتُهُ، السَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ الله الصَّالِحِينَ، أَشْهَدُ أنْ لَا إلَهَ إلَّا اللهُ وأَشْهَدُ أنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ ورَسولُهُ).
«Et-tahıyyâtu lillâhi vessalevâtu vettayyibât. Esselâmu aleyke eyyuhen-Nebiyyu ve rahmetullâhi ve berakâtuh, Esselâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhis-sâlihîn. Eşhedu en lâ ilâhe illallâh vahdehû lâ şerîke leh ve eşhedu enne Muhammeden abduhû ve Rasûluhu.» Sonra şöyle der:
(اللَّهُمَّ صَلِّ علَى مُحَمَّدٍ وعلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إبْرَاهِيمَ؛ إنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ، وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إبْرَاهِيمَ؛ إنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ).
«Allâhumme salli 'alâ Muhammedin ve 'alâ âli Muhammedin, Kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme, İnneke Hamîdun mecîd. Ve bârik alâ Muhammedin, Kemâ bârekte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahim. İnneke hamidun mecîd.» «Allah'ım! İbrahim’i ve İbrahim’in ailesini meleklerinin yanında methettiğin gibi, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’i ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ailesini de meleklerinin yanında methet. Şüphesiz sen; çok övülensin, şeref sahibisin. Allah'ım! İbrahim’i ve İbrahim’in ailesini mübarek kıldığın gibi, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’i ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ailesini de mübarek kıl. Şüphesiz Sen; çok övülensin, şeref sahibisin.»13
Dört şeyden Allah Teâlâ'ya sığınır ve şöyle der:
(اللَّهُمَّ إنِّي أَعُوذُ بِكَ مِن عَذَابِ جَهَنَّمَ، وَمِنْ عَذَابِ القَبْرِ، وَمِنْ فِتْنَةِ المَحْيَا وَالْمَمَاتِ، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ المَسِيحِ الدَّجَّالِ).
«Allâhumme innî eûzu bike min azâbi cehennem ve min azâbi'l-kabr ve min fitneti'l-mahyâ ve'l-memâti ve fitneti'l-Mesîhi'd-Deccâl.» «Allah'ım! Kabir azabından sana sığınırım. Cehennem azabından sana sığınırım. Hayat ve ölümün fitnesinden sana sığınırım. Deccal 'in fitnesinden sana sığınırım.»14
Sonra bu dünya ve ahirette istediği her türlü hayır için dua eder. Eğer anne-babası veya diğer Müslümanlar için (ister farz, ister nafile namaz olsun) dua ederse, bunda bir sakınca yoktur. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- İbn Mes'ûd -radıyallahu anhu-'ya teşehhüt duasını öğretirken genel bir ifade kullanmıştır:
(ثُمَّ لِيَتَخَيَّرْ مِنَ الدُّعَاءِ بَعْدُ أَعْجَبَهُ إِلَيْهِ فَيَدْعُو).
«Sonra hoşuna giden dualardan dilediğini seçip dua etsin.» .15 Diğer bir lafız da şöyledir:
(ثُمَّ لِيَخْتَرْ مِنَ الْمَسْأَلَةِ مَا شَاءَ).
«Sonra dualardan dilediğini seçsin.»16
Bu, bir kulun dünya ve ahiret ile ilgili istediği her şeyi kapsar. Daha sonra: Es-selamu aleykum ve rahmetullah (Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun) deyip önce sağına ve tekrar, Es-selamu aleykum ve rahmetullah (Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun) deyip sonra soluna selam verir.
14- Eğer namaz üç rekâtlı ise, akşam namazı gibi veya dört rekâtlı ise, öğle, ikindi ve yatsı namazları gibi daha önce belirtilen teşehhüdü okur ve ardından Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salâvat getirir. Sonra dizlerine dayanarak ayağa kalkar, omuz hizasına veya kulak hizasına kadar ellerini kaldırarak; "Allahu Ekber" der ve daha önce açıklandığı gibi ellerini göğsüne koyar ve sadece Fâtiha Suresi'ni okur. Eğer, öğle namazının üçüncü ve dördüncü rekâtlarında bazen Fâtiha’dan sonra fazladan Kur'an'dan bir şeyler okursa, bunda bir sakınca yoktur. Çünkü Ebû Said -radıyallahu anh-'ın hadisinde, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in bunu yaptığına dair delil bulunmaktadır. Eğer ilk teşehhütten sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salâvat getirmeyi terk ederse bir sakıncası yoktur. Çünkü ilk teşehhütte okumak farz değil, müstehaptır. Daha sonra akşam namazının üçüncü rekâtının; öğle, ikindi ve yatsı namazlarının dördüncü rekâtının sonunda, iki rekâtlı namazlarda teşehhütte yaptıklarını yapar. Ardından sağ ve sol tarafına selam verir. Üç defa "Estağfirullah" (Allah'tan af ve mağfiret dilerim) diyerek ardından şunu söyler:
(اللَّهُمَّ أَنْتَ السَّلَامُ وَمِنْكَ السَّلَامُ، تَبَارَكْتَ يا ذَا الجَلَالِ وَالإِكْرَامِ).
«Allahumme ente's-selâmu ve minke's-selâm. Tebârekte yâ ze'lcelâli ve'l-ikrâm.» (Allah'ım selâm sensin. Selâmet ve esenlik sendendir. Ey azamet ve kerem sahibi Allah'ım! Sen hayır ve bereketi çok olansın.)17 Eğer imam ise, bunu cemaate doğru yönelmeden önce söyler. Sonra da şöyle der:
(لَا إلَهَ إلَّا الله وحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَه، لَهُ المُلْكُ، ولَهُ الحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شيءٍ قَدِيرٌ، لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إلَّا بالله، اللَّهُمَّ لَا مَانِعَ لِمَا أعْطَيْتَ، ولَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلَا يَنْفَعُ ذَا الجَدِّ مِنْكَ الجَدُّ، لَا إلَهَ إلَّا الله، وَلَا نَعْبُدُ إلَّا إيَّاهُ، لَهُ النِّعْمَةُ وَلَهُ الفَضْلُ، وَلَهُ الثَّنَاءُ الحَسَنُ، لَا إلَهَ إلَّا الله مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَلَو كَرِهَ الكَافِرُونَ).
Lâ ilâhe illallah vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l mülk ve lehu'l hamd ve huve alâ külli şeyin kadîr, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah, Allahumme lâ mânia limâ a'tayte ve lâ mu'tıye limâ mena'te. Ve lâ yenfeu zelceddi minke'l-ced. Lâ ilâhe illallah, ve lâ na'budu illâ iyyâhu, lehunni'metu ve lehu'l fadlu ve lehus-senâu el-hasen, Lâ ilâhe illâllah muhlisîne lehu'd-dîn ve lev kerihe'l kâfirûn. (Bir ve ortağı olmayan Allah’tan başka hak ilah yoktur. Mülk O’nundur, hamt O’nadır, O’nun her şeye gücü yeter. Ondan başka güç ve kuvvet yoktur. Allah'ım! Senin verdiğine engel olacak, senin engel olduğuna da verecek kimse yoktur. Makam sahibinin sahip olduğu şeyler, senin yanında kendisine hiçbir fayda vermez. O'ndan başka hak ilah yoktur. Ancak ona ibadet ederiz, nimet O'nundur, fazilet O'nundur. Güzel övgü O'nadır. Allah'tan başka hak ilah yoktur. Kâfirler hoş görmese de dini yalnızca O'na halis kılarız.)18
Allah’ı otuz üç defa ''Subhânallah'', otuz üç defa "Elhamdulillah", otuz üç defa "Allahu Ekber" diyerek tesbih eder. Yüzü tamamlamak için "Lâ ilâhe illallah vahdehû lâ şerîke leh, lehul-mülkü ve lehul-hamdu ve huve alâ külli şey’in kadîr" der. (Allah'tan başka hak ilah yoktur. O birdir, hiçbir ortağı yoktur. Hamd yalnızca O'nadır ve O'nun her şeye gücü yeter.) Her namazdan sonra Ayet el-Kûrsiyi, İhlâs, Felâk ve Nâs surelerini okur. Sabah ve akşam namazlarından sonra bu üç sureyi üçer defa tekrar etmek müstehaptır. Çünkü Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'den bu şekilde rivayet edilen hadisler vardır. Bütün bu zikirler, farz değil sünnettir.
Her Müslüman erkek ve kadının, öğle namazının farzından önce dört, sonrasında iki rekât, akşam namazının farzından sonra iki rekât, yatsı namazının farzından sonra iki rekât ve sabah namazının farzından önce iki rekât olmak üzere toplam on iki rekât namaz kılması meşrudur. Bu namazlara revâtib sünnetler denir. Çünkü Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- mukim olduğunda bu sünnetleri kılmaya özen göstermiştir. Seferde ise, sabah namazının sünneti ile vitir namazı hariç, diğer sünnet namazları terk ederdi. Zira aleyhissâlâtu vesselâm, bu iki namazı hem seferdeyken, hem de mukim iken kılmaya özen gösterirdi. Bu revâtib sünnetler ve vitir namazı camide kılınabilir, ancak evde kılınması daha faziletlidir. Çünkü Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(أفْضَلُ صَلَاةِ المَرْءِ في بَيْتِهِ، إلَّا الصَّلَاةَ المَكْتُوبَةَ).
«Farz namaz dışındaki namazların en makbulü, insanın evinde kıldığı namazdır. »19
Bu nafile namazları kılmaya özen göstermek, cennete girmenin sebeplerindendir. Nitekim Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(مَنْ صَلَّى اثْنَتَيْ عَشْرَةَ رَكْعَةً فِي يَومٍ وَلَيْلَةٍ، بُنِيَ لَه بِهِنَّ بَيْتٌ فِي الجَنَّةِ).
«Kim, gündüz ve gece olmak üzere on iki rekât nafile namaz kılarsa, Allah onun için Cennet'te bir ev bina eder. »20
Eğer ikindi namazının farzından önce dört, akşam namazının farzından önce iki ve yatsı namazının farzından önce de iki rekât kılarsa, bu güzel olur. Çünkü bu namazlar, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sahih olarak rivayet edilmiştir. Aynı zamanda öğle namazının farzından önce dört ve sonrasında da dört rekât kılarsa, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu buyruğuna uyduğu için daha da güzel olur:
(مَنْ حَافَظَ عَلَى أَرْبَعِ رَكَعَاتٍ قَبْلَ الظُّهْرِ، وَأَرْبَعٍ بَعْدَهَا حَرَّمَهُ اللَّهُ عَلَى النَّارِ).
«Her kim, öğle namazının farzından önce dört rekât ve sonrasında da dört rekât nafile namaz kılarsa, Allah, onu ateşe haram kılar (yani Cehennem ateşi onun bedenine dokunmaz).»21 Bu şu anlama gelir, öğle namazından sonra kılınan sünnete iki rekât ilave edilmesidir. Çünkü revatip olan sünnet, öncesinde dört, sonrasında iki rekât kılınmasıdır. Eğer bundan sonrasında iki rekât daha artırırsa Ümmü Habîbe -radıyallahu anhâ-'nın hadisinde bildirilen hüküm gerçekleşir.
Başarı Allah'tandır. Salat ve selam, kıyamete kadar, Allah Teâlâ'nın kulu ve elçisi Peygamberimiz Muhammed b. Abdullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, ailesine, ashabına ve ona en güzel şekilde tabi olanların üzerine olsun.
***
Müslim rivayet etmiştir. Hadis no, (224).
Buhârî rivayet etmiştir. Hadis no, (5782).
Buhârî (744) ve Müslim (598) nolu hadisleri rivayet etmişlerdir.
Müslim rivayet etmiştir. Hadis No: (399).
Buhârî rivayet etmiştir. Hadis No: (756).
Buhârî (817) ve Müslim (484) nolu hadisleri rivayet etmişlerdir.
Buhârî (711) ve Müslim (598) nolu hadisleri rivayet etmişlerdir.
Müslim rivayet etmiştir. Hadis No: (477) .
Müslim rivayet etmiştir. Hadis No: (479) .
Buhârî (788) ve Müslim (493) nolu hadisleri rivayet etmişlerdir.
Tirmîzî (284), Ebû Dâvûd (850) ve İbn Mâce (898) nolu hadisleri rivayet etmişlerdir.
Buhârî (797) ve Müslim (402) nolu hadisleri rivayet etmişlerdir.
Buhârî (1311) ve Müslim (588) nolu hadisleri rivayet etmişlerdir.
Nesâî rivayet etmiştir. Hadis No: (1298) .
Müslim rivayet etmiştir. Hadis No: (402) .
Müslim rivayet etmiştir. Hadis No: (591) .
Müslim rivayet etmiştir. Hadis No: (402) .
Buhârî rivayet etmiştir. Hadis No: (6860) .
Müslim rivayet etmiştir. Hadis No: (728) .
Ahmed (25547), Tirmizî (393) ve Ebû Dâvûd (1077) nolu hadisleri rivayet etmişlerdir.
Buhârî rivayet etmiştir. Hadis No: (605).